Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Organ bağışı: Bir iyilik, bir ömür, bir hayat…
Her yıl 3-9 Kasım tarihleri arasında ülkemizde Organ Bağışı Haftası kutlanıyor. Bu hafta, belki de hayatımız boyunca üzerinde yeterince düşünmediğimiz, ancak bir gün kendimizin veya sevdiklerimizin hayatını doğrudan ilgilendirebilecek çok önemli bir gerçeği yeniden hatırlatıyor: Organ bağışı hayat kurtarır.
Bugün binlerce insan, hayata tutunabilmek için bir organ nakli bekliyor. Kimisi bir böbreğin, kimisi bir karaciğerin, kimisi de bir kalbin kendisine ulaşmasını umut ediyor. O insanların her biri, bir telefonun çalmasını, bir haberin gelmesini, yeniden sağlıklı bir hayata kavuşmayı bekliyor. Ne yazık ki bazıları bu haberi alamadan hayata veda ediyor.
Sağlık Bakanlığının yayımladığı verilere göre, 2025 yılında 4 bin 769 insan organ nakli beklerken hayatını kaybetti. Bu rakamlar yalnızca istatistik değildir; yarım kalan hayatlar, gözü yaşlı aileler ve gerçekleşemeyen umutlar demektir.
Ben bu konuyu yalnızca bir vatandaş olarak değil, bizzat yaşamış biri olarak anlatmak istiyorum.
Hayattayken, hiçbir kan bağı ve akrabalık ilişkimin bulunmadığı, böbrek yetmezliği nedeniyle yaşam mücadelesi veren bir insana böbreğimi bağışladım. Bu kararı verirken ne bir karşılık bekledim ne de bir takdir görme düşüncesi taşıdım. Tek arzum, bir insanın yeniden hayata tutunmasına vesile olmaktı.
Elbette bu karar kolay alınmış bir karar değildi. Tıbbi değerlendirmelerden geçtim, ameliyat oldum ve hayatıma tek böbrekle devam etmeye başladım. Bugün geriye dönüp baktığımda, bir insanın hayatına dokunabilmiş olmanın verdiği manevi huzurun tarif edilemeyecek kadar kıymetli olduğunu görüyorum.
Benim için organ bağışı, yalnızca bir organın başka bir bedene nakledilmesi değildir. Bir annenin evladına kavuşması, bir çocuğun babasıyla büyümeye devam etmesi, bir insanın yeniden hayaller kurabilmesi demektir.
Üstelik benim organ bağışıyla ilgili düşüncem yalnızca hayattayken yaptığım bağışla sınırlı değil. Vefatım durumunda, tıbben uygun olan organ ve dokularımın başka insanların hayatına umut olması için de bağışçı olma irademi ortaya koyuyorum. Çünkü inanıyorum ki insan, yaşarken de vefatından sonra da iyiliğe vesile olabilir.
PEKİ, DİNİMİZ ORGAN BAĞIŞINA NASIL BAKIYOR?
Toplumumuzda organ bağışı konusunda zaman zaman dinî tereddütler yaşandığını biliyoruz. Oysa Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, belirli şartların yerine getirilmesi hâlinde organ ve doku naklinin caiz olduğunu açıkça ifade ediyor.
Kur’an-ı Kerim’de Mâide Suresi’nin 32. ayetinde şöyle buyruluyor:
“Kim bir canı kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur.”
Elbette bu ayet doğrudan organ naklini düzenleyen bir hüküm değildir. Ancak insan hayatını kurtarmanın İslam’daki değerini çok güçlü biçimde ortaya koymaktadır.
Dinimiz insan hayatına büyük değer verir. Organ bağışının da insan onurunun korunması, tıbbi gereklilik, rıza, karşılıksız ve uzman hekimlerin değerlendirmesi gibi şartlara uygun olması hâlinde dinen caiz olduğu belirtilmiştir.
Dolayısıyla organ bağışını dinimize aykırı görmek yerine, şartlarını doğru öğrenmek ve insan hayatına sağlayabileceği katkıyı anlamak gerekiyor.
Beyin ölümü ile bitkisel hayat aynı şey değildir
Bir başka önemli konu da toplumdaki bilgi eksikliğidir. Beyin ölümü, koma veya bitkisel hayatla aynı durum değildir. Beyin ölümü, tüm beyin ve beyin sapı işlevlerinin geri dönüşümsüz olarak sona ermesidir. Tıbben ölüm kabul edilir. Organ bağışı da ancak gerekli tıbbi ve yasal koşullar sağlandığında gerçekleştirilebilir.
Bu nedenle organ bağışı konusunda kulaktan dolma bilgilerle değil, bilimsel gerçeklerle hareket etmeliyiz.
BİR GÜN BİZİM DE İHTİYACIMIZ OLABİLİR
Bugün sağlıklı olduğumuz için organ bağışını düşünmüyor olabiliriz. Ancak yarının ne getireceğini hiçbirimiz bilmiyoruz. Bugün bağışçı olmayı düşünmeyen bir insan, yarın kendisi veya bir yakını organ nakline ihtiyaç duyabilir.
Şunu unutmamalıyız: Organ bağışı bir gün bizim de kapımızı çalabilecek bir hayat meselesidir.
Ben bir böbreğimi bağışlayarak bunun ne kadar büyük bir iyilik olduğunu yaşayarak öğrendim. Şimdi herkese çağrım şudur:
Lütfen organ bağışını ertelemeyin. Konuyu araştırın, doktorlardan bilgi alın, dinî tereddütleriniz varsa bu konu üzerinde kendilerini geliştirmiş Din alimlerinin bilgilerinden yararlanabilirsiniz. Bağış kararınızı verin ve ailenizle paylaşın.
Çünkü bazen bir imza bir insanın hayatını değiştirebilir. Bazen bir böbrek, bir kalp veya bir karaciğer, bir aileye yeniden umut olabilir.
Unutmayalım; malımızı, makamımızı ve sahip olduğumuz birçok şeyi bu dünyada bırakacağız. Ancak bir insanın hayatına dokunmanın iyiliği ve bıraktığımız güzel izler yaşamaya devam edecek.
Ben bir insanın hayatına böbreğimle dokundum. Vefatımda da organlarımın başka hayatlara umut olmasını istiyorum.
Dilerim bu çağrımız, daha fazla insanın hayatına dokunmaya vesile olur.
Bir organ bağışlayın, bir hayata umut olun. Çünkü iyilik bulaşıcıdır, hayat kurtarmak ise en büyük iyiliklerden biridir.