BİR İLKBAHAR SABAHI GÜNEŞLE UYANDIN MI HİÇ?

Yayınlama: 01.04.2026
Düzenleme: 26.03.2026 20:06
A+
A-

Kış geçti, cemreler bir bir düştü. Artık sarı çiçekler yol kenarlarında baharın gelişini müjdeliyor. Erik ve badem ağaçları çiçek açtı. Ovalar ve yaylalar gelincikler, papatyalarla donandı.

Her mevsimin kendine özgü güzellikleri vardır. Lâkin bahar bir başkadır. İlkbahar; bitkilerin toprak yüzünden çıktığı, ağaçların yeşerdiği, hayvanların inlerinden, kuşların yuvalarından çıkıp dünyaya şenlendirdiği bir mevsimdir. Mahlûkatını yeryüzünü şenlendirdiği bu mevsim, adeta canlılar âlemi için bir bayram havasında gelir.

****

Bu mevsimde, yeryüzünde müthiş bir değişiklik ve bir yenilenmeye olacak. Bu değişimi görmek için, şu baharın şu güzel gününde, güzel çiçekli bir tepeye çıkıp etrafı Seyran etmek, tamaşa etmek, tefekküre dalmak gerekir. İşte o zaman insan, kışta harap olmuş o bitkilerin bir mucize gibi yeniden dirildiğine şahit olacak, adeta bu kupkuru çöl gibi olan tepelerin rengarenk çiçekler açtığını gözleriyle görebilecektir.

Dr. Bekir Mutlu’nun dillerden düşmeyen şu mısraları ne güzel de anlatıyor böyle bir bahar sabahına bizlere:

“Bir ilkbahar sabahı güneşle uyandın mı hiç.

Çılgın gibi koşarak kırlara uzandın mı hiç.

Bir his dolup içine uçuyorum sandın mı hiç…”

Toprakta inanılmaz bir telaş vardır baharda. Kışın toprağa sığınmış tohumlara can verilir baharda. Atılan tohumlar çimlenir, filizlenir. Bahçemizde sarmaşıklar büyük, yeşil bir kez daha sarar bizi baharda. Çayırlar, meralar ve çimenler gelen bir emirle yeryüzünü gönüllerince yeşile boyama sevdasına düşerler.

Mahlûkatın bir çeşit bayramı olan baharla birlikte çiçek açan her bir ağaç, yeşillenmiş o incecik dallarına en güzel süslü elbiselerini giyerek, en güzel kokularını sürerek biz şuur sahiplerinin önünde bir nevi resmigeçit yaparlar. Üzerlerindeki sanatı ve sanatkârının maharetini göstermek için çaba gösterirler. Tüm bu harikalıklar karşısında biz insanoğluna düşen de bu sanatı ve sanatkârı görüp alkışlamak değil mi!…

“Bu bahar, yeniden doğup yeniden yaşamak için çiçek açmış bir ağacın yollarını kollayın ve yollara koyulun. Haydi durmayın. Bahar mektupları okunmayı bekliyor. Haydi…!

“Önce pencereye, sonra balkona, sonra da kapıyı aralayıp ‘vınnn’ diye bahçelere, kırlara çıkalım. Açılalım ki içimiz de açılsın. Dertlerimiz, kederlerimiz ne varsa dağılsın, saçılsın. Hayatımızda yeni bir sayfa açılsın.” diyen rahmetli Selim Gündüzalp’ın bir hatırasının tam yeridir. O hatırayı tekrar hatırlayalım:

Geçen sabah lokantacımız ve ders arkadaşımız Ahmet Bey’in mekanına yolumuz düştüğünde, başımı dükkandan içeriye uzatıp dostları dışarıya çağırdım:

“Koşun, koşun” dedim. Kim varsa hepsi koştu, geldiler.

“Ne var? Ne oluyor?” dediler.

“Bakın” dedim heyecanla ve yolun tam karşısındaki kocaman erik ağacını gösterdim.

“Bakın şuna nasıl da çiçeklenmiş!… Bembeyaz elbiselere bürünmüş adeta bize sesleniyor.”

Baktılar ve “Amaaan…” dedi bazıları.

Bazıları da hayretle ve takdirle karşılayıp “Maşallah” dediler.

İlkbahar geldiğinde her taraf canlanır. cıvıl cıvıl olur. Her taraf resmigeçit misali oluveriyor. Toprak canlanır. Rengarenk çiçekler açar, ağaçlar yeşillenir. Böcekler canlanır,  kuzular meler.

Bahar adeta yeniden dirilişin ve ahiretin küçük bir numunesidir.

Bu güzelliğin, bu sanatın milyarda birini kendi yapabilseydi insan, çağırıp herkese gösterme gayretine girmez miydi? Öyleyse neden Allah’ın sergilediği bu güzellikleri seyre koşmuyoruz,  tamaşa etmiyoruz ve bu harika eserler karşısında niye hayretimizi paylaşmıyoruz?

Bu bahar, yeniden doğup yeniden yaşamak için çiçek açmış bir ağacın yollarını kollayın ve yollara koyulun. Haydi durmayın.

Bahar mektupları okunmayı bekliyor.

HAYDİ…!

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.