FİLİSTİN HAKKINDA SÖYLEYECEKLERİMİZ VAR

Yayınlama: 13.01.2026
Düzenleme: 08.01.2026 16:40
A+
A-

Herkesin hayatında bir “Bunlar boş işler” korosu vardır. Ağızları dolu dolu “Eskiden de çok denendi olmadı” diye başlarlar cümlelerine bu arkadaşlar.

Bir eylem mi oldu? Onlar için “şov” sadece. Boykot mu yapıyoruz?  “Boş işler” derler. Bir çözüm yolu mu gösterdik, “teoride güzel, pratikte imkansız.” olur hep.

Dünyayı lazımlık gibi taşıyorlar. Diledikleri an kenara bırakıp üstüne hüküm veriyorlar.

Yorumcu koltuklarından “Aslında şu adımlar atılmalıydı…” diye yol haritaları çiziyorlar. Ama “ben oldum” diye biten bir hikayeleri yok hiçbirinin. Tek bir patika bile açmamışlar hayatlarında. Yön tarif etmeyi biliyorlar sadece yola çıkmayı değil.

Buna rağmen, her şeyin en doğrusunu onlar biliyor. Ne yapılır, nasıl yapılır, hangi slogan fazla, hangi yöntem eksik…

Bizim çabamız onların gözünde hep gramaj hatası gibi. Ya fazla duygusalız ya yetersiz radikal… Ya çok hızlı gidiyoruz ya yerimizde sayıyoruz.  Bir türlü o görünmez çizgiyi tutturamıyoruz yani.

Dünya ölçeğinde bir ölçü birimleri var, o da kocaman kibirleri. Genelde kendi sıfırlarını başkalarının emeğine çarpıp “toplam yine sıfır” diyorlar. Matematik bilseler de sıfırın çoğulluğa karışınca eridiğini de bilirlerdi.

Direniş, mutlaka görkemli bir gösteri olmak zorunda değil her defasında. Bazen bir utanmayı büyütür, utanmayanların yüzünde. Bazen de sadece yan yana durmayı öğretir bize. “Ne değişir ki?” diye önemsemedikleri an, tarihin akışını değiştiren kırılma noktası olur çoğu kez.

Onlara bıraksak dünya hep “çok geç” ve “çok erken” aralığında asılı kalacak. Biz o aralığı açtık. İçine sığdık. Sonra birbirimize yol açtık. Bir köşeden değil, yan yana durduğumuz yerden konuştuk.

Bugün insanlık yeni bir uyanışa şahit oluyorsa, yıllarca “romantik” diye küçümsenen direnişler sayesinde oluyor. Ve bugün dünya harekete geçmeye hazırsa, uzun süre “idealist” diye başları okşanan ama ciddiye alınmayan inatçılar sayesinde hazır.

****

Dünya bir kere değil, bin kere değişti. Ve o değişimlerin neredeyse hiçbiri,  “gerçekçi” planlarla başlamadı. Ne olduysa bu dünyaya, hepsi o romantikler sayesinde oldu.

Sonucu görmek değil; doğru olanı yapanlar arasında yer almak romantiklikse, evet romantikleriz.

Filistin davası yıllardır romantiklerin omuzunda yükseliyor. “İmkansız” kelimesinin harflerini tek tek yerinden söküp, yerine “deneyelim” yazanlar onlar.

Başarmak istiyorsak önce kafamızdaki öğrenilmiş  çaresizlik cümlelerini değiştirmemiz gerekiyor sanırım.

Mesela “romantiklik” gerçeği inkâr etmek değil; gerçeği değiştirme imkanını ciddiye almaktır. Hesap uzmanlarının çıkardığı “olmaz” bilançosunu, vicdanın “olur” müsveddesi ile karşılaştırmakdır.

Mesela “Umut”,  gerçeklerden kaçış değil; gerçekleri yeniden şekillendirme cesaretini göstermektir. Sistemin “yapılamaz” engelliğine karşı, adaletin “yapılmalı” çağrısıyla durmaktır.

Ya da mesela “adanmışlık”, hakikati yok saymak değil; hakikati yeniden tanımlama gücüne sahip çıkmaktır. Analistlerin “işe yaramaz” tanısını, vicdanın “işe yaramalı” ısrarı ile değiştirmeye çalışmaktır.

“Surda bir gedik açtık; Mukaddes mi Mukaddes! Ey kahpe Rüzgar artık ne yandan esersen es!… diyen Necip Fazıl romantikti. Şimdi o surdan sızan ışıklar ile aydınlanıyoruz.

Biz, sonucu görmeyi beklemeden doğru olanı yapmayı sürdürülenlerden olalım. Sayılar eksilse de anlam çoğalsın; yollar kapansa da sesler çoğalsın.

Çünkü dünya bir kere değil, bin kere daha değişecek.

O yüzden devam; bir duvar daha yazılacak. Bir şiir daha tamamlanacak, bir pankart daha yükselecek. Bir kermes daha yapılacak. Bir yaraya bir kez daha pansuman yapılacak. Bir sınıfta bir öğretmen “hak” diyecek, bir anne “sabır” diyecek, bir çocuk “oyun” diyecek ve hepsi “yaşam” diyecek.

Romantik hayaller kurmaya devam edeceğiz.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.