NEDEN MUVAFFAK OLAMIYORUZ?

Yayınlama: 02.05.2026
A+
A-

Çünkü huzur ve ilerlemek için değil de, huzursuzluk için gerekenin fazlasını yapıyoruz. İstediğimiz iyilikleri yapmıyor, şikâyetçi olduğumuz yanlışları kendimiz yapıyoruz.

Öğrenmek için okumuyor, araştırmıyoruz ama her şeyi biliyoruz havalarında ahkâm kesiyoruz. Din, siyaset, idare, hukuk, ekonomi, tarih… Bilmediğimiz ve ahkâm kesmediğimiz bir konu yok!

Üretmeye değil, tüketime odaklanmışız ve çocuklarımızı da öyle yetiştiriyoruz. Haktan, Adaletten söz ediyoruz ama emek vermeden her şeye sahip olmayı kendi hakkımız görüyoruz.

Hak, Adalet ve Özgürlük istiyoruz ama bunları sadece kendimiz için istiyor ve sadece edebiyatını yapıyoruz. Muhaliflerimiz için “ama fakat…” bahaneleriyle bunlara layık görmüyoruz.

İşe girmede, doktora muayenede, sıralı yerlerde öne geçmede, trafikte, menfaatte… Hak, hukuk dinlemeden, en öne geçmeye çalışıyoruz.

Kendimize istediğimiz Hak, Hukuk, Adalet, Özgürlük, Mutluluk ve zenginliği başkalarına fazla görüyoruz.

Dillerimizle ayrımcılığa karşı çıkarken, pratikte ayrımcılığı kendimiz yapabiliyoruz. Kardeş ve barışık olmamız gerekirken, parti ve örgütler için kardeş ve komşularımızı düşman gösteriyoruz.

Başkalarını partizanlıkla suçlarken, partizanlığın alasını yapabiliyoruz.

Başkalarını mezhepçilikle suçlarken, mezhepçiliğin alasını yapabiliyoruz.

Başkalarını ırkçılıkla suçlarken, ırkçılığın alasını yapabiliyoruz.

Dine hizmet/Dava iddiasıyla, aynı inancı paylaştığımız kardeşlerimizi basit bir beşeri yorum yüzünden tekfir edebiliyoruz.

Milliyetçilik davası iddiasıyla, bizim gibi düşünmeyen kendi insanımızı ‘hain, işbirlikçi…’ suçlamalarıyla düşman ilan edebiliyoruz.

Devrimcilik iddiasıyla, bizimle aynı durumda olan halkımıza savaş ilan edebiliyor, şiddet uyguluyoruz.

Huzur ve mutluluk için okumalıyız, çalışmalıyız, birbirimize saygı gösterip, iyi geçinmeliyiz.

Partilere, örgütlere, siyasilere… Kuyruk oldukça, huzur bulamayız.

Partiler için birbirimizi ‘hain, işbirlikçi…’ suçlamalarıyla, düşman gördükçe, huzur ve barış göremeyiz.

Kendimize hak gördüğümüzü, muhaliflerimize de hak görüp, saygı göstermedikçe, huzur ve barış göremeyiz.

Başkalarından beklediğimiz iyilikleri kendimiz yapmadıkça, iyilik bulamayız.

Şikâyetçi olduğumuz kötülükleri kendimiz yaptıkça, iyilik bulamayız.

Eleştiri ve suçlamaktan ziyade, doğruyu gösterip, iyiyi inşa etmedikçe, iyilik ve doğruluk egemen olmaz.

Birbirimizi suçladıkça, barış ve doğru ortaya çıkmaz. Birbirimizi önyargısız dinlemedikçe, hak ve doğru anlaşılmaz.

Hak, Hukuk, Adalet… Tüm iyilikler ortak değerlerimiz; Yalan, düşmanlık, cehalet, kin, fitne, zulüm… Ortak düşmanlarımızdır. Bunu da ancak birbirimizi dinleyerek ve anlamaya çalışarak, başarabiliriz.

İnsani ortak değerlerde buluşmak dileğiyle…

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.