‘UYDURULAN DİN, İNDİRİLEN DİN’ UYDURUKÇULARINA REDDİYE – 8

Yayınlama: 03.02.2026
Düzenleme: 02.02.2026 16:13
A+
A-

İfrat ve tefritten sakınmalıyız. Yanlışa tepki olarak, daha büyük yanlışlara düşmemeliyiz. Sağ ve Sol sapmalardan sakınıp, Kur’an’ın emriyle ‘Sirat’ül Müstakim’ üzere olmaya gayret etmeliyiz. Kur’an’a davet ederken, ‘şeytan ve şeytanı dürtülerden’ Allah’a sığınmalıyız. İddia ve söylemlerimizde esas ölçü ve itici gücün ne olduğunu iyi tahlil etmeli, Kur’an ve vicdanımıza bakmalıyız.

Nefis, İslam karşıtlarının mantığı, kelime oyunları ve yanlış mukayeselerle gidilen yol, sizi doğruya götürmez. İlahi mahkemede herkesin öncelikle kendi şahsından, eylem ve söylemlerinden hesaba çekileceğini bilmeliyiz. İslam, teslim olmuş anlamında olan Müslümanlar arasında kavga ve demagojisi yapılacak bir ideoloji değil. Yardımlaşma ve kardeşlik dinidir. Adaleti, kardeşliği, nefsini kontrol etmeyi ve birliği emreden; yaşanması ve güzel bir şekilde davet edilmesi gereken İlahi bir Dindir. Kur’an ayrıştırıcı değil; uyarıcı, birleştirici ve doğruya yönelten bir kitaptır.

Kur’an, yolunu şaşırmış insana hakareti değil; doğru menzile varması için yardımcı olmayı emreder. Çamura düşmüş insanın başına basmayı değil, kardeşçe el uzatıp yardımcı olmayı ister. Kendi kıt bilgimizle başkalarına saldırmadan, öncelikle kendimizi düzeltmekle sorumlu olduğumuzu bilmeli ve öyle davranmalıyız. Kendi aklımızı, görüşümüzü, hocamızı, müsteşrikleri ‘Mutlak ve tek doğru’ olarak görmemeliyiz. Kur’an’ı doğru anlamak, yaşamak ve hâkim kılmak için Kur’an’ın emri olan birlik ve yardımlaşmayı sağlamaya çalışmalı, keyfi ve aykırı yorumlara itibar etmemeliyiz.

Arap kültürünü ‘Sünnet’ diye anlayıp, anlatanları uyarırken; Allah’ın rehber ve örnek olarak gönderdiği resulü, dini hayattan çıkarmak isteyen haddini bilmezlere de tepki göstermeliyiz. Toplumda mezhepçilik, tarikat, rivayet kültürü üzerine bina edilen yanlışlara karşı çıktığımız gibi; bu yanlışlar üzerinden dini, Kur’an’ı, peygamberi, ibadetleri, Müslümanları itibarsızlaştırmaya çalışanları da görmeli ve tepki göstermeliyiz.

Karşıtlarımız bizi yok etmeye çalışan düşman bile olsa, Müslümanın doğru ve adil olması lazım. Karşıtlarımızı eleştirirken bile amacımız kötülemek değil, iyiyi göstermek ve doğruya yönlendirmek olmalıdır. Müslüman, karşıtlarına karşı bile doğru sözlü, edepli ve güzel ahlakla davranmalıdır. Saldıran bir düşman değil, yardım eli uzatan bir kardeş gibi olmalıdır. Bu dinin sahibi değil, davet eden bir hizmetkârı gibi davranmalıyız. Kin ve nefretle değil, sorumluluk bilinci ve merhametle davet etmeliyiz. Kur’an, “Müslümanlar kardeştir” buyurmaktadır. Kur’an’ın emrinin aksine davranarak; Müslüman ve âlimleri kötülemek için saygısızca ve hakaretlerle saldıranların İslam’a değil, şeytan ve dostlarına hizmet ettiği bilinmelidir.

İslam ümmeti içinde açılan yeni mevzilerden Müslümanlara ve değerlerine insafsızca saldırarak, ayrıştırma ve fitnelere sebebiyet veren toptan suçlayıcı tavırlara dikkat çekmek istiyoruz. Belki bu vesileyle, bu yanlışlara saplanmış iyi niyetli bazı kardeşlerimiz kendilerine gelirler de ümmet ve imanlarına zarar veren bu yanlış tavırlarından vazgeçerler.

Halkımızın büyük çoğunluğu geleneksel de olsa, İslam aidiyetiyle Müslümandır ve bildiği kadarıyla dinine ve ibadetlerine bağlıdır. Zamanla haktan uzaklaşmış ve asimile olmuş toplumları suçlama ve cezalandırma yerine, hikmet ve güzel sözle hakikatleri anlatıp Hakka davet etmekle sorumluyuz.

Müspet bakışla, doğru bir yaşam için Allah’ın dinini öğrenmeye ve yaşamaya davet edeceğimiz büyük bir insan topluluğu görüyoruz. Bunun için de nefsimizden ve en yakınlarımızdan başlayarak, Kur’an’ın emrettiği gibi ilim, hikmet ve güzel bir üslupla tebliğ etmeliyiz. İnsanların bilgi, meyil ve uygulamaları farklıdır. Bilgi ve çevreyle değişebilen insanları müspet etkilemek de bizim dini ve insani görevimizdir…

DEVAM EDECEK

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.