HASTA, AŞIRI YAŞLI VE YOLCULUR ORUÇ TUTACAK MI?

Yayınlama: 14.03.2024
Düzenleme: 11.03.2024 17:20
14
A+
A-

Allah (c.c.) Ramazan orucu ile ilgili bir ayette “Sayılı günlerde olmak üzere (oruç size farz kılındı) Sizden her kim hasta yahut yolcu olursa  (tutamadığı günler kadar) diğer günlerde kaza eder. (İhtiyarlık veya şifa umudu kalmamış hastalık gibi devamlı mazereti olup da) oruç tutmaya güçleri yetmeyenlere bir fakiri doyuracak fidye gerekir. Bununla beraber kim gönüllü olarak hayır yaparsa, bu kendisi için daha iyidir. “Eğer bilirseniz oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.” (Bakara suresi 184) buyurmaktadır. Ayetten de anlaşıldığı gibi Ramazan ayı içerisinde hasta veya yolcu olanların, hastalık veya yolculuklarından dolayı tutamadıkları günleri, Ramazan bittikten sonra tutmaları gerekmektedir. Ayet, tutmama ruhsatı ile beraber daha sonra tutma yükümlülüğünü de getirilmektedir. Ancak hastalığından iyileşme umudu olmayan hastaların ve Oruç tutacak gücü olmayan yaşlıların ise tutamadıkları orucun kazası yerine, her bir gün için bir fidye vermeleri gerekmektedir.

AĞIR İŞLERDE ÇALIŞANLARA RUHSAT VAR MIDIR?

Maden ocaklarında, yer altında, sıcaklık derecesi çok yüksek olan fırınlarda ve benzeri işlerde çalışan kimseler, oruç tuttukları takdirde ciddi bir zarara uğrayacaklarsa; sahura kalkıp oruca niyet etmeli, sonradan çalışma esnasında aşırı derecede acıkır veya susarlarsa oruçlarını bozmaları caiz olur. Bozdukları oruçları daha sonra kaza etmeleri gerekmektedir.

NAMAZ KILMAYAN BİRİ, ORUÇ TUTABİLİR Mİ?

Oruç tutmanın vacip şartları; kişinin mükellef olması ve sağlığının, kudretinin yerinde olmasıdır. Ayrıca, bir insanın günah işlemesi, onun ibadetine bir engel teşkil etmemektedir. Hatta günah işleyenler, günah işlemeyenlere göre daha fazla ibadet etmeleri gerekir ki hesap gününde sevapları günahlarına galip gelsin. Dolayısıyla namaz kılmayan bir kimse oruç tutamaz diye bir kural yoktur. Bir kişi namazında tembellik edip kılmıyorsa bile, oruç tutmak kendisine farzdır ve oruç tutmalıdır.

KAZASI OLAN TERAVİH KILABİLİR Mİ?

Kaza namazların kılınmasının aciliyeti ile ilgili, Şafii mezhebinde bir ayırım söz konusudur. O da şudur k, unutmak veya uykuda kalmak sureti ile kaza namazı olan kişilerin, kazalarını acilen kılmaları gerekmemekte olup zaman içinde kılmaları icap etmektedir. Tembellikten kaynaklı kazaların ise aciliyeti söz konusu olup ilk fırsatta bu kazaların kılınması gerekmektedir. Bu kazalar acilen kılınmadıkları takdirde ayrıca günah işlenmiş olur. Çünkü o an kaza namazlardan daha önemli bir iş bulunamadığından öncelik kaza namazlarına verilmelidir. Dolayısıyla ibadet dahi olsa, kişi vaktini teravih namazı, Kur’an tilaveti ve diğer nafile namazlarla geçirmemeli. Acilen kaza namazlarını kılmalıdır. Ancak kazası olduğu halde teravih namazı kılanların ” Namazları geçerli değildir, sevap nasıl olmamıştır.” denilemez.

ORUCUN SIHHAT ŞARTLARI NELERDİR?

Bütün ibadetlerin, geçerli olabilmeleri için kendilerine göre geçerlilik şartları vardır. Biz bunlara “Sıhhat şartları” diyoruz. Örneğin, bir kişi abdestsiz namaz kılarsa namazı geçersiz olur. Çünkü abdest namazın geçerlilik şartıdır. Orucun da bazı sıhhat (geçerlilik) şartları vardır. Bunlar; kişinin, gün boyu Müslüman olması, baygın olmaması ve deli olmamasıdır. Kadınların ayrıca özel adet günleri olan, hayız ve nifas da olmamalarıdır. Orucun geçerlilik şartları ile beraber orucun rükünlerinin de yerinde olması gerekmektedir. Bunların birincisi niyet, ikincisi de orucu bozan tüm eylemlerden uzak durmaktır. Orucun sahih, geçerli olabilmesi için rükün ve sıhhat şartlarının yerinde olması gerekmektedir.

NİYET UNUTULURSA ORUC SAHİH OLUR MU?

Peygamber efendimiz (s.a.v) bir hadislerinde: “Ameller ancak niyetlere göredir. Ve herkese (Ahirette) niyet ettiği şey vardır.”  (Buhari) diye buyurmaktadır. Bütün ibadetler, niyetleri ile ibadet sayılırlar. Bir amel niyetsiz olursa, sıradan bir iş gibi olmuş olur. İbadetleri diğer sıradan şeylerden ayıran en önemli özelliği, onun Allah için yapılıyor olmasıdır. Oruç ve diğer ibadetlerde niyet, rükündür. Dolayısıyla, oruç niyetini unutan bir kişinin orucu geçerli olmaz. Daha sonra o gün yerine bir gün kaza etmesi gerekmektedir.

NİYETİN ZAMANİ VAR MIDIR?

Niye, ibadetlerin olmazsa olmaz şartlarından bir tanesidir. Her ibadetin, kendisine göre niyet etmenin yeri ve zamanı vardır. Oruç ibadetinin niyeti, orucun farz mı yoksa sünnet mi olmasına göre değişmektedir. Farz olan oruçlarda, niyetin zamanı, gece boyu imsak vakti girene kadardır. Şafii mezhebine göre, imsak vakti girdikten sonra Ramazan orucuna niyet etmek, geçersiz sayılmıştır. Bu şart sünnet oruçlar için geçerli değildir. Zira sünnet oruçlarda,  bir şey yememiş ve içmemiş olmak şartıyla, öğlen vaktine kadar da oruca niyet edilebilir.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.