Zaman değiştikçe konuşulan şeyler de değişiyor. Hemen her gün yapay zekâ, büyük veri, bulut bilişim, otonom robotlar, Endüstri
4.0, akıllı sistemler, nesnelerin interneti, siber güvenlik gibi kavramları duyuyoruz. Bu kavramlar içinde belki de en çok dikkatimizi çeken kavram ‘yapay zeka’dır.
Peki, nedir bu yapay zekâ? Gerçekten ortada insanlar tarafından üretilmiş sûni bir beyin mi var? İnsanların yerine düşünüp bir emirle her şeyi yapacak bilgisayarlar, makineler ve robotlar mı gelecekte dünyayı istila edecek? Ya da birilerinin iddia ettiği gibi dünyanın sonunu kendi ellerimizle yaptığımız akıllı sistemler mi getirecek? Fiziki Dünya ile sanal dünyanın iç içe geçmesi insanlığa neler vaat ediyor?
YAPAY ZEKA NE DEMEK?
İnsanlar gibi öğrenebilen, öğrendiklerinden bir takım muhakemeler yaparak insan zekasını taklit eden teknolojik ürünlerin geliştirilebildiği akıllı bilgisayar yazılımlarına ‘yapay zeka’ denmektedir.
Bu türlü yazılımlarla, insan davranışlarına benzer tepkiler verebilen; şimdilik basit ve sınırlı olsa da sayısal mantık yürütebilen; konuşma, ses ve hareket algılayıp bazı komutları yerine getirebilen sistemler geliştirilmiştir. Cep telefonlarında insanlarla konuşabilen ve sesli komutla internet üzerinden bize bazı bilgileri temin eden uygulamalar bilinmektedir. Hatta yapay zeka tabanlı sistemler sayesinde bazı araçlar otonom tabir edilen insan müdahalesi olmadan çalışabilmektedir. Çok uzak olmayan bir gelecekte, fabrikalarda makinelerin kendi aralarında internet ya da bulut teknolojisi vasıtasıyla iletişim kurarak çok daha verimli çalışılacağı ve insan gücü ihtiyacının en aza indirileceği tahmin edilmektedir.
Yapay zekâ dediğimiz akıllı yazılımlara sahip tüm sistemlerin (bilgisayar, cep telefonu, robot, akıllı makineler) yukarıda tanımlanan kabiliyetleri sergileyebilmesi için öncelikle bir eğitim aşamasından geçmesi gerekir. Bunun için 1940’lı yıllardan başlayan yapay zekâ, makine öğrenmesi ve son yıllarda oldukça popüler olan ‘derin öğrenme’ adı verilen bilgisayar programlama algoritmaları geliştirilmiştir.
Bu Algoritmalar, insan düşünce sistematiğini taklit ederek geliştirilmiş kodlama teknikleridir. İlk önce beyindeki nöronların birbiriyle irtibatı ve sinyalleri iletiminden ilham alınarak aynı işlemleri matematiksel işlem üniteleri ile taklit ederek yapmaya çalışan yapay zekâ programlama tekniği ortaya çıkmıştır. Makineye sağlanan velilerle mantıklı ve akıllı sonuçlar üreten programlama tekniklerine genel olarak makine öğrenmesi (machie learning) adı verilmiştir.
Son on-onbeş yıldır çok daha büyük verilerle ayrıntılı analiz yapabilen, karmaşık yapısı ile öğrenme ve muhakeme kabiliyeti artırılmış algoritmalar, derin öğrenme mantığı ile programlanmaktadır. Bu tür programlara örnek olarak, internet üzerinden yapılan aramalarda kullanıcı profillerini tesbit eden ve buna göre kişiye özel internet sayfaları sunan yazılımlar verilebilir. Mesela internet üzerinden uçak bileti alan bir kullanıcıya, araç kiralama, otel ya da gidecekleri yerlerdeki turistik mekanlarla ilgili rakamlarını internette herhangi bir sayfa açtığında hemen karşısına gelmesi artık bilinen uygulamalar olmuştur.
YAPAY ZEKÂ İLE NE AMAÇLANIYOR?
Yapay Zekâ araştırmalarının amacı, insanlarda gözlemlediğimiz ve ‘akıllı davranış’ olarak nitelendirilebilecek de tepkileri üretebilen bilgisayarlar tasarlamaktadır. Bir anlamda yapay zekâ, bilgisayarları akıllı hale getirmek için geliştirilen teknolojidir.
Aslında bu konuda çalışan bilim adamları, insan zekasından ilham alarak geliştirdikleri programları daha zeki hale getirmeye uğraşmaktadırlar. Hatta biraz daha ileriye giderek, yapay zeka insanların yaptıklarını, içinde mikroişlemci içeren makinelere ya da bilgisayarlara yaptırabilme çalışmalarıdır.
Bu anlayışa göre, insan gibi düşünerek problem çözebilen, mesela satranç oynayabilen, yeni bir durum karşısında muhatabına cevap verebilen, eski bilgileri ile yeni bilgileri harmanlayıp uzmanlığını geliştirebilen sistemlere ‘yapay zekâ’ denmektedir.
Ancak tüm bu işlemleri gerçekleştirebilen yapay zeka tabanlı çalışan bilgisayar programlarının içinde, elbette insanlarda olduğu gibi devamlı gelişen, öğrenen, üreten, problem çözme kabiliyeti olan bir zekâ yoktur. Ama bu özelliklerde bir beyine sahip insanlar tarafından geliştirilmiş programlar bulunmaktadır. Bu programların yeteneklerinin geliştirileceği ve bugün için hayal gibi görülen, pek çoğunu bilim kurgu filmlerinde rastladığımız akıllı makine ve robotların insanların hizmetine sunulması mümkün olacaktır.
İNSAN ZEKASI İLE YAPAY ZEKAYI KARŞILAŞTIRALIM
* İnsan zekası üretkendir ve doğurgandır. Yapay zekada ise günümüz teknolojisinde belirtilen bu özellikler ve yenilikçilik yoktur.
* İnsan zekası, duyguları vasıtasıyla kazandığı ve öğrendiği tecrübeleri, yeni karşılaştığı durumlarda kullanabilir ve faydalanabilir. Oysa yapay zeka sistemlerinin temelini oluşturan bilgisayar programlarının çoğu, sembolik girdiler ile çalışır, semboller arası bağlantıları kurarak sonuca ulaşırlar.
* İnsan zekasının en önemli avantajlarından birisi, insanın muhakeme kabiliyetini kullanarak farklı problemleri daha çabuk çözebilmesidir. Yapay zeka sistemleri bu seviyeye çıkmaya çalışmaktadır.
* Yapay zekâ, kolaylıkla kopyalanabilir, geniş kitlelere aktarılabilir ve belgelenebilir.
* İnsan zekasının gelişimi ve ömrü dikkate alındığında, yapay zeka daha kalıcıdır ve maliyeti düşüktür.
* Yapay zekâ, bir bilgisayar yazılımı olduğu için tutarlıdır, kararlıdır, ne yapacağı bellidir.
YAPAY ZEKANIN İLGİLENDİĞİ PROBLEMLER
Kontrol sistemlerinin uygulandığı tıp, askeri savunma ve mühendislik alanlarında kullanılan her türlü cihazda yapay zekâ uygulamalarını görmek mümkündür. Günümüz dünyasında karmaşık gibi görülen pek çok problem yapay zeka ile çözülmektedir. Mesela bilgisayar ortamlarında insanlarla Go, dama ve satranç oynayan oyunların geliştirilmesinden bu gibi teknikler kullanılmaktadır. Yapay sinir ağları, bulanık mantık gibi yapay zeka tarihindeki ilk uygulama yöntemleri ile karmaşık endüstriyel sistemlerin kontrolü başarıyla gerçekleştirilmiştir.
Cümle analizi, soru cevap, imla hatalarının düzeltilmesi ve özellikle günümüzde çok yaygın hale gelen bir dilden başka bir dile otomatik çeviri sistemlerinde dil işleme programları, yapay zeka sistemlerinin en bariz örneklerindendir. Tıbbi görüntülerin biyometrik özelliklerinin tanınması, bilgisayarla dudak okuma ve yüz tanıma gibi desen/kalıp tanıma tabanlı sistemler günlük hayatımızda daha fazla yer almaya başlamışlardır. Yine son yıllarda sıklıkla görmeye ve duymaya başladığımız mekanik ve elektrik sistemlerinin bir araya gelmesinden ortaya çıkan mekatronik sistemler kapsamındaki robotlarda çok gelişmiş akıllı programlar kullanılmaktadır.
İÇ İÇE OLDUĞUMUZ YAPAY ZEKA ÖRNEKLERİ
Günümüz dünyasında pek çoğumuzun tecrübe ettiği yapay zekaya dayalı akıllı programlar bulunmaktadır. Akıllı cep telefonlarında insanlarla konuşan, sorularına cevap veren ‘Siri’ belki de bunların başında gelmektedir.
Bununla beraber Aleksa, Cortana, Google yazılımlarda yapay zekaya sahip programlar çalıştırılmaktadır. Geçen yıl Çin’de düzenlenen internet konferansında Çin televizyonlarının ünlü haber sunucusu Zhang Zhao’ya tıpa tıp benzetilen bir robot spiker İngilizce haber sunmuştu ve ardından yenileri geldi…
Bu tür örneklere geleceğimizin dünyasında daha fazla karşılaşacağımız iddiası artık kimseyi şaşırtmamaktadır.
KORKULAN YAPAY ZEKÂ VE POPÜLER GÖRÜŞLER
Yapay Zekâ konusunda Facebook kurucusu “Gelecek 10 yılda yapay zekâ hayat kalitemize birçok yenilik katacak. Yapay zekânın gelecekte insanlara zarar vereceğini duyduğumda, teknolojinin her zaman iyi ya da kötü şeyler için kullanılabileceğini biliyorsunuz. Bu yüzden nasıl oluşturduğunuza ve nasıl kullanılacağına dikkat etmelisiniz. Fakat yapay zekâ süreceğini yavaşlatmayı tartışanları anlamıyorum. Gerçekten bunu aklım almıyor.”
Tesla’nın yöneticisi Elon Musk: “Yapay zekâ alanında proaktif olarak yapılabilecek en iyi şey, çok geç olmadan gerekli düzenlemelerinin yapılmasını sağlamak. Çünkü yapay zekaya ‘tepki’ göstermeye başladığımız zamanlarda her şey için çok geç olmuş olabilir.”
Teknoloji uzmanları dahi bu konunun geleceği konusunda iyimser ve kötümser görüşler sunmaktadırlar. Ancak ne olursa olsun, insanı diğer mahluklardan ayıran ve üstün kılan, Allah’ın en büyük nimetlerinden biri olan akıl ve zekânın yaratılış amacına uygun kullandığı zaman, insanlığa hizmet etmeye vesile olduğu ortadadır. Her işte olduğu gibi, kötü kullanıldığı zaman insanlığa zarar verebilecek uygulamalar da her zaman bir risk olarak karşımızda durmaktadır.