Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Dini ideolojilerden ayıran önemli özelliklerinden biri, insanı hayatın merkezine alarak eğitim ve kalitesiyle ilgilenir. Çünkü insan düzelmeden hiçbir şey düzelmez, bunun için insan öncelikle kendine yönelmelidir.
Diğer kesimlerde insanlar başkalarına karşıtlık üzerine tahrik edilirken, suçlu hep başkaları gösterilirken, İslam düzeltmeye kendi nefsinden başlanmasını istiyor.
Peygamberimiz mücadelenin en büyüğünü, “Kendi nefsiyle yapılan cihad” olarak tarif etmektedir. İslam’ın aksine insanlar kendilerini doğrunun merkezinde görüp ihmal ettiklerinden, hiçbir şey düzelmediği gibi daha kötüye gitmektedir.
Eğri ağacın gölgesi doğru olmaz. Her insan, düzeltmeye kendisiyle başlamalıdır. Cemaatler, partiler, örgütler, siyasiler. Düzeltmeye kendilerinden ve taraflarından başlamalıdırlar. Siz düzelmedikçe, bozdukça başkalarından düzeltmelerini bekleyemezsiniz.
Toplumumuzun büyük sıkıntısı eleştirdiğimiz, kötülediğimiz her şeyi fazlasıyla yapmamızdır. Eleştirenlerin, kötüleyenlerin suçladıklarından daha temiz olmamalarıdır.
Suçladıkları her şeyi fazlasıyla üzerlerinde taşımalarıdır. Oysa iyilik ve kötülük, şahıs ve isimlere göre değişmez. Bir şey kötü ise, herkes için kötüdür. Tarafımız ne olursa olsun, insani temel ilkelerde buluşmamız lazım. Şahıs ve isimlere göre değil; İyi ve kötüye göre taraf olmamız lazım. Daima iyiden yana, kötüye karşı olmamız lazım. Bunun için herkesin şikayetçi olduğu şu temel ilkelerde buluşalım ve kendimize söz verelim.
Birilerini, bir şeyleri sevebiliriz. Ama şahsiyetimizi, irademizi, akıl ve vicdanımızı hiçbir şeye kurban etmemeliyiz. Öncelikle şahsiyetimizi, özgürlüğümüzü korumak için hiçbir partinin, örgütün, liderin kurbanı ve tetikçisi olmadığımız ilan edelim. Dilimiz, dinimiz, ırkımız için hiçbir parti ve örgüte mecbur ve bağımlı olmadığımızı haykıralım. Irk, dil, din, mezhep, parti için hiç kimseye düşman olmadığımızı belirtelim.
Şikâyetçi olduğumuz ırkçılık, mezhepçilik, partizanlık, adam kayırma, rüşvet, yolsuzluk… Taraf olmayalım ve kim de yaparsa, aynı şekilde karşı çıkalım.
Hırsızın, ahlaksızın, sahtekârın… İyisi olmaz. Bunları içlerinde barındıranlar iflah olmaz. Bu kötülükleri yapan herkese aynı şekilde tepki gösterelim. Hiç kimse “Ama fakat… Gibi mazeretlerle kötülüğü perdelemeye ve gizlemeye kalkışmasın. Bu ancak sizi itibarsızlaştırır.
Irkı, dini, partisi, düşüncesi… İçin kimseye düşmanlık yapmayalım. Bunlar için haksız yere insanlara saldıran ve zarar verenlere lanet edelim.
Hak, Adalet, Barış… İddialarında samimi olalım ve bunu herkes için savunalım. Tabii farklıklara saldıran, aralarına fitne yayarak çatışmaya tahrik edenleri beraber lanetleyelim.
İdeoloji ve şahsi çıkarları, mal ve makam için insanları Din, Vatan/Welat, Millet… Değerleriyle kandıran sahtekârlara lanet edelim. Bu değerleri şahsi çıkarlarına basamak yapanlara karşı çıkalım.
Zalimlere, bilerek insanları aldatan sahtekârlara ve bunları bilerek destekleyenlere lanet edelim.
Kötülük yayan fitnecilere, sahtekârlara, münafıklara lanet edelim. Aynı şekilde sırf muhaliflik hırsıyla iftira edenlere, masum insanlara suç isnat edenlere de lanet edelim.
Gücü yettiğine zulmetmek, sahtekârlık yapmak; Kamu hizmetini ve malını istismar etmek kötüdür. Ama bunu yapan sahtekâr, bizden görünüyorsa, daha alçaktır.
“Bizim kötümüz! Sizin kötünüzden daha kötüdür” anlayışıyla hareket etmeliyiz. Tarafına bakmadan daima kötü ve kötülüğe karşı, iyiye ve iyiliğe taraf olmalıyız.
Eğer kendimize değer veriyor, aziz, adil ve başımız dik olmasını istiyorsak, tarafgirlik sebebiyle hiçbir kötüye ve kötülüğe taraf olmayalım.
Samimiyetimizi göstererek, daima Haktan yana ve kötülüğe karşı olalım. İnsanlık ve Dürüstlük bunu gerektirir.