Öncelikle İslam’ın çepeçevre rahmetle kuşatıldığını ve rahmeti kuşandığını gösteren birkaç örnekten sonra, Rahmet Peygamberi olan Hz. Muhammed’in (asm/) hayatından kesitlerle, o canlı rahmete işaret etmeye çalışalım.
KUR’AN’I RAHMAN İNDİRMİŞ VE ÖĞRETMİŞTİR
Allah, en son vahiy olan Kur’an’ı “Rahman’ın öğrettiğini” (Rahman Sûresi, 1– 2) bildirmek suretiyle Kur’an’ın sahibi olan Allah’ın kullarına karşı çok merhametli olduğuna, Kur’an’ın da bütün hükümlerinde rahmetin ışıklarını yansıtan manevi bir güneş olduğuna işaret edilmiştir.
KUR’AN MÜMİNLER İÇİN BİR RAHMET HAZİNESİDİR
“Biz Kur’an’ı müminler için bir şifa ve bir rahmet olarak indiririz” (İsra Sûresi, 82) mealindeki ayette ise, Kur’an’ın bütün prensipleri ile bir şifa kaynağı ve bir rahmet kitabı olduğuna dikkat çekilmiştir.
“Biz Seni ancak âlemlere bir rahmet olarak gönderdik.” (Enbiya Sûresi, 107) mealindeki ayette ise, Hz. Peygamberin âlemlere mücessem bir rahmet huzmesi olduğuna işaret edilmiştir.
Demek ki, İslam dininin sahibi olan Allah çok merhametlidir. Rahman’dır, Râhim’dir.
Bu dinin kaynağı olan Kur’an da-bütün emir ve yasaklarında-Rahman ve Rahim olan Allah’ın sonsuz merhametini yansıtan bir kitaptır.
Bu dinin peygamberi olan Hz. Muhammed ise, Allah’ın rahmetinin canlı bir misalidir. Âlemlere mücessem bir rahmettir, yaşayan bir Kur’andır.
****
Hz. Peygamberimizin şefkat ve merhametinden birkaç örnek:
BİR AİLE REİSİ OLARAK HZ. PEYGAMBERİN NEZAKET VE ŞEFKATİ
Hz. Enes anlatıyor: “Aile fertlerine karşı Hz Peygamberden daha şefkatlisini görmedim”
Kızı Hz.Fatıma ziyaretine geldiği zaman, ayağa kalkar onu kendi yerine oturtturdu. Halini hatırını sorar. Onu sever, okşar ve gönderirken de yine aynı iltifatlarla gönderirdi.
ÇOCUKLARLA BİRLİKTE OYNARDI
Efendimiz (ASM) torunları Hz, Hasan ve Hz. Hüseyin ile ilgilenir ve onlarla oyun oynardı.
Bir gün torunları, dedelerinden kendilerine deve almasını istediler.
Efendimizin o an deve alacak imkanı yoktu. Kendisi eğildi ve onlara şöyle dedi:
“Haydi binin! Bundan iyi deve mi olur?”
MERHAMETTEN KAYNAKLANAN AFFEDİCİLİĞİ
Gavres b.Haris’in olayı: Gatafan ve Enmar gazvesinde, yolda bir istirahat esnasında, Gavres isminde cesur bir kabile reisi, kimseye görünmeden tek başına bir ağacın gölgesinde dinlenen Hazreti Peygamberin yanına kadar sokuldu. Elinde yalın kılıcı olduğu halde, tam onun başına gelip dikildi ve:
“Kim Seni benden kurtaracak?”diyerek meydan okudu.
Hz. Peygamber (ASM): “Allah” diye cevap verdikten sonra
“Allah’ım! Dilediğin şekilde beni bu adamdan koru!” diye dua etti.
Gavres birden iki omuzu ortasına gaybten bir darbe yedi ve kılıcı elinden düşüp yere yuvarlandı.
Bu defa Hz. Peygamber kılıcı eline aldı ve:
“Şimdi seni kim kurtaracak?” dedi.
Fakat sonra kendisini öldürmeye kasteden bu adamı affetti.
O pek cesur adamın bir şey yapmadan geldiğini gören arkadaşları:
“Ne oldu sana? Niçin bir şey yapamadın?” diye sordular.
Gavres, başından geçen hadiseyi anlattı ve:
“Ben şimdi insanların en iyisinin yanından geliyorum” dedi.
Peygamberimiz Hz. Muhammed Sallallahu aleyhi ve sellem; merhametiyle, şefkatiyle, ahlâkı ile, sevimliliği ile, dürüstlüğüyle, temizliği ile, Halimselimliliği ile, Hoşgörülüğü ile, affediciliğe ile, Sıddıkıyeti ile, İhlası ile, Sadakatı ile cömertliğiyle, tutumluluğuyla, düzenliliği ile, müspet hareketliliği ile ve daha nice sayılamayacak güzel, anlamlı ve manidar özellikleri ile emsalsiz idi.
Her alanda, her platformda, her durumda, yaşayışımızda O’nu kendimize örnek almalıyız. Kendimize rehber etmeliyiz.
O’nu örnek alıp yaşantımızı ona göre sürdürürsek ve yaşarsak dünya hayatında çok mutlu, mesrur ve bahtiyar olma şerefine ereriz ve de ulaşırız.
Böylece Cenneti de kazanmış oluruz.