DÜNYA VE AHİRET İÇİN KİŞİSEL GELİŞİM

Yayınlama: 15.07.2025
A+
A-

Büyük evliyalardan Gazali’nin ‘Kimya-ı Saadet’ kitabında, insanın ‘Kişisel Gelişim’ kategorisinde sınıflandırılır.

Önce garipsedim, sonra haklılığını gördüm. Öyle ya, en güzel, en etkili ve en fazla başarı kazandıran kişisel gelişim prensiplerini İslamiyet önermiyor mu?

Ahireti bilen bir insan için kişisel gelişimin çok başka anlamı vardır. Kişisel gelişim; insanın maddi ve manevi kâmil insan olmak yolunda kendini geliştirmesi olarak okunmalı ve insanın, insanlık seciyelerini geliştirmesi, cennete layık bir duruma gelmesi olarak anlaşılmalıdır aslında. Yoksa insan kendini ne kadar geliştirirse, ne yapsa bu dünya hayatında bir serçe kadar bile mesut olamayacaktır.

İnsana bu önemli yetenek ve duygularının sırf dünya için verilmediği bellidir. O halde kişisel gelişim denildiğinde, kişinin kendini sadece dünyevi anlamda geliştirilmesi şeklinde anlaşılması eksik olur. İnsan sırf dünya için yaratılmadığına göre, kişisel gelişim de sadece dünya için olmamalıdır.

Gelişmek, başarı, dünyevi mutluluk, refah ve tatmin için midir? Sadece dünyayı amaç edinen birisi için böyle bir okuma yeterli olabilir. Bu kişi, bütün potansiyelini dünya için harcayabilir.

Ya ahiretin bu dünyadan kazanılacağını bilenler için; hayatın bu geçici ve kararsız fani hayattan ibaret olmadığını bilenler için hayatın amacı, çok daha kapsamlı olur.

İnsana, hem dünyasını hem de ahiretini kazansın diye verilen alet ve cihazların farkında olmak ve onları geliştirmek… Geriye gitmemek, yerinde saymamak, daima ilerlemek…

İslamiyet’in kişisel gelişim yolu olarak Müslüman’a tavsiyesi, iki kanatlı bir çabadır. Dünyayı ahiretin mezrası bilen mümin, çabalamaya ve daimi bir ilerlemeye mecbur hissedecektir. İki günü hem dünya için hem ahiret için bir olmasın diye çalışacaktır.

****

Batı kaynaklı kişisel gelişim “Sen yapabilirsin” temalıdır. İlhamını Yunan’ın insansı tanrılarından, Yahudiliğin yaratanıyla kavga edebilecek kadar güçlü vehmedilen insan figüründen alır.

İslamiyet ise insana artısını-eksisini avantajını-dezavantajını, tercihlerinin hayır ve şer sonuçlarını bildirir ve insana gerçekçi bir durum değerlendirmesi yaptırır. Ardından da her iki dünyanın başarılarını kazanacağı bir olgunluğa ve yaşam kalitesine teşvik eder. Böylece uygulandığı takdirde, dünyayı dahi cennete çevirecek güzel ve mutlu bir hayatı teklif eder. Bir Müslüman sabırla çalışır, kazandığına şükür ve kanaat eder. Hedeflerine ulaşana kadar bu adımlarla ilerler. Çalışmayı da fiili bir dua olarak yerine getirir. İlim ve dua vasıtasıyla tekemmül eder, olgunlaşır. Kanaatsızlıkla şikayete düşüp bıkkınlık yaşamaz, gelişimi sürekli olur…

Yani Müslümanın kişisel gelişim adımlarında kalbin, ruhun ve diğer bütün latifelerin gün be gün geliştirilmesi vardır. Diğer gelişim uygulamalarında ise sadece akıl, zeka veya bazı yeteneklerin geliştirilmesi amaçlanır. İnsanı her şeyiyle kuşatan, insanı birleşik kaplar gibi tüm yönleriyle geliştiren, zaten ‘Ahsen-i takvim’ olarak kendisine verilen kalitesini ve seviyesini ortaya çıkaran kişisel gelişimi sadece İslamiyet sunar.

Kur’an-ı Kerim’de ki ayette Allah, insanı Ahsen-i takvimde yaratmıştır. Yani insanı en güzel, en mükemmel bir surette yaratmıştır.

Dünya imtihanı okuldaki imtihanlardan farklıdır. Okuldaki imtihanlara öncesinden hazırlanılıyor ve imtihan sırasında hazırlığı kadar cevap veriliyor. Dünya imtihanı ise ölüme kadar, bu imtihanda emeklilik yok. O halde Müslümanın kişisel gelişiminde de emeklilik yok. Müslüman, ecel kapıyı çalana kadar kendisinin en mükemmel halini arayacak, hem dünya hem de ahiret yurdunu abad etmek için dünya mezrasında çalışacak.

Evet gayret, gayenin büyüklüğü ile orantılıdır. Ahireti asıl maksat yapan kişinin gayreti de o nispette büyür. Kişi hem dünya hem de ahirette onu kurtaracak eserler için çabalar. Gayesinin büyüklüğü onu daha gayretli ve başarılı kılar.

Bediüzzaman’ın “Ahirette seni kurtaracak bir eserin olmadığı takdirde, fani dünyada bıraktığın eserlere kıymet verme” sözü çok manidardır.

Peygamber Efendimiz (sav): “Hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya,; yarın ölecekmiş gibi ahirete çalış.” diye buyuruyor.

Dünyaya ehemmiyet verip çalıştığımız gibi, ahirete de daha fazla ehemmiyet verip çalışmalıyız. Aslında dünyada kalacağımız  zaman dilimine  kadar dünyaya, ahirette kalacağımız kadar ahirete çalışmalıyız. Madem dünya hayatı kısadır ve fanidir. Ahiret hayatı Bâki ve ebedidir. Bu yüzden ahirete çok ama çok çalışmalıyız. Yine Bediüzzaman Hazretleri:

“Sırf dünya için mi yaratılmışsın ki, bütün vaktini ona harcıyorsun” buyurmuştur.

Madem dünya için yaratılmamışız, bütün vaktimizi de dünyaya harcamamamız gerek. Ahirette bizi kurtaracak eserler, ameller hazırlamalıyız.

Kâinat kitabını okuyan ve ondaki nizamı, intizamı, sürekli gelişimi gören bir Müslüman, Allah’ın kâinatta gösterdiği bu prensipli olmayı, dakikliği, çalışkanlığı, tedbirliliği ve bunlar gibi özellikleri kendine örnek alır ve bunlara uygun hareket eder. Böylece kendini daima geliştirir. Aslında ümmetin kurtuluşu da buradadır. Her birimiz dünyevi ve uhrevi gelişimini dert edindiğinde, bugünkü dertlerimizi geride bırakacağız. Cehalet, fakirlik ve ihtilaf bizi esir alamayacak.

Kişisel gelişim için, ömrümüzü planlamak için, zaman tanzimi için Müslümanca düşünmemiz ve yaşamamız şart. İki dünya saadetimiz ve başarımız için de, ümmetin kurtuluşu için de buna çalışmamız gerekiyor.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.