‘UYDURULAN DİN, İNDİRİLEN DİN’ UYDURUKÇULARINA REDDİYE – 19

Yayınlama: 15.04.2026
A+
A-

HAFIZ ESLEM (1880-1955): SSCB güçlü ve kıtada egemen olduğu dönemde, hadis ve sünneti ret edenlerin öncülerinden Hafız Eslem şöyle der:

“Rus milleti geçmiş dönemlerdeki İslami çalıştayı yenilemiş, hatta ondan daha iyisini yapmıştır. Çünkü onlar kapitalistleri, toprak ağalarını ve küçük prenslikleri diskalifiye ettiler. Bu (La İlahe İllallah) ‘La’nın anlamıdır. Bu, İslam’ın temellerinden ilk tuğladır. Bu çalışma, Şahadet kelimesine bağlanmanın ta kendisidir. (P. Kur’ancılar S-38)

Kur’ancılar! Pakistan’da mallarda ve gayrimenkullerde Sosyalizmin uygulanması için çağrı yapmaktadırlar. İslam düşmanlarının kendi ilkelerini İslam ülkelerinde yaymalarına ve onların fikri ve kültürel egemenlikleriyle birlikte maddi egemenliklerine hizmet ederek, Sosyalist Ülkelerde Yasama Meclislerinin yerini alan ‘Millet Merkezlerinin’ kurulmasını ve diğer görüşlerinin çığırtkanlığını yapmaktadırlar. (Kitabın basımı, Sosyalizmin revaçta olduğu 1980)

Toprak mülkiyetinin devlete devredilmesi, Sosyalistlerde hâkim yasama meclisinin yerine geçecek millet merkezlerinin kurulması gibi Sosyalist fikirlerin İslam’la boyanmasında Hafız Eslem’in büyük payı vardır. (P. Kur’ancılar S-37)

‘Millet Merkezi’ kavramını ilk defa övünerek dile getiren Hafız Eslem şöyle demiştir: “Allah’a ve Resulüne itaat edin, Ondan yüz çevirmeyin.” (8/20) Gibi ayetlerde geçen Allah’a ve resulüne itaatten kastedilen, ‘Millet Merkezi’ne itaattir.” (P. Kur’ancılar S- 245)

ĞULAM AHMET PERVİZ: İktidar sahiplerinden gördüğü fiili yardımla çok etkin davet faaliyetlerine girişti. General Eyüp Han darbesinden sonra bütün hareket ve partiler kapatıldığı halde, kendisine ve grubu Tuluu’l İslam Hareketine karışılmadı.

Çünkü Eyüp Han’ın yasak koyma, serbest bırakma, zorlama gibi geniş yasama yetkileri verdiği, İslami Kanunların ilgasında ve yerine beşeri kanunların yürürlüğe girmesinde etkin olan ‘Millet Merkezine’ onay veriyordu.

Ahmet Perviz ve hocası Hafız Eslem, Kur’an’ın kemalini bütün esasları kapsamasında ve ayrıntılarının da çok az bir kısmını zikretmesinde görüyorlar. Kur’an’da geçmeyen ayrıntıları ‘Kanunlaştırmayı’ da Millet merkezlerinin yetkisinde görüyorlar. (P. Kur’ancılar S-234)

Ahmet Perviz, Cüz-i meselelerin hükümlerinin belirlenmesini Millet Merkezine havale eder. (Hani Hüküm ancak Allah’ındı? Hani Allah’ın görevlendirdiği resulün dini açıklama hakkı yoktu? Hani dinin maksadını anlamaya çalışan ve bu hususta tavsiyelerde bulunan âlimler, din uydurmakla itham ediliyordu! Yani Resulüllah’ın, ihlaslı âlimlerin din ve Kur’an hususlarında konuşma hakları yok! Ama küfür destekli darbeci generallerin kurduğu Millet Merkezlerinin din hakkında hüküm belirleme hakları var, öyle mi? İ.P.)

Perviz, “Bu nizamın gölgesi altında mal biriktirmek kesinlikle caiz değildir. Mal ve servet biriktirenlere karşı Kur’an’da ağır bir tehdit gelmiştir. Allah şöyle buyurmuş: ‘Altın ve gümüşü biriktirip, Allah yolunda sarf etmeyenlere can yakıcı bir azabı müjdele.’ (9/34) Fazla malın elde kalması caiz değildir. Bu nizamın hükmü altında özel mülkiyet düşünülemez. Bilakis toprak, sermaye, fabrikalar ve ticaret toplumun mülkiyetindedir.” (P. Kur’ancılar S-251)

“Üretim araçlarında esas olan topraktır. İslam Nizamının gölgesinde fazla malların sahiplerinin elinde kalması mümkün değildir. Bu nizamın gölgesinde yaşayanların özel mülkiyet sahibi olmalarını düşünemeyiz. Bilakis topraklar, sermayeler, fabrikalar ve ticaret kamulaştırılır ve devletin tasarrufu altına bırakılır.” (P. Kur’ancılar S-252)

“Her detayı açıklayan Kur’an açık ve anlaşılırdır” diyenler, bu hocalarınız bu ayetleri doğru mu anlamışlar, anlamamışlar mı, yoksa bilerek mi saptırıyorlar? Çünkü zekâtı, sadakayı… Emreden Kur’an’ın özel mülkiyeti ret etmediğini siz de biliyorsunuz.

2/195, 261…271; 36/71; 51/19; 57/7…Ayetleri, özel mülkiyetin olduğuna dair açık delillerdir. Eğer Özel Mülkiyet yoksa zekât ve infak nasıl emredilir ki? Sonra malın fazlasını kim, neye göre belirleyecek? Günlük, aylık, yıllık, ömürlük ihtiyaçlardan hangisi ölçü alınacak? Bu görüşü savunan Sosyalist ideolojinin düzeni yıkıldıktan sonra, bunlar da yönlerini batı kapitalizmine ve hayranlıklarını gizlemedikleri sistemlerine çevirdiler.

Perviz, önce sünneti tevil etti, sonra üstü kapalı eleştirdi ve sonunda delil olmasını inkâr etti ve dinde sünnete itibar edilemeyeceğini iddia etti. Varlıkta ‘Evrim Teorisini’ savunur ve harikulade şeyleri inkâr eder. Ve ilginçtir ki, dinde peygambere konuşma hakkı vermeyen bu zevat, Sovyet Modeli Millet merkezlerini dini hüküm koymada tam yetkili gösteriyorlar.

Perviz’in fikirleri, özellikle de nefsinin azgın isteklerinden vazgeçmeden İslam’ın gölgesi altında yaşamak isteyenler arasında etkili olmuştur. Ancak Perviz’in fikirleri sebebiyle Ulemaca tekfir edildikten sonra bu hareket geriledi.

1958 yılında bütün İslam âleminde Kur’an’ı fikirlere davete öncelik vermek için İslam düşünce önderlerinin evrensel kongresi yapıldı. Şam, Mısır ve Mağrip uleması, Perviz’in yüzüne karşı bu fikirlerin küfür olduğunu ve İslam için açık bir yıkım olduğunu haykırdılar.

Âlimler, bu fikirlerin İslam âleminde yol açacağı çözülme, kargaşa ve Allah’ı bırakıp beşeri putlaştırma; bu fikirlerin ve öncülerinin batı (emperyalist) devlet ve nazariyeleriyle bağlarına dikkat edilmesi konusunda uyarılarda bulundular.

DEVAM EDECEK…

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.