Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
“Müslümanların tüm insanlara islamı en güzel biçimde yaşayarak örnek olmak gibi bir sorumlulukları da var sanırım.”
Evet, elbette! Müslümanlar “vasat ümmet” olacaklar. Yani dengeli, âdil, örnek bir toplum modeli oluşturacaklar.
Manevi makamlar elde etmek maksadıyla bir köşeye çekilerek bunu yapamazlar.
İnanan insan, dünyanın imarı için çalışır, her işini İhsan üzere âdil biçimde yapar. Başkalarına örnek olur. Mümin kişi “Muhsin” olmalıdır. “Allah muhsinleri sever” buyuruyor ayet.
Muhsin; İhsan eden, her ne yaparsa güzel yapan demek.
Müslümanlar sadece bu ayeti bile düstur edinseler imrenilen bir toplum haline gelirler.
Yeryüzünün halifesidir insan. Bu şuurla yaşayan mümin kişi dünyayı düzenlemekle görevlendirilmiş hisseder kendini.
Hak adına yapar her ne yaparsa. Çalışmayı da bir ibadet kabul eder. Öyledir çünkü. Önemli olan niyettir. Yalnız kendini düşünemez. “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diyemez.
Dünyayı en güzel biçimine kavuşturmak da onun görevidir. “Nemelazım, başkası düşünsün” demek Mümine yakışmaz.
Müslümanın modeli sahabelerdir. Sahabeler ise tarımla, ticaretle, toplumla meşgul olmuşlar.
Daha dünyadayken cennetle müjdelenen 10 sahabi Müslüman olmak için işini gücünü bırakan insanlar değillerdi.
Bunların en başında gelen Hz Ebubekir, büyük bir tüccardı. Efendimizden sonra devleti yönetti. Öbürleri de onun izini takip ettiler.
İslam’da ruhbanlık yoktur. Ruhbanlık Hiristiyanlara özgüdür. Kur’an eleştirir bu anlayışı.
Peygamber Efendimiz, ruhbanlar gibi davranmak isteyen sahabelerini ikaz etmiş, onlardan itidal üzere olmalarını istemişti.
Kimi müslümanlar “Ölmeden önce ölün” hadisini “Bir köşede miskin miskin oturun” diye anlıyorlar.
Hayır! Ben bu hadisi “Allah yolundan dolu dolu yaşayın!” diye anlıyorum.