Bu hareketin öncülerini iyi bilen Mevdudi ve çağdaşları âlimler, insanları bunlara uymaktan sakındırdılar. Mevdudi, ‘Sünnetin Anayasal Niteliği’ kitabında, iyi tanıdığı bu kesimlerin çalışmaları hakkında şöyle yazmaktadır:
1 – Hadisi şüpheli hale getirmek ve bu şüphenin haklılığını ispatlamak için batılı oryantalistlerin kullandıkları bütün metotlara inanmak ve bunları kendi açıklamalarıyla Müslüman halkın arasında yaymak. Öyle ki peygamberden günümüze güvenilir kaynaklardan Kur’an dışında hiçbir şeyin ulaşmadığına bilgisiz kimseler inanıversin.
2 – Hadis mecmualarının ‘kötü ve yanlış’ taraflarını çıkarmak amacıyla taramak, tıpkı bir zamanlar Arya Samaciler (İslamiyet’i kötülemeye çalışan Hindu hareketi) ve Hıristiyan misyonerlerin Kur’an’ı Kerim’i taramaları gibi. Hadis kitaplarının son derece yüz kızartıcı, gülünç ve saçma konularla dolu olduğu izlenimini uyandırmak amacıyla kopuk cümle ve ibareler Müslüman halka göstermek. Daha sonra da yaşlı gözlerle! Müslümanlara çağrıda bulunarak, İslam’ın daha fazla alaya alınmaması için bu saçmalık tomarını atmalarını istemek.
3 – Resulün görevinin sadece Kur’an’ı iletmek olduğunu belirtmek.
4 – Dinin kaynağının–İslami Yasaların kaynağı–yalnızca Kur’an olduğunu belirterek, resulün sünnetini İslam’ın hukuk düzeninin kaynağı olmaktan çıkarmak.
5 – Ümmetin bütün fakih, muhaddis, müfessir imamları ile din ve dil bilginlerini güvenilmez kılmak.
6 – Kendilerine göre bir sözlük ve terimler kitabı hazırlayarak, Kur’an’ın tüm sözcük ve terimlerinin anlamlarını değiştirmek. Kur’an ayetlerine Arapça bilenlerin Kur’an’da hiç görmediği ve rastlamadığı anlamları vermek.
Bu yıkıcı çalışmaların yanı sıra kendilerine yeni bir İslami anlayışın temellerini atıyorlar. Bu yeni anlayışın temel ilkelerini şu şekilde belirlemişler:
1 – Bütün özel mülk ve mallar ortadan kaldırılıp, merkezi hükümetin tasarrufuna verilsin. Bu hükümet, fertler arasında gelir dağıtımı konusunda yegâne yetkili merci olsun. Bu sisteme de ‘Rububiyet Nizamı’ ismi verilsin.
Onlara göre Kur’an’ın asıl amacı bu düzeni kurmaktı. Ancak geçen 1400 yılda kimse bunu anlayamamış, Kur’an’ın bu mesajını sadece Marks ve Engels kavramış!
2 – Bütün siyasi partiler ve gruplar kapatılsın. Özellikle Müslümanlara hiçbir parti, dernek veya grup kurma izni verilmesin. Bu isteklerinin nedenini şu şekilde açıklamışlar: “Müslümanlar ekonomik açıdan çaresiz hale geldikleri zaman Merkezi Hükümete karşı herhangi bir eyleme geçemeyecektir. Böyle bir şey istedikleri zaman ise zaten örgütlenemedikleri için başarısız kalacaklar.”
(Bu istek, Müslümanlar üzerinde oynanan oyunların, aralarına sokulan fitnelerin asıl amacını göstermektedir. Çok methettikleri ‘Demokratik Düzenlerde’ Anayasal bir hak olarak herkes örgütlenebilecek, parti kurabilecek, haklarını aramak için gösteri yapabilecek ancak Müslümanlar bir güç olmamak, kendi haklarını sormamak için bir araya gelemeyecekler, daima zayıf ve güçsüz olarak ayaklar altında ezilecekler… İşte istenilen budur ve ey Müslüman! Sen, bu ihaneti nasıl görmezsin? İ. Pınar)
3 – Kur’an’ı Kerim’de ‘Allah’a ve Resulüne iman ve itaat’ emri verilmiştir. Bu emirle aslında Allah ve Resulünün son senet veya hüccet olduğu kastedilerek, ‘Millet Merkezi’ kastedilmiştir. Allah ve Resulü Milletin Merkezi olduğu için ‘Milletin Merkezi’ Kur’an’dan hangi anlamı çıkarıyorsa ancak o geçerlidir.
Milletin Merkezinin herhangi bir emir ve kanunu hakkında, “Kur’an’a aykırıdır” şeklinde bir itiraz da bulunmak söz konusu olamaz.
Milletin Merkezi neyi haram kılarsa haramdır; neyi de helal kılarsa helaldir. Millet Merkezinin emri kanundur, Şeriattır ve ibadetlerden başlayarak her konuda ne gibi teşhislerde bulunursa, onu kabul etmek farz, hatta İslam’ın şartıdır. İnsanların işi sadece bunun önünde eğilmektir. S-17…19
Yolun nereye doğru gittiğini görüyorsunuz! Egemen güçlerin kuracakları ve ‘Millet Merkezi’ dedikleri kurula, peygambere tanımadıkları din ve Kur’an’ı açıklama yetkisi verecekler. Ve belki de inkârcı ve İslam karşıtlarından oluşacak bu kurullara bizler de Allah’a itaat edercesine itaat etmekle mükellef olacakmışız.
SSCB etkisinde olunca böyle görüşler bildiren zevat ve yoldaşları, resulün hadislerini ve âlimlerin içtihatlarını ise dine ilave ve din uydurmakla suçluyorlar.