MEZHEPLER MESELESİ NEDEN FARKLI MEZHEPLER VAR? 

Yayınlama: 21.04.2026
Düzenleme: 17.04.2026 01:54
A+
A-

İslam’ın en çok bilinen ama en az anlaşılan konularından biri mezhepler konusudur. Herkes bir mezhebe mensuptur ama çoğumuz onun nedenini bilmeyiz. Çünkü doğduğumuzdan beri öyle öğrenmişizdir.

Bu yazıda mezhepler meselesini kısaca inceleyecek, bazı sorulara da cevap bulmaya çalışacağız.

Mesela en çok sorulan sorulardan bir tanesi ile hemen başlayalım:

“Bir tane doğru olur. Fakat meshep imanları birbirinden farklı şeylere doğru diyorlar. Neden bir doğruda uzlaşamamışlar, kafamız karışıyor?”

Akla böyle bir soru gelmesinin sebebi baştaki hatalı hükümdür. Zira doğru bir tane olmaz. Eğer doğru bir tane olsaydı İslam kolaylık dini olmazdı.

Peki, doğrunun bir tane olmadığını neye dayanarak söylüyoruz?

Şuna: Resulullah (sav) iki sahabesini bir sefere gönderir. Seferde su bulamadıkları bir anda namazlarını teyemmümle kılan iki sahabe, daha sonra su bulduklarında biri abdest alıp namazı tekrar kılar. Diğeri kılmaz. Dönüşte Hazreti Peygambere hangisini doğru yaptığını sorduklarında Resulullah (sav) her ikisinin de namazının kabul olduğunu söyler.

Bu ve bunun gibi hadiselerden anlıyoruz ki, İslam’da doğru bir tane değildir. Ve yine Resulullah (sav) bize BİLGİ SAHİPLERİ arasındaki görüş farklarının bir rahmet olduğunu bildirmektedir. Zaten kendisi de hayatında bu duruma meydan bırakacak tarzda davranmıştır.

Bunu da bir örnekle anlatalım:

Hanefi ve ŞAFİÎ mezheplerinin karşılaştırılmasında en çok sözü edilen onay hiç şüphe yok ki, Sevgili Peygamberimizin (sav) namaz kılarken secdede alnına küçük bir taş batıp kanaması hadisesidir. Durumu gören muhterem validemiz hemen eliyle taşı gidermiş. Resulullah (sav) ise bunun ardından tekrar abdest alıp namaza öyle devam etmiştir.

Bu olayda İmam-ı Azam (ra) kan çıktığı için, İmam-ı Şafiî (ra) kadın eli değdiği için abdestin bozulduğuna hükmetmişlerdir.

Onların böyle hüküm verebilmelerinin sebebi ise Sevgili Peygamberimizin (sav) neden abdest aldığını açıklamamış olmasıdır. Halbuki o durumda “kan çıktığı için yeniden abdest alacağım” veya “bana dokunduğun için tekrar abdest almam gerekiyor” gibi bir şey söyleyebilirdi.

Ancak bazı şeyleri çok net olarak söylememiş olması o konuda bir esneklik işaretidir. Hatta bir dönem bu sırrı anlamayıp ısrarla detay isteyen sahabelere soru sormayı yasakladığı bile olmuştur.

****

Böyle belirsiz bırakılan durumlar benim aklıma hep Bakara Sûresi’ne adını veren hadiseyi getirir. 67. ayetten itibaren anlatılan kıssada Musa (as) Yahudilere bir sığır kesmeleri yönünde Allah’ın emrini tebliğ eder. O anda herhangi bir sığır bulup kesseler emir yerine gelmiş olacaktır. Ancak onlar defaatle Hz. Musa’dan (as) sığır hakkında daha fazla detay öğrenmesini isterler. Yaşı, rengi gibi ayrıntıları her sorduklarında aslında şartlar ağırlaşmaktadır.

RESULULLAH’IN (sav) hayatında da böyle muallakta bıraktığı konular aslında insanların kendilerinin karar verebileceği konulardır.

Ancak; insanlar bu kararı nasıl vereceklerdir?

İslamı doğrudan kendisinden öğrenen sahabeler zaten Kur’an’ı kaynağından öğrenmiş. Yaşayan Kur’an’ı da hayattayken izlemişlerdi. Dolayısıyla onların elinde böyle kararlar verebilmek için yeterli bilgi mevcuttu.

Sevgili Peygamberimizin de (sav) başka bir beldeye görevli olarak gönderdiği bir sahabesine, Kur’an’da ve kendisinin sünnetlerinde bulamadığı şeyler konusunda nasıl hükmedeceğini sorduğunu, sahabenin elindeki bilgiler, benzer hükümler ve aklını kullanarak hareket edeceğini söylemesi üzerine bundan memnun olduğu ve bu davranışı teşvik ettiğini bilmekteyiz.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.