ADALETİ KİM SAĞLAYACAK?

Yayınlama: 20.06.2026
A+
A-

Toplumsal barış ve huzurun temeli Adalet’tir. Adalet toplumsal barış ve huzuru sağladığı gibi; Adaletsizlik, toplumsal huzursuzluğa ve kavgalara sebep olur.

Her insan Adil olmak ve adaletsizlikten sakınmakla sorumludur. Ancak nefsinin, çıkar ve ideolojilerin kölesi olarak Adaletten sapan insanların haksızlıklarını düzeltmek de, Güvenlik ve Adaleti sağlamakla görevli kamu görevlilerin sorumluluğudur. Adaletin bu kurumlarda başlaması ve devletin bu kurumlar üzerinde denetleyici görevini aksatmaması gerekir.

Geçen gün bir polis karakolunun kapısında, ‘Polis Merkezi Adalete Açılan İlk Kapıdır” yazısı gözüme ilişti. Çok doğru ama gerçekleşmesi, yazıda kalmaması gereken güzel bir tespit. Polis, mağdur vatandaşın çaldığı ilk kapıdır ve Adalet gömleğini ilikleyecek ilk düğmedir. Polisin sorumluluğu ve muamelesi, Devlet ve Hukukun görülen yüzü olur.

Polis karakollarında veya olay mahallinde tutulan ilk ifade ve tutanaklar, hukuka temel teşkil etmektedir. Bu sebeple Adalet ve sorumluluğun, öncelikle burada başlaması ve denetlenmesi şarttır.

Bakanlar yenilenmişken kurum ve personelin denetlenmesi gerekir. Özellikle eski dosyaları soruşturan yeni Adalet Bakanı halka güven ve umut vermektedir.

Yasalar aynı ama bir bakanın değişmesiyle, kapanmış bazı dosyalar açılarak olay aydınlanmaktadır. Yasalar önemli ama onu uygulayacak insanın sorumluluğu ve denetlenmesi daha önemlidir. Yasalar aynı ama aynı suçtan yargılananlar bir mahkemece en ağır cezayı alırken, aynı hukuka bağlı başka bir mahkeme tarafından beraat edebiliyor. Bu, bir yanılma değil. İki uç karardan birin doğru olmadığı kesindir.

Olaylardan sakınan biri olarak başımdan geçen bir iki olayı anlatayım. 2006 yılında beni çarpan kapkaççıyı kovalayarak yakaladım. Birinin yardımıyla zor bela karakola getirdim. Hırsız inkâr etmiyordu ama parayı arkadaşına verdiğini söylüyordu. Hırsızın abesi olduğunu söyleyen biri, davamdan vazgeçmesem bile, hırsız kardeşinin savcılıkta serbest bırakılacağına yemin ediyordu. Nitekim öyle de oldu.

Asker kaçağı, kapkaç, yaralama, uyuşturucu, hırsızlık… Dosyası epey kabarık olan sanık, savcılıkta serbest bırakılmıştı. Karakola sorduğumda suçlu muamelesi gördüm. Biraz üsteleyince, beni suçlayan polis memuru, “Tutanağı ben tutsaydım, bakalım bırakılabilir miydi?” demişti. Demek ki polisin tutacağı tutanak çok önemli…

Aynı davadan gelen yazıya istinaden mahkeme günü Adliyeye gittim ama benim mahkemenin bir ay öncesi olduğunu öğrendim. Mahkemenin yazı işlerine sorduğumda görevli memur alay ederek, mahkemenin geçen ay olduğunu söyledi. Kendilerine ait elimdeki yazıyı gösterip, “Tarihe bakar mısın, bu yazıyı siz göndermediniz mi?” diye sorduğumda, lakayt davranmaya başladı. Çünkü hesap verme korkusu yok.

Kuralcıyım ve özellikle trafik kurallarında çok hassasım. 9 yıl önce kendi yolumuzdan giderken, arabalarının hızını deneyen gençler arkadan arabamıza çarparak yaralanma ve arabanın pert olmasına sebep oldular. Kaza yerindeki polislerden biri bize çarpan aracın hızının en az 170-180 olduğunu söylüyordu. Kaza biz kavşağı geçtikten sonra olmuş.

Ben durup yol kontrolünü yaptığımda yol bomboştu. Ben aracı vitese alıp dönüşümü yaptığım ve 25 metre yol aldığım zaman içinde 185 hızla gelen araç birkaç saniye içinde gelip bana arkadan çarpmış. İşin ilginci beni suçlamak için küçücük ‘Yol Ver’ levhasını gösteren tutanakta, aynı levhanın yanında bulunan 40 kat büyüklükteki “Azami hız 70 km.” levhası yazılmamış. Aksine yol hakkı ‘110 km’ yazmış ve karşı tarafta, “Hızımız 110” demiş. Ayrıca nereden bakarsanız tutarsız olan “Önümüze aniden çıktı” ithamıyla biz suçlanmaktayız. Oysa durup kontrol etmeden U dönüşü alamazsınız. Eğer önlerine çıksam daha kavşakta ve aracın sağ ön tarafına vuracaklardı. Hızlarıyla arkadan çarptıkları ve kendi araçlarından çok daha ağır olan aracımızı pert ettiler.

Bizden sonra yüksek refüj duvarını yıkmış, üste çıkarak levhaya çarpmış ve ancak 35 mt. İlerde durabilmiş. Yüzlerce defa da deneseniz 120-130 hızla bu tahribatı yapamazsınız. Ama her nedense aleyhime işletilen ‘Yol ver’ levhası tutanağa yazılmış. Ama koskoca ‘Azami hız 70 km’ levhası, aracının en az 170-180 olan hızı yazılmamış. Tutanağın trafik kuralları ve yaşanılan gerçekle hiç ilgisi yok. Ama gerçeklere aykırı tutulan tutanak ve haksız ithamla suçlu duruma düşürülmek isteniyoruz.

Yargı ve Karar mercilerinde olanlar verdikleri kararların sorumluluğunu taşımaları gerektiği gibi; Polis karakollarında ve olay yerlerinden ilk ifade ve tutanakları da tutanların, haksız ve gerçeğe aykırı, adaleti yanıltacak durumların hesabını verme sorumluluğu taşımaları gerekir.

Herkes görevinin ve yaptıklarının sorumluluğunu taşımalıdır…

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.