Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Kıymetli büyüğüm İbrahim Halil Kırşan ile birlikte Sason ve Gercüş festivallerine katıldık. Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Zekeriya Kaya’nın da katıldığı Gercüş Festivali’nde ayrı bir coşku vardı.
İki ilçede de bereket, insanın memleketine duyduğu sevgi ve yüzlerde gülümsemeler vardı. Ama bu yolculuktan aklımda kalan yalnızca festival kalabalıkları olmadı.
Bir yanda Mereto’nun zirvesinde yan yana yükselecek iki ibadethane, diğer yanda geçmişin acılarını bilen insanların yüzündeki gülümsemeler…
Batman’ın nereden gelip nereye yürüdüğünü düşündüm.
MERETO’DA MERHAMETİN SESİ
Sason’da beni en fazla etkileyen gelişme, Mereto Dağı’nın zirvesindeki tarihî Meryem Ana Kilisesi’nin restorasyonu ve yanında inşa edilen cami oldu.
Vali Ekrem Canalp’in festivalde anlattığına göre cami fikri, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in önerisiyle ortaya çıkmış. Şimşek’in memleketinin kültürel ve manevi mirasına gösterdiği duyarlılığı önemsiyorum.
Düşünün…
Mereto’nun zirvesinde bir gün ezan okunuyor, tarihî kilisenin çanı da cemaatini ibadete çağırıyor. Birbirinin sesini bastırmayan iki inanç, aynı gökyüzünün altında yan yana.
İstiklâl Marşı’mızın o anlamlı dizesi geliyor aklıma:
“Şu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli”
İnsan doğduğunda kulağına ezan okunur, öldüğünde cenaze namazı kılınır. Doğumunda namaz yoktur, ölümünde ise ezan. Hayatın ne kadar kısa olduğunu hatırlatan bu anlatı bana başka bir soruyu düşündürüyor:
Bu kısacık ömürde birbirimizi anlamaya, sevmeye ve farklılıklarımızla birlikte yaşamaya ne kadar zaman ayırıyoruz?
MERHAMET, VİCDANIN KALP KULAĞINA OKUDUĞU EZANDIR.
Bu toprakların insanı merhameti komşuluğunda, sofrasında, misafirperverliğinde yaşatmayı bilir. Mereto’da yan yana duracak iki ibadethanenin dünyaya verebileceği en güzel mesaj da budur.
SİLAH SESLERİNDEN ZILGITLARA
Sason’da balın, cevizin ve çileğin bereketi festival alanına taşınmıştı. Tescilli Sason balının bir kilogramının açık artırmada 400 bin liraya satılması, ilçenin üretim değerinin tanıtılması açısından dikkat çekiciydi.
Batman Milletvekili Ferhat Nasıroğlu’nun festivale katılımı da önemliydi. Siyasetçilerin üreticilerle aynı ortamda buluşması, onların sorunlarını dinlemesi ve bu bağı festival sonrasında da sürdürmesi gerekir.
Ama benim için bu festivallerin başka bir anlamı daha var.
Bu coğrafyanın geçmişinde gerginlikler, korkular, silah sesleri vardı. Bugün ise festival meydanlarında zılgıtlar yükseliyor, halaylar çekiliyor, türküler söyleniyor.
Çocukların, gençlerin, anaların, babaların ve yaşlıların yüzündeki gülümsemeleri görünce insan huzurun kıymetini daha iyi anlıyor.
Barışın değerini, geçmişin acılarını hatırlayanlar bilir.
Elbette bu değişimi yalnızca festivallere bağlamak doğru olmaz. Ancak bu buluşmaların insanların bir araya gelmesine, ilçelerin güzelliklerinin görünür olmasına katkısını da görmeliyiz.
TOHUMU ATANIN HAKKINI TESLİM ETMEK
Batman’ın bir festivaller şehrine dönüşmesinde Vali Ekrem Canalp’in öncülüğündeki organizasyonların önemli bir yeri var.
Tohumu atmak önemlidir. O tohumu sulamak, büyütmek ve mahsul verecek hale getirmek de emek ister.
Vali Canalp’in paylaştığı rakamlar bu emeğin ulaştığı boyutu gösteriyor. 2025 yılında Sason festivaline yaklaşık 20 bin, Gercüş festivaline 55 bin kişi katılmış. Batman genelindeki festivallerde 2025 yılında toplam 1 milyon 620 bin, son dört yılda ise festivaller ve kültürel etkinliklerde 4 milyon 810 binin üzerinde katılım gerçekleşmiş.
Festival yolculuğu burada bitmiyor. Kozluk’un Şehr-i Zor, Beşiri’nin Danuk ve Fıstık festivalleriyle tekstil, kitap ve gastronomi fuarları da bu hareketliliği sürdürecek.
Gercüş’te üzüm, kuru üzüm, pestil ve cevizli sucuk köy tezgâhlarını süslüyordu. Batman’dan düzenlenen ücretsiz otobüs seferleri de vatandaşların festivale katılımını kolaylaştırdı.
Festival meydanları doluyor, ilçelerimizin adı duyuluyor. Ancak kalıcı başarı için üreticinin kazancına, ziyaretçilerin yeniden gelmesine ve yöresel ürünlerin yıl boyunca pazara ulaşmasına da bakmalıyız.
Emeği teslim etmek, bu soruları sormaya engel değil.
Gercüş’te beni etkileyen bir başka görüntü, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Zekeriya Kaya’nın vatandaşlarla kurduğu sıcak ilişkiydi.
Küçük büyük demeden insanlarla ilgilenmesi, hemşehrileriyle samimi biçimde buluşması ve Gercüş halkının kendisine gösterdiği sevgi, festivalin coşkusuna ayrı bir anlam kattı.
Festival alanında kendisiyle yaptığım görüşmede, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in her yıl bu festivale katılmaya özen gösterdiğini, ancak yoğun çalışma programı nedeniyle bu yıl katılamadığını anlattı. Şimşek’in bütün hemşehrilerine sevgi, saygı ve muhabbetlerini ilettiğini söyledi.
Kaya, Batman’ın kültürel potansiyelinin, köylülerin emeğinin ve yöresel üretimin görünür hale gelmesi açısından festivalleri oldukça faydalı bulduğunu da ifade etti. Bu etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür etti.
O kalabalıkta yalnızca bir Bakan Yardımcısı ile vatandaşların buluşması yoktu. Memleketine gelen bir evlat ve onu bağrına basan insanlar vardı.
Gercüş halkının bu vefasını görmek güzeldi.
Sason’dan Gercüş’e uzanan yolculuğumuzun sonunda bir kez daha düşündüm:
Batman’ın zenginliği yalnızca şehir merkezinde değil. Dağında, bağında, tarihî yapılarında ve toprağına emek veren insanında saklı.
Festivallerde emeği geçenler elbette takdiri hak ediyor. Eksikler varsa konuşulmalı, eleştiriler yapılmalı. Ama bugünün huzurunu değerlendirirken geçmişin acılarını da unutmamak gerekiyor.
Çünkü bir zamanlar korkunun gölgesinde yaşayan insanların bugün aynı meydanda halay çekebilmesi, festivalin kaç gün sürdüğünden çok daha büyük bir anlam taşıyor….
