Parkinson hastalığı çoğu zaman bir titreme ile bilinir. Oysa bu hastalığın asıl zorlayıcı yönü, zamanla hareketlerin azalması, yürüyüşün değişmesi ve dengenin azalmasıdır. Parkinson hastalarıyla çalışan bir fizyoterapist olarak şunu söyleyebilirim; Parkinson, kişinin sadece nasıl yürüdüğünü değil, hayata nasıl katıldığını da etkiler.
Hastalığın erken dönemlerinde kişiler genellikle “eskisi kadar hızlı hareket edemiyorum” der. Adımlar küçülür, kol sallama azalır, günlük işler daha fazla zaman almaya başlar. Bu durum başta çok önemsenmez ama aslında vücudun verdiği ilk sinyallerdir.
Zamanla yürüyüş belirgin şekilde değişir. Parkinsonlu bireyler daha kısa adımlarla yürür, ayaklarını yerden kaldırmakta zorlanabilir. Bazı hastalar için yürümeye başlamak bile başlı başına bir mücadele haline gelir. “Ayaklarım yere yapışıyor gibi oluyor” ifadesini klinikte çok sık duyarız. Dönüşler zorlaşır, ani durmalar yaşanabilir ve bu durum düşme riskini ciddi şekilde artırır.
Denge problemleri ise hastalığın ilerleyen dönemlerinde daha belirgin hale gelir.Kişi dengesini kaybettiğinde bunu toparlamakta gecikir. Özellikle kalabalık ortamlar, dar alanlar ve ani yön değişiklikleri Parkinson hastaları için zorlayıcıdır. Bu yüzden birçok hasta düşme korkusuyla hareket etmekten kaçınmaya başlar. Ne yazık ki hareketsizlik, hastalığın ilerlemesini daha da hızlandırır.
İşte bu noktada fizyoterapi ve rehabilitasyon devreye girer. Parkinson’da rehabilitasyonun amacı, hastayı yormak değil; hareketi yeniden hatırlatmak, dengeyi desteklemek ve yürüyüşü daha güvenli hale getirmektir. Özellikle büyük ve bilinçli hareketlere odaklanılır. Çünkü Parkinson’da vücut farkında olmadan küçülür ve yavaşlar.
Yürüme eğitimi, denge çalışmaları ve ritimle yapılan egzersizler hastaların günlük yaşamda daha rahat hareket etmesini sağlar. Düzenli fizyoterapi alan hastalarda adım uzunluğunun arttığını, yürüme hızının iyileştiğini ve düşme korkusunun azaldığını görmek mümkündür. Bu da kişinin sosyal hayata daha rahat katılmasını sağlar.
Parkinson hastalığıyla yaşamak zor olabilir, ancak doğru rehabilitasyonla bu süreci daha kontrollü ve daha güvenli geçirmek mümkündür. Unutulmamalıdır ki hareket kaybedildikçe değil, hareket edildikçe korunur. Ve bu yolculukta fizyoterapi, hastanın en önemli destekçilerinden biridir.