İSLAMDA ANNE VE BABA HAKKI

Yayınlama: 24.02.2026
Düzenleme: 20.02.2026 19:47
A+
A-

Değerli Dostlar!

İnsanın bu dünyaya gelmesine vesile olan anne-babası, onun büyüyüp yetişmesi ve ilk eğitimini alarak şahsiyet kazanması için yıllarca emek verir. Bu yüzden yüce dinimiz, insana anne-babasıyla iyi geçinmeyi, onların hatırını saymayı ve haklarını korumayı emreder. bilhassa yaşlandıklarında muhabbet ve merhamet göstererek ihtiyaçlarını karşılamanın vefa borcu olduğunu anlatır.

İslam dini anne ve babaya hizmeti ibadet olarak kabul eder. Ama Onları üzmeyi onları incitmeyi günah kabul eder. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur: “Rabbin, kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi, anne-babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara “öf!” bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle. Merhamet göstererek tevazu kanadını indir ve de ki: ‘Rabbim! Onlar beni küçükken nasıl koruyup büyüttülerse, sen de öylece onlara merhamet göster.’ İsra:23 ve 24.

Anne ve baba insanlar arasında en çok sevgi ve saygıya layıktır. Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi:

Bir adam Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e gelerek:- Kendisine en iyi davranmam gereken kimdir? diye sordu.Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem“Anan!” buyurdu.Adam- Ondan sonra kimdir? diye sordu.- “Anan!” buyurdu.Adam tekrar:- Ondan sonra kim gelir? diye sordu.- “Anan!” dedi.Adam tekrar- Sonra kim gelir? diye sordu.Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem:- “Baban!” cevabını verdi.Buhârî, Edeb 2

Peygamber SAV hadisi şeriflerinde “Hiçbir evlâd babasının hakkını ödeyemez. Şayet onu köle olarak bulur ve satın alıp âzâd ederse, babalık hakkını ödemiş olur.” (Müslim, İtk 25

“Büyük günahlar şunlardır: Allah’a ortak koşmak, ana babaya itaatsizlik etmek, haksız yere adam öldürmek ve yalan yere yemin etmek.” (Buhârî, Eymân ve’n-nüzûr 16,

Değerli Dostlar!

Anne rızasını alamayan bir Müslüman’ın İmansız olarak vefat etme tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir. Bu ibretli olay bunu en güzel şekilde ortaya koyar.

Enes bin Mâlik hazretleri şöyle anlatır:

Peygamber efendimiz zamanında Alkame isminde bir genç vardı. Hep ibâdet ile meşgûl olur, yaz-kış oruç tutardı. Bu genç hastalandı. Fakat dili tutulup birşey söyleyemiyordu. Durumdan Resûlullah efendimiz haberdâr edildi. Peygamber efendimiz, Hz.Ali ile Ammâr bin Yâsir hazretlerini gönderdi. Onlar, gence Kelime-i Şehâdet telkîn ettikleri hâlde, genç söyleyemiyordu. Peygamber efendimiz, Bilâl-i Habeşî hazretleri vâsıtası ile durumdan haberdâr edildi. Peygamber efendimiz, yanında bulunanlara şöyle sordu:

– Alkame’nin ana-babası var mı?- Yâ Resûlallah, ihtiyâr bir annesi var.

– Annesini buraya getirin!Annesi gelince, Peygamber efendimiz buyurdu ki:- Alkame’ye ne oldu?- Yâ Resûlallah, Alkame çok iyidir. Hep ibâdet ile meşgûl olur. Ama ben ondan râzı değilim. Çünkü o, hanımının rızâsını, benim rızâmdan üstün tutmaktadır.

– Dilinin tutulması bu yüzdendir. Ona hakkını helâl et de dili açılsın!

– Yâ Resûlallah, O benim hakkıma riâyet etmedi. Hakkımı helâl etmem.Bunun üzerine Peygamber efendimiz, (Ey Bilâl! Eshâbı çağır, odun getirsinler. Alkame’yi yakalım. Çünkü annesi, ondan râzı değildir) buyurdu. Kadıncağız bunları işitince dedi ki:

– Yâ Resûlallah, oğlumu benim gözümün önünde mi yakacaksınız? Kalbim buna nasıl dayanabilir?

– Cehennem ateşi, dünya ateşinden çok daha kızgın ve yakıcıdır. Sen ondan râzı olmadıkça, onun hiçbir tâ’ati makbûl değildir.

Kadıncağız bunları işitince ağlamaya başlayıp dedi ki: – Yâ Resûlallah, ben ondan râzı oldum, hakkımı helâl ettim.

Böyle söyledikten sonra oğlunun yanına gitti ve oğlunun sesini duydu. Kelime-i şehâdeti rahatlıkla söylüyordu. Aynı gün vefât etti.

Değerli Dostlar!

Anne babalar, çocukları uğruna zorlukların ve meşakkatlerin en ağırına katlanırlar. Anne ve baba, aile ve çocuğun ihtiyaçlarını temin etmek için yılmadan, usanmadan çalışırlar, yemezler yedirirler, giymezler giydirirler

Peygamber SAV buyurmuşlar ki;

“Cebrail (a.s.) üç dua etti, ben de onlara amin dedim.

Birincisi: Cebrail (a.s.):

‘Annesine, babasına veya sadece onlardan birine ulaşmış bir evlat, (onlara güzel hizmet edip, onların hayır duasını alıp) cenneti kazanamadıysa, ona yazıklar olsun/burnu yerde sürtünsün!’ dedi,.

İkincisi: “Cebrail (as):

‘Sen peygamber olarak bir insanın yanında anıldığın zaman, sana salat-ü selâm getirmezse; ona yazıklar olsun!.. Onun burnu yere sürünsün!’ dedi.

“Üçüncüsü: “Cebrail (a.s.):

‘Ramazan’a eriştiği halde bir insan, buna Ramazan’ın feyzinden, bereketinden istifade edememiş, Ramazan gelmiş geçmiş de hâlâ Allah’ın mağfiret ettiği bir kul olamamışsa, Allah’ın affını, mağfiretini kazanamamışsa; yazıklar olsun o kula!.. Burnu yerde sürtsün!’ diye dua etti.

İyilik ve ihsanımızı, bir çift tatlı sözümüzü ve güler yüzümüzü, saygı ve hoşgörümüzü anne-babamızdan esirgemeyelim. Onların gönlünü yapma ve hayır dualarını alma gayretinde olalım. Bu duaları, dünyada nimetimiz, ahirette ise kurtuluş vesilemiz olarak görelim. Resûl-i Ekrem (s.a.s)’in şu uyarısını asla unutmayalım: “Rabbin hoşnutluğu, anne-babanın hoşnutluğundadır. Rabbin öfkesi de anne-babanın öfkesindedir.”Tirmizi.Birr:3

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.