İSLAMDA AİLENİN ÖNEMİ

Yayınlama: 18.03.2026
Düzenleme: 13.03.2026 16:05
A+
A-

Değerli Dostlar!

Aile, sağlıklı nesiller yetiştirebilmek için sahip olabileceğimiz en değerli hazinedir. Çocuklarımız için ilim, irfan ve hikmet mektebidir. Nesillerimizi yanlış yönelişlerden ve kötülüklerden koruyan bir kale, sağlam bir sığınaktır.

Aile, Peygamberimiz (s.a.s) ile huzur bulmuştur. O, Yüce Rabbimizin emri gereğince aileyi; sevgi ve merhamet, ülfet ve muhabbet, güven ve sadakat üzerine inşa etmiştir. Ailesinin hiçbir ferdine kaba davranmamış, kötü söz söylememiş, onları asla incitmemiştir.

Aile, Rabbimizin eşsiz ve benzersiz kudretiyle bize sunduğu nadide yani çok az bulunan bir nimettir. Bir toplumun temel çekirdeği ve dinamiğidir. İftihar vesilesi en büyük değer, en kıymetli hazinedir. Aile; iyinin-kötünün, doğrunun-yanlışın, güzelin-çirkinin öğrenildiği ilk mekteptir.

Değerli Dostlar!

Allah’ın adı şahit tutularak kurulan aile, O’nun bahşettiği çocuklarla gelişir ve güzelleşir. Kadın, gözünün nuru ve gönlünün neşesi yavrularıyla anne olmanın mutluluğunu ve heyecanını yaşar. Ailedeki bireylere iyi örnek olmaya çalışır. Evinin sırrını korur. Kocasını ve evlatlarını canından azizi bilip onarı utandıracak söz ve hareketlerden uzak durmaya gayret gösterir, böylece O artık, ayaklarının altına cennet serilen bir annedir. Erkek ise güzel ahlakla donanmış nesiller yetiştirmenin sorumluluğundadır. Çalışarak ve alın teri akıtarak aile fertlerine helal lokma yedirme ve helalinden kazanmaya çalışan bir babadır.

Aile olmak, sevince eş, hüzne kardeş olmaktır. Varlığı ve yokluğu beraberce yaşamak, dünyanın türlü sıkıntılarını birlikte göğüslemektir. Farklı bedenlerde bir can olmak, huzur ve saadeti Cenabı Allah’ın rızasına uygun yaşamakta bulmaktır.

Göz aydınlığı yavrularımıza, hayat arkadaşı eşlerimize, varlık vesilesi anne babalarımıza kalp huzuru ve gönül rahatlığı veren bir aile ortamının kurulması her Müslümanın birinci hedefi olmalıdır. Unutmayalım ki huzurlu bir aile, merhamete açılan ve şiddete kapanan kapı ile mümkündür.

Değerli Dostlar!

Cenabı Allah Hazreti Kuran da şöyle buyurmuşlardır.

“Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de O’nun varlığının ve kudretinin delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır.” (Rûm, 30/21)

Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Sizin en hayırlınız ailesine en güzel şekilde davranandır. Ben, aranızda ailesine en güzel davranan kişiyim.”

Aile kurmak, aynı zamanda Peygamberimizin sünnetidir. Allah Resûlü (s.a.s) bir hadislerinde şöyle buyurur: “Nikâh benim sünnetimdir. Kim benim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir.”

Değerli Dostlar!

Aile, insanları yaratan Yüce Allah’ın koyduğu kurallara göre kurulursa sağlam ve toplumun biricik mutluluk kaynağı olur.

İslam’a göre ailenin temeli, nikâh dediğimiz kutsal bir bağla birbirine bağlanan ayrı cinsten iki insanın bir araya gelmesiyle atılır. Nikâh akdi, toplumun çekirdeği sayılan bu küçük yuvanın meşrû sayılmasının ilk şartıdır. Meşrû olmayan sebeplerle bir araya gelen insanların oluşturduğu topluluklar aile sayılmaz. Çünkü bu birlikteliğin temelinde nikâh değil, sifah (iffetsizlik) vardır.

İslam dini, iffetsizlik sayılan zina, fuhuş ve her türlü gayri meşru ilişkiyi haram saymış ve şiddetle yasaklamıştır.

Değerli Dostlar!

İslam’a göre kurulan aile yuvasının daha sağlam ve kalıcı olması için, evlenecek çiftlerin birbirini görmesi ve konuşması caizdir. Nitekim Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, evlenmek isteyenlere, alacakları kızı önce görmelerini, bunun ileride anlaşmaları için gerekli olduğunu söylemiştir

Ancak günümüzde olduğu gibi birbirimzi tanıyalım bahanesiyle aylarca hatta yıllarca beraber gezmek, seyahatlere çıkmak, tatil yapmak ve buna benzer olayları yaşamak islam dini tarafından kesinlikle yasaklanmıştır. Ancak İslam’a göre kızla erkek sadece bir mahrem yanında birbirlerini görebilirler. İkisinin yalnız başına bir arada kalmalarına, gezip tozmalarına, güncel tabirle flört yapmalarına İslam kesinlikle izin vermez.  Zira Cenabı Allah’ın haram kıldığı bir durum ve yaşantı üzerine kurulacak bir aile de huzurun güvenin refahın sevginin ve sadakat in yerleşmesi mümkün değildir. Unutmayalım ki; sadece nikahta değil her davranışımız da Cenabı Allah’ın rızası var ise onda huzur ve mutluluk vardır. Aksi takdirde nefret ve ayrılık olacaktır.

Aile olmak, Rabbimizin rızasına uygun bir hayatı birlikte yaşamaktır. Sevinci ve kederi, varlığı ve yokluğu paylaşmaktır. Her türlü meşakkati beraberce göğüslemek, vefakâr bir eş, sâdık bir yâr, merhametli bir anne ve baba, salih bir evlat olmaktır.

Ayrıca her türlü zorluğa ve sıkıntıya  katlanarak yetiştirip büyüttüğümüz ciğerpare evlatlarımızı evlenme çağına geldiklerinde zamanında evlendirmeye ve evlendireceğimiz zaman da çok dikkatli olmalıyız. Karşı tarafı iyi araştırmalı sadece işin maddi yönünü değil manevi yönünü de mutlaka  araştırmalıyız. Erkek tarafı aileerine gelecek olan yeni gelinlerinin kendilerine emanet olduğunu,  onu sahiplenmek onu mutlu etmek ve imkanlar ölçüsünde ona yardımcı olmak dini bir görev olduğunu Aslında gelinlerinin mutluluğu kendi evlatlarının mutluluğunun anahtarı olduğunu   hiçbir zaman unutmamaldırlar. Kız tarafı da evlatlarına yeni bir aileye katılacağını, ona göre sabırlı olup zamanla onları tanıyacağını ve özellikle kocasından imkanları ölçüsünde istekte bulunmamasını tavsiye etmelidirler.

Ancak üzülerek belirtmek isterim ki günümüzde kız evladını evlendiren ailelerinin çoğu kızlarına İslam’ın emrettiği nasihatler verme yerine, Kızım burası hala senin evin sana bir söz söyleyecek olsalar hemen bize haber ver gelip seni alacağız diyerek kendilerine göre kızlarına olan sevgilerini ortaya koyduklarını zanneder oysa bu sözler aileyi başlamadan bitiren aile temelini yıkan çok yanlış bir davranıştır.

Değerli Dostlar!

Şunu hepimiz iyi bilmeliyiz ki; Ailenin her ferdi vazgeçilmezdir, önemlidir, değerlidir. Anne ve baba; fedakârlığın, huzurun ve şefkatin vücut bulmuş halidir. Çocuklar; Allah’ın eşsiz emanetleri, aile yuvasının nadide çiçekleridir. Anne ve babanın elinde bütün insanlığın hayrına yetiştirilmesi gereken cevherlerdir. Nine ve dede ise geçmişin mirasını geleceğe taşıyan, yerleri doldurulamayan, elleri öpülesi ulu çınarlardır.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.