SİZİN HIRSIZLAR ÇOK MU İYİDİR?

Yayınlama: 19.10.2026
Düzenleme: 15.10.2026 19:23
A+
A-

Eskiden “hırsızlık” denilirdi. Şimdi farklı adlandırmalarla binlerce çeşidi çıktı.

Maşallah insanlarımız her gün hırsızlığın, yolsuzluğun, sahtekârlığın farklı çeşitlerini icat etmektedir. Eminim ki yaptıklarına şeytan bile şaşırtmaktadır. Eğer bu gayret ve çabayı üretme, toplumsal fayda ve doğru yolda kullanmış olsalardı süper güç olurduk.

Ama maalesef paraya tapınca, dünyalıklara doyulmaz olmuş. Eskiden insanlar yokluktan çalma ihtiyacı hissedelerdi. Şimdi daha çok, daha çok doyumsuzluğuyla her türlü sahtekârlığa başvuruyorlar. Sosyalizmin revaçta olduğu 70’li yıllarda solcular, “insanların açlıktan hırsızlık yapmak zorunda kaldıklarını, eğer yeterli ücret verilirse kimse hırsızlık yapmaz” derlerdi.

Oysa hayatın gerçeğine baktığımızda, büyük hırsızlıkları mal-makam sahiplerinin daha çok yaptıklarını görüyoruz. Zenginlerin daha aç ve paraya daha düşkün oldukları görülmektedir. Fakir insan yiyeceği ekmek ve kira derdinde iken; bizim 1,5 yıllık maaşımızı bir ayda alan bir İBB görevlisi, 450 liraya Villa kiralayabilmektedir.

Tabi bu lüks hayat için daha çok paraya sahip olmak için bütün sınırları çiğnemektedirler.

Hz. Ali, “Mal sarhoşluğu içki sarhoşluğundan beterdir” buyurmuş.

Mal, mülk sevgisi deniz suyu gibidir, içtikçe daha çok susatır.

Bir hadislerinde peygamberin şöyle buyurduğu rivayet edilir: “Bir koyun sürüsünün içine salıverilmiş iki aç kurdun o sürüye verdiği zarar, mala ve mevkie düşkün bir adamın dinine verdiği zarardan daha büyük değildir.” (Tirmizî, Zühd 43)

Maalesef insanlar mal, makamla sarhoş olunca, toplumsal huzur ve dengeyi bozmaktadırlar. Kendi hakkıyla yetinmeyince, başkalarının hakkına da göz dikmektedirler.

Artık Hak ve hukuka göre değil, çıkarlarını kendilerine hak gördüklerinden her türlü sahtekarlığa, haksızlığa bulaşmaktadırlar. Faizden kaçarken hırsızlığın, yolsuzluğun, tefeciliğin alasını yapabilmektedirler.

Daha da kötüsü hak ve adalet iddiasında bulunanların ırk, parti, ideoloji taraftarlığıyla bu sahtekarlara sahip çıkıp savunmasıdır.

Muhaliflerini yolsuzluk, hırsızlıkla suçlarken, kendi taraflarının dağ gibi açık ve görünen hırsızlıklarını, yolsuzluklarını gizleme ve inkâr saplantısına girenler var.

Adalet ve dürüstlük isim, şahıs ve tarafa göre değil, taraf gözetmeden hak ve hukuka göre davranmaktır.

Dürüst ve samimi olanlar tarafına bakmadan, ilkeler üzerinden ve yapılana göre değerlendirmelerde bulunmaları gerekir.

Ama maalesef politize olmuş bazıları, suça ortak olurcasına kendi taraflarının hırsızlıklarını gizlemeye çalışmaktadırlar. Önyargı ve iddialarla muhaliflerini suçlarken, kendi taraflarının kocaman yolsuzluklarını inkâr etmekte veya kılıf uydurmaya çalışmaktadırlar.

Toplumumuzda hırsızlık ve haksızlıklara karşı 3 tavır görülmektedir.

1- Haksızlık ve yolsuzluk yapanların, suç işleyenlerin tarafına ve makamına bakılmadan cezalandırılmasını isteyenler.

2- “Ne yaparsak yapalım, bizden ve tarafımızdan konuşulmasın. Kimse bizi eleştirmesin. Ancak biz eleştirir ve suçlarız…” havasında olanlar var.

3- Eğer kamu görevlisi ise, bizden ise ve iddia ettiği ‘davasına, dinine’ ihanet ediyorsa, cezası artırılsın” düşüncesinde olanlar.

Adil ve dürüst insanlar hırsız ve sahtekarlara sahip çıkmaz, hesap sorulmasını ve hesap verilmesini ister. Ama hırsız ve sahtekarların suç ortağı olanlar, hırsız ve sahtekarları savunmak için yalan üzerine yalan uydururlar.

Kamusal görevlerini istismar ederek, yolsuzluk yapan sahtekarlara ve bunlara sahip çıkanlara yazıklar olsun. Bizden görünerek bizi aldatanlara yazıklar olsun.

Dava” dediği Dini, Milleti kamusal hizmeti ve kamu malını şahsi çıkarları için kullananlara yazıklar olsun.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.

o sohbet org