Peygambersiz Kur’ancılar! Kitabının müellifi, araştırmaları esnasında Ehlu’z Zikr ve’l Kur’an fırkasını şöyle anlatıyor: “Bir mescit olan Lahor’daki binalarını 1979’da ziyaret ettim. Cuma namazını eda ederlerken gördüm. Türünün tek örneği olan bu namazın her rekâtı tek secdeliydi. Kendilerine ait mescitlerinde günde 3 vakit namaz kılıyorlardı. Bu grubun 70 yaşlarındaki liderlerinin, sünnete ve hadise çirkin bir şekilde saldırmadığı bir hutbesi yoktur.”
Maddeci batı zihniyetine uygun görmedikleri Kur’an Mucizelerini kabul etmezler. Âdem ve İsa’nın, Kur’an’ın bildirdiğinin aksine bizim gibi bir anne ve babadan doğduğunu söylerler. Kur’an’da anlatılan mucizeleri olmamış sayar ve maddeci batı aklıyla tevil ederler.
Ülkemizdeki uzantılarına baktığınızda, aşamalı olarak aynı yolu takip ettikleri ve saldırgan tutumlarıyla Müslümanlar arasında tefrika ve ayrışmalara sebep oldukları görülmektedir. Sürekli olarak tartışmalı konuları gündeme getirmekte; dünyadaki bütün kötülüklere, haksızlıklara gözlerini kapatmış, Müslümanlarla uğraşmaktadırlar. Bunlardan İ. Eliaçık’ın bugünkü durumuna bakıldığında, bu yolun tahribatını ve Müslümanı getirdiği yeri net olarak görürsünüz. Çevresi değişmiş, dostları değişmiş; övdükleri değişmiş, yerdikleri değişmiş. İnancı değişmiş, söylemleri değişmiş. Artık Kur’an ve ‘İndirilen Din’ de onu tatmin etmiyor.
İndirilen dinden sonra ‘Doğal Din’ icat etmiş. Kur’an’ın açık hükümlerine aykırı açıklamalarda bulunuyor. Allah’a, peygambere, Kur’an’a… inanmayanın kâfir olmadığını, Allah’a inanmayan ateist, deist, agnostik… İnançsız insanların cennete gideceklerini söylüyor. Tabi bunu yaparken, Allah’a inanmayanlara cennette yer açmak için Müslümanları ‘Dürüst olmama; kötülüklerin kaynağı’ olarak gösterip, cehennem yolunu gösteriyorlar.
Kur’an ve resulün açıklamalarına rağmen “Allah’ı bilmiyoruz. Peygamberin anlattığı Allah bile, peygamberin anlattığı Allah’tır; Gerçek Allah değil. İnançsızlık kötü bir şey olamaz. Belki inançsız olmak, gerçek Allah’ı korumak demektir. Mevcut inançlardan beri olmak, ‘kardeşim! Hiç birinize inanmıyorum, hepiniz Allah’ı yanlış anlatıyorsunuz.
Allah nasıl bir şey bilmiyorum. Ama şimdilik söylenen her şeyi ret ediyorum.’ Benim bildiğim Allah, bunları yakmaz, yakamaz” diyor. Moderatörün, Kur’an’da Allah’a inanmayan kâfirlerin cehenneme gideceğini söylediğini hatırlatması üzerine; sırıtarak, küfrün inançla ilgili değil, amellerle ilgili olduğunu ve bazı günahları sayarak bunları işleyenlerin kâfir olduğunu söylüyor. Allah’a inanmayanın değil. (KRT TV.) Resul ve Kur’an’ın davet ettiği Allah’ı gerçek Allah olarak kabul etmiyor ve benim bildiğim ‘Allah’ diyor. Peki, Kur’an ve resulün davet ettiği Allah’ı kabul etmeyenlere ne denir? Kur’an’ın Allah, günah, kâfir… Hakkındaki tanımlamalarını kabul etmiyor.
Dün Kur’an’ı göstererek Müslümanlara ve ibadetlerine saldırırken, bugün Kur’an’ı da beğenmeyip kendince ‘Doğal’ bir din icat etmiş. Dün Müslümanları Kur’an’a uymamakla suçlarken, bugün Kur’an’ı beğenmez olmuş. Dün Müslümanları yeni bir din uydurmakla suçlarken, bugün kendisi ‘doğal din’ dediği yeni bir din uydurmuş. Allah’a, resulüne, Kur’an’a, ahirete… İnanmayan ve Allah’ın yasakladığı şeyleri yapan ateist, agnostik, inançsız… İnsanların itirazlarına rağmen, onları zorla cennete koymak istiyor. Ama Müslümanları bütün kötülüklerden sorumlu tutarak cehenneme gönderiyor. Ve burada da durmazlar.
Ateist, Deist ve Kemalistlerin… İsimlerinin önüne İyi hasletleri koyup överken, Müslümanlara kötülükleri mal edip karalıyorlar. Savcı ve yargıç görevi yüklenip, itham ettikleri Müslümanları cezalandırıyorlar. Allah’a ve dine inanmayan İslam karşıtlarını överken; günde yüzlerce defa “Rabbim Allah’tır” diyen Müslümana, “Ben sizin inandığınız Allah’a inanmıyorum. Ben sizin inandığınız dine inanmıyorum…” diyebiliyorlar. Oysa biz bir tek ‘Allah’ olduğuna inanıyoruz. Kitap ve peygamberler, insanları hep bir tek Allah’a davet etmişler. Hatalarımızın olması, Allah’ı ret etmeye gerekçe olamaz. ‘Âlemlerin Rabbi Allah’a inanmayanlar, kendi İlahlarını açıklayabilirler mi?
Bizim veya bir başkasının İlahını kendileri belirlememeli, tarif etmemelidirler! Herkes inandığı İlahını kendisi tarif etsin. Biz, Kur’an ve resulün bildirdiği âlemlerin Rabbi Allah’a iman etmişiz. Hz. Muhammed’in son peygamber ve bildirdiği Kur’an’ı da, hayatımızın ve dinimizin Anayasası olarak kabul etmişiz. Bu dinin adını da Allah (cc) ‘İslam’ olarak bildirmiş. Biz bunlara İman etmişiz, bizim inandığımız bu değerlere inanmayanlar, neye inanıyorlar? Bir mümin için bunun şakası bile olabilir mi?
DEVAM EDECEK…