Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Bir kadının başarısı karşısında şaşırmak, bazen önyargının en nazik biçimidir.
25 Ekim’de Necat Nasıroğlu Külliyesi’nde düzenlenen “Şehre İlham Verenler” programında, Necat Nasıroğlu Vakfı Başkanı Avukat Hatice Nasıroğlu’nun anlattığı bir hatıra, bana bunu düşündürdü.
Nasıroğlu, yıllar önce aynı salonun açılışında yaptığı konuşmanın ardından kendisini tebrik eden bir kişinin, kendisinden böyle bir konuşma beklemediğini söylediğini anlattı.
Belki iyi niyetle söylenmişti. Ancak bu söz, kadınların başarısına ilişkin toplumsal beklentilerin ne kadar derine yerleşebildiğini gösteriyordu.
O gün Hatice Nasıroğlu’nun yanı sıra Prof. Dr. Yusuf Baran ve İlhami Işık’ı da dinledim. Üç konuşmacının hikâyelerini ayrı ayrı kaleme alacağım.
İlk olarak Hatice Nasıroğlu’yla başlıyorum. Çünkü onun hikâyesi, Batman’da kız çocuklarının eğitimini ve fırsat eşitliğini düşündürüyor.
Salondaki yoğun katılımı görmekten mutluluk duydum. Ancak içimde küçük bir burukluk da oluştu.
Anlatılan hayat hikâyelerine, kariyerini şekillendirmiş biz yetişkinlerden daha fazla ihtiyaç duyan gençlerimiz vardı.
Keşke programa katılan protokol üyeleri ve anne babalar, daha fazla gencimizin bu buluşmadan yararlanmasına vesile olabilseydi.
Biz yetişkinler o salondan güzel bir hatırayla ayrılabiliriz. Oysa bir genç, hayatının yönünü değiştirecek bir hedefle çıkabilirdi.
“Dilerim ‘Şehre İlham Verenler’ programı gelenekselleşir; Batman’ın yetiştirdiği başarılı insanların hayat hikâyeleri, her yıl daha fazla gencimizin hayallerine ve hedeflerine ışık tutar.”
BİR BABANIN AÇTIĞI KAPI
Hatice Nasıroğlu’nun şu sözü dikkat çekiciydi:
“Coğrafya aslında bir öyküdür ve kendi öyküsünü insan kendisi yazıyor.”
Nasıroğlu, başarının yalnızca maddi imkânlarla açıklanamayacağını; hedef belirlemenin, çalışmanın ve kararlılığın önemini vurguladı.
Batman’ın geçmişinde kız çocuklarının eğitimine yönelik toplumsal önyargılar vardı. Kimi aileler kızlarını okutmak isterken çevrelerinden gelen itirazlarla karşılaşıyordu.
Nasıroğlu’nun anlattığına göre babası Necat Nasıroğlu, bu baskılara rağmen kızlarının eğitimini destekledi.
Bir hatırası özellikle etkileyiciydi.
Ailelerine ait bağ evinde misafirlerin bulunduğu bir gün, Hatice Nasıroğlu içeri girdiğinde babası da ayağa kalkmış. Babası daha sonra annesine, Hz. Muhammed’in kızı Hz. Fatıma’yı görünce ayağa kalkmasını örnek aldığını söylemiş.
Bir babanın kızına verdiği değerin sözlerden önce davranışlarında görünmesi gerektiğini anlatan güzel bir hatıraydı.
Nasıroğlu, ailesinin ekonomik imkânlarına rağmen çalışmayı ve kendi başarısıyla ilerlemeyi önemsediğini anlattı.
18 yaşında evlendikten sonra Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini hedeflemiş, sınırlı kaynaklarla evde sınava hazırlanmıştı. Tek tercihi olan hukuk fakültesini iyi bir puanla kazanmış, çocuklarını büyütürken eğitimini ailesinin desteğiyle tamamlamıştı.
Millî Eğitim Bakanlığının verilerine göre Türkiye’de kızların ortaöğretimde net okullaşma oranı 2002-2003 döneminde yüzde 45,16 iken 2024-2025 döneminde yüzde 83,25 oldu.
Bu önemli ilerlemeye rağmen son yıllardaki gerileme, kız çocuklarının yalnızca okula başlamasının değil, eğitimlerini sürdürebilmelerinin de önemini gösteriyor.
AZİM ÖNEMLİ, FIRSAT EŞİTLİĞİ DE ÖYLE
Kadınların önündeki engeller yalnızca geleneksel baskılarla sınırlı değildi.
Hatice Nasıroğlu, avukatlık yaptığı dönemde duruşmada başını açmasının istenmesinin kendisinde bıraktığı izleri ve sonunda duruşmalara girmemeye karar verdiğini anlattı.
Onu dinlerken yıllar öncesine, kızımın lise yıllarına gittim.
Kızım, okulun dış kapısından içeri girdiğinde görevlilerin uyarısıyla başörtüsünü çıkarıyor, okuldan ayrıldıktan sonra yeniden takıyordu.
Her gün aynı kapıdan geçiyor, aynı engelle karşılaşıyordu.
Ancak hayallerinden vazgeçmedi.
2016 yılında üniversite sınavında Türkiye genelinde ilk 15 bine girerek Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazandı.
Bir baba olarak gururluydum. Fakat sevincime bir endişe eşlik ediyordu: Lisede yaşadıkları üniversitede de karşısına çıkacak mıydı?
Neyse ki başörtüsü yasağının kalkmasıyla korktuğumuz olmadı.
Kızım, hukuk fakültesinden onur derecesiyle mezun oldu. Bugün başörtüsüyle mahkeme salonlarına girerek avukatlık mesleğini icra ediyor.
Dün okulun kapısında başörtüsünü çıkarmak zorunda kalan kızım, bugün mahkeme salonunun kapısından başörtüsüyle giriyor.
Hatice Nasıroğlu’nun yaşadıklarını dinlerken hissettiğim yakınlığın nedeni buydu.
Bir kuşağın önüne konulan engelin sonraki kuşağın önünden kaldırılması, yalnızca bir ailenin değil, toplumun kazanımıdır.
Ancak fırsat eşitliği yalnızca yasakların kaldırılmasıyla sağlanmıyor.
Batman’da bugün kızlarının eğitimi için çabalayan, sınav salonlarının önünde bekleyen annelerin ve babaların kararlılığını görüyoruz. Bu değişim umut verici olsa da ekonomik güçlükler ve eğitime erişimdeki eşitsizlikler sürüyor.
Nasıroğlu’nun bursiyerlerin seçim sürecine ilişkin anlattıkları da bunu hatırlatıyor. Kâğıt üzerinde ekonomik durumu yeterli görünen bir ailenin çocuğu, gerçekte eğitim desteğine ihtiyaç duyabiliyor.
Çünkü başarı yalnızca azimle değil, fırsatlarla da şekilleniyor.
Batman’da kamu kurumları, üniversiteler, vakıflar ve iş dünyası; burs, akademik rehberlik, güvenli ulaşım ve barınma desteğinde ortak sorumluluk üstlenmeli.
Hatice Nasıroğlu’nun hikâyesini dinlerken vardığım sonuç şu oldu:
Bir babanın kızına açtığı kapı, onun hayatını değiştirebilir.
Asıl başarı ise o kapının yalnızca imkânı olan ailelerin kızlarına değil, Batman’daki bütün kız çocuklarına açık olmasını sağlayabilmektir.