Resulün örnekliğini ve alimlerin öğretmenliğini ret etmek için ‘Dinin Kaynağı Kur’an’dır’ Hakikati üzerinden demagoji yapıyorlar. Kur’an’ın da, resulün ibadet gibi dini uygulamalarının da kaynağı Vahiydir. Allah’ın dinini ve kitabını da ancak görevlendirdiği resulden öğreniyoruz.
Kur’an ve Kur’an’ı bize bildiren Allah resulünün arasını ayırmak için bu tür kelime oyunlarına başvuruyorlar.
Resulün en yakını Hz. Ayşe’nin, resulün ahlakını soranlara: “Siz Kur’an okumaz mısınız? O’nun ahlakı Kur’an’dı.” Veya Allah’ın seçtiği resulün, Allah’tan başka bir şeye davet edeceğini mi sanıyorlar?
Dini yaşam için itibar edilen hadis, sünnet, icma, kıyas gibi kaynakları ret etmek için, “Dinin tek kaynağı Kur’an’dır” iddiası ileri sürülmektedir.
Kur’an’ı dinin temel kaynağı kabul etmeyen bir âlim olabilir mi? Bütün âlimler dinin kaynağının Kur’an olduğunu söylemişler ve bunun aksi düşünülemez. Ancak dinin doğru anlaşılması için resulün örnek alınması gerektiğini söylemişler. Bunun da delili kaynak kabul edilen Kur’an’da vardır.
Ayet şöyle buyurmaktadır: “Muhakkak Allah’ı ve ahiret gününü ümit edenler ve Allah’ı çokça ananlar için Allah’ın resulünde güzel bir örnek vardır.” 33/21
Kur’an’ın örnek gösterdiğini örnek kabul etmemek, Kur’an’a imanla bağdaşmaz.
Resule uymak ve örnek almak, kaynak kabul ettikleri Kur’an’ın emridir. Onlarca ayette, “Allah’a ve resulüne itaat ediniz” emri var. Dini hususlarda resule itaat, Allah’a itaatin gereğidir. Hatta “De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız, hemen bana tabi olun ki, Allah’ta sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.” 3/31 Ayetinden de anlaşılacağı gibi Allah, ‘Sevgisini’ resule tabi olmaya bağlamaktadır.
Kur’an’a davet iddiasında olanların, dini hususlarda peygamberi Kur’an’dan ayrı değil; Kur’an’ın açık ayetleriyle itaat ve uyulması gereken Allah’ın resulü olarak görmeleri ve tabi olmaları gerekir. Allah’ın emir ve hükümlerini peygamber ve Kur’an’dan öğrenebiliyoruz.
Kur’an’ı da bize bildiren tek kaynak Resulüllah’tır. Allah dilerse, emir ve tavsiyelerinin esaslarını kitap haline getirmeyi resulüne bildirir. Dilerse, detaylarını resul aracılığıyla ve resul örnekliğinde bize bildirir.
Tıpkı Hz. Nuh, Musa, İsa… Peygamberlerle kitaba geçmeyen iletişim ve diyaloğu gibi. Hüküm Allah’ın olduğu gibi, tercih ve yöntem de Allah’ındır. Hiç kimse Allah’a ve resulüne bu konularda hesap soramaz, yol gösteremez. Hele hele “Hüküm Allah’ındır” diyenler, Allah’ın hükmüne ve tercihine saygı göstermek zorundadırlar. Allah’ın resulü ve Kur’an arasında ikilik yaratmamalıdırlar. Resulüllah’ın “Bu ayetleri Kur’an için yazın” sözüne itibar edildiği gibi, “Cebrail bana öğretti, benim gibi namaz kılınız” sözlerine de aynı şekilde itibar etmelidirler. Bu, peygamberin kendi başına uydurduğu veya ilave ettiği bir şey değil, hüküm sahibi olan Allah’ın takdiridir.
“Kur’an’ın anlattığı dine göre vahiy ve akıl, insanların hareketine yön vermelidir” İddialarının aksine, Kur’an ve sünnet ışığında araştırma yapan aklın neticesi olan âlimlerin ‘İçtihadını’ ve ittifakı olan ‘İcmayı’ ret ediyorlar.
Sebep ve sonuçları itibarıyla aynı veya benzerlerin mukayese edilmesi olan ‘Kıyası’ kabul etmiyorlar. “Kur’an’da her şey detaylarıyla açıklanıyor” diyorlar ama Kur’an’da esrar ve eroin isimleri geçmiyor. Bu mantığa göre esrar ve eroin Kur’an’da geçmediği için ‘Helal’ mı görülmelidir? Yoksa yasak edilen ‘şaraba’ kıyasla ‘haram mı sayılmalıdır?
Esas gayeden anlaşılan ve şahsi kanaat olan ‘Rey’ ve insanlığın faydasına olan Maslahata karşı çıkmayacaklarını umuyorum. İnsanları dinden soğutmak ve din uydurmakla suçladıkları âlimlerin yaptıkları bundan başkası değildir.
Yanılabilir insan olmamız hasebiyle bazı içtihatları sizi tatmin etmeyebilir. İsabetli görmediğiniz içtihat ve tavsiyelerine uymakla mükellef değilsiniz. Hatta yanılgılarını ilmi verilerle gösterip daha doğrusuna davet edebilirsiniz. Ama onları ‘din uydurmakla’ suçlayarak, aşağılayarak toptan suçlama ve karalama hadsizliğinde bulunulmamalıdır.
Dinin temel kaynağı vahiydir. Peygamber ve âlimler Kur’an’ı açıklamış ve Kur’an’a uymaya davet etmişler. Âlimlerin çalışmaları: Kur’an ve resul rehberliğinde, akıl ve araştırmalar neticesinde yaşanan hayatta Allah’ın rızasına uygun olanı tespit edebilme gayretleridir. Bunları Kur’an’dan ayrı kaynaklar değil, Kur’an’dan beslenen kaynaklar veya Kur’an’a ulaşmak isteyen çabalar olarak görmek ve değerlendirmek gerekir.
Bütün bunların test edileceği, değerlendirileceği ana kaynak Kur’an’dır. Gaye, Allah’ın rızasına uygun ve Kur’an’ın temel ilkelerine göre yaşamı değerlendirmektir.
Bütün gaye ve çabalarımız, bizi yaratan ve hesap soracak olan Allah’ın rızasına ulaşmak olmalıdır. Bu da ancak iyi olmak ve iyiliklere yönelmekle sağlanabilir. Bunun için Kur’an’ın açıklanması ve yaşanan güncel hayatta peygamberin ve âlimlerin tavsiye ve rehberliklerine uyarız. Bu, haşa Allah’a rağmen başkalarının hükmüne uymak değildir.
Size caminin yolunu gösterenin işaret ettiği güzergâhı takip etmekle, o şahsın emir ve yoluna girmiyorsunuz. Namazda uyduğunuz İmam için namaz kılmıyorsunuz. Daha âlim ve ehil bildiğiniz imama uyarak Allah’ın rızasını arıyorsunuz; Siz de İmam da Allah için namaz kılıyorsunuz.
Gideceğin yöne giden araca biniyorsun. Amaç ve hedefin belli, şoföre bağlı değilsin. Ancak şoförün yolu daha iyi bilmesinden ve daha rahat ulaşmak için aracı tercih ediyorsun. İstediğin istikamete gitmeyen araca binmezsin. Her araca bineni istikametten ayrıldılar, şoföre tabi oldular diye suçlamak çok yanlış bir ithamdır. Kitaplara bağlı öğretmenlerin anlattıklarını, ‘kendi kafalarından hüküm uyduruyorlar’ sözünün yanlışlığı gibi; öğrenciyi, ders aldığı öğretmenin kölesi, mukallidi olarak lanse etmek de yanlıştır.
Kitaplar var diye, öğretmenleri ret etmek doğru olmadığı gibi; “Tek Kaynak Kur’an’dır” diye, Kur’an’ı bize bildiren Allah’ın resulü ve Kur’an öğretmenlerini de ret etmek doğru değildir. Âlimlerin yorum ve tavsiyelerinin Allah’ın hükmü gibi algılanması nasıl yanlışsa, Âlimlerin bilgi ve tecrübelerinden faydalanmayı “Allah’a karşı” şeklinde itham da o kadar yanlıştır.
Ve belki de burada esas mesele: Kur’an ilimleriyle tanışmamış ama bilgili olduğunu iddia eden birçok kimseden çok daha fazla imanında samimi olan bir buçuk milyar Müslümandır. Bu Müslümanların Kur’an’la hemhal olmaları elbette istenen ve olması gereken bir şeydir. Ama yaşanan hayatın gerçeğini de görmemezlikten gelemeyiz.
Elbette birileri bu insanlara yardımcı olmaya çalışacak, vaazlar edecek, okumaları için yardımcı kitaplar yazacak. Ve elbette Kur’an ilminden bihaber büyük çoğunluk, ihlaslı âlimlerin bilgi ve eserlerinden faydalanacaklar.
Âlim, Akademisyen diyeceğimiz bu insanların Kur’an’a aykırı söylem ve icraatlarına elbette İslami ahlak ve sorumluluk çerçevesinde karşı çıkacağız.
Bilerek saptıran veya çıkar sağlamaya çalışanlara karşı en uygun yollarla mücadele edeceğiz. Bu görev ve sorumluluk güç ve imkânı nispetinde her Müslümanın yapması gereken bir vazifedir. Ama dini sorumluluk bilinciyle hareket edenleri, bir yanılgılarından veya bizim düşüncemize uymayan bir yorumlarından dolayı karalayıp, tekfir etmemeliyiz.
Dini geleneksel yaşayan büyük çoğunluğu da, itimat ettikleri birilerini dinledikleri, dinlerini onlardan sordukları için müşrikler sınıfına itmemeliyiz. Bu insanlar çevreleri ve bilgileri seviyesinde öğrenmeye çalışıyorlar. Ama dini sordukları insanı da dinin kaynağı olarak gördüklerinden değil; Kur’an ve peygamberin davet ettiği dinin aslını öğrenmek için soruyorlar.
Eğer siz, bu insanların hasta olduklarına inanıyorsanız, yapmanız gereken onları diri diri toprağa gömmek değil; biliyorsanız tedavi edersiniz, edemiyorsanız tedavi merkezlerine ulaşmalarına yardımcı olursunuz.
İnsanlık ve Müslümanlık bunu gerektirir. Yargılamak ve suçlamak, hiç kimsenin haddi ve görevi değildir. Sizler, davet ve iyi örnek olmakla sorumlusunuz. Eğer niyetiniz iyi ve Kur’an’a iman etmişseniz; Allah, Kur’an ve Resule inanan kazanılmaya hazır büyük bir kitle var. Haddinizi bilerek, Kur’an’ı ahlak ve üslupla bu kardeşlerinize iman ettikleri Kur’an’ı ‘Doğru’ bir şekilde anlamalarını hatırlatmaya çalışırsınız.
Şüphesiz ki, dinin temeli ve kaynağı Kur’an’dır. Ancak bu inanç, Kur’an’a davet eden ve yol gösteren hadisleri ve âlimleri ret etmemizi söylemiyor. Ve dinin kaynağı olan Kur’an’ı bize bildiren tek kaynağın da peygamber olduğu asla göz ardı edilmemelidir…
DEVAM EDECEK…