Eğer Öyleyse Nasıl Okunmalı? 2. Bölüm
Kâinat nasıl kitap oluyor? Bugün yeryüzüne, gökyüzüne, denize bu gözle baktım. Bir kitap okur gibi okumaya çalıştım gözüme ilişenleri. Fakat yapamadım. Ne demektir bu? Kâinat kitabı nasıl okunacak?
Farkında mısın, odanda binlerce ses ve görüntü var. Havanın her bir parçası nesneler, kelimeler, sesler ve yüzlerle dolu. Bakıyor, göremiyorsun.
Dinliyor duyamıyorsun. İnanmakta zorluk çekiyorsun.
İstersen deneyebilirsin… Televizyonuna bak görürsün. Radyonu aç, duyarsın. Telefonunu kullan, işitirsin.
Peki, bu aygıtlar sesleri, kelimeleri ve görüntüleri getirmek için her an uzaklara mı gidip geliyorlar? Ne münasebet! O sesler, yüzler zaten odanda. Ama sen farkında değilsin. İşittiklerini ve gördüklerini yüzlerce kilometre uzaklardan birileri naklediyor.
Görünürde atomlar, moleküller yapıyor bu işi. Bize kusursuz hizmet ediyorlar. Havada akıl almaz olaylar oluyor. Devamlı ısı, ışık, ses ve görüntü taşınıyor. Hiçbir aksama olmuyor.
Her atom, her molekül, kendine gelen emaneti alıyor, yanındakine eksiksiz devrediyor. Bir anda sayısız işi birden yapıyor. Her sesi, her ısıyı, her ışığı ve her görüntüyü birbirine karıştırmadan naklediyor.
Peki, zerreler, atomlar bunu kendi ilmi, iradesi ve kudretiyle mi başarıyorlar?
“Evet” dersen, her bir atomun bütün dilleri bildiğini, kulaksız işittiğini, akılsız anladığını, dilsiz anlattığını kabul etmen gerekir.
Sen bütün dilleri biliyor musun? Bir an içinde on kişiyi dinleyip, anlayıp, anladığını başkalarına anlatabilir misin? Konuşanların seslerini, konuşma biçimlerini aynen taklit edebilir misin? Hayır!
Halbuki sen en mükemmel canlısın. İnsansın, akıllısın, şuurlusun. Havadaki atomların, elementlerin, moleküllerin ise, ne ilmi var ne de iradesi. Ne sesi bilirler, ne de görüntüyü. Ne ısıdan haberleri vardır, ne de ışıktan. Kendilerinin ne olduğunu bile bilmiyorlar.
Belli ki bu işleri havadaki atomlar, elementler, moleküller yapamazlar.
Yapmıyorlar da. Görünür sebep olmaktan başka rolleri yok.
Perde arkasında biri var. Sonsuz ilmi, iradesi ve kudretiyle sürekli yapıyor, yaratıyor.
Gücü her şeye yeten o Yaratıcıyı gözler göremiyor, ama akıllar görüyor.
Yerlerde yeri yok ama her yerde eserleri var. Her şeye hükmeden o sonsuz ilim, irade ve kudret sahibinin ismi dilimizde, marifeti aklımızla, muhabbeti kalbimizde olmalı…
Her nereye bakarsak, Yaratıcının her yerde eserleri var. Bu eserlere bakıp tefekkür ederek, kâinat kitabını bir nebze olsun okuyabilmeliyiz..