Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Uyuşturucu, yasa dışı bahis ve tefecilikle mücadele yalnızca güvenlik güçlerinin görevi değil. Batman’da aileden başlayarak hepimizin sorumluluk alması gerekiyor.
Kasabanın birinde yıllarca ayakkabı tamirciliği yapan yaşlı bir adamın hikâyesini okudum.
Zengin değildi. Oğluna bırakabileceği büyük bir serveti de yoktu. Bir gün önüne çok para kazanabileceği fakat başkalarının hakkını yemesini gerektiren bir teklif geldi.
“Kimse bilmeyecek” dediler.
Yaşlı adamın cevabı çok kısaydı:
“Ben bilirim. Allah bilir.”
Yıllar sonra oğlu, babasının kendisine aslında büyük bir miras bıraktığını anlayacaktı.
Para değil. Ev değil. Araba değil.
Dürüstlük, karakter ve başını eğmeden yaşayabilmek…
Bu hikâyeyi okurken aklıma Batman geldi.
Çünkü çocuklarımıza ne bırakacağımızı konuşurken yalnızca evimizi, arsamızı veya banka hesabımızı değil, onlara nasıl bir hayat anlayışı ve nasıl bir şehir bıraktığımızı da konuşmak zorundayız.
Bugün Batman’da üzerinde daha fazla durmamız gereken üç önemli mesele var:
Uyuşturucu, yasa dışı bahis ve tefecilik.
Üçü farklı suç alanı. Ama insanı götürebilecekleri yer çoğu zaman aynı:
Borç, bağımlılık, korku ve dağılan aile düzeni.
Son dönemdeki operasyonlar, özellikle yasa dışı bahsin artık yalnızca bir kumar meselesi olmadığını gösteriyor. Telefonun içinden eve kadar girebiliyor; gençlerin banka hesapları suç ağlarının para trafiğinde kullanılabiliyor.
Tefecilik soruşturmaları da başka bir gerçeği gösteriyor.
Tefecinin aldığı bazen yalnızca faiz değildir. İnsanın dükkânından, ailesinin huzurundan, yılların emeğinden ve yarına bakma cesaretinden de bir parça alır.
Batman’daki kafe, çay ocağı, büfe veya başka iş yerlerinin yasa dışı bahis için kullanıldığı yönünde ciddi bir ihbar varsa bunun kahvehane sohbetlerinde bırakılmaması gerekir.
Emniyete bildirilmelidir. Araştırılmalıdır. Denetlenmelidir.
Burada aileye de büyük sorumluluk düşüyor.
Çocuğumuzun hangi internet sitesine girdiğini merak ettiğimiz kadar kimlerle oturduğunu, parasının nereden geldiğini ve nereye gittiğini de merak etmeliyiz.
Çünkü devlet bir çocuğun odasının kapısını her akşam açamaz.
O kapıyı anne açar, baba açar, kardeş açar.
Ailenin görevi çocuğuna dedektiflik yapmak değildir.
Evladını kaybetmeden ona ulaşmaktır.
Vali Ekrem Canalp’in Batman’daki bağımlılıkla mücadelede yaptığı “güçlü aile ve güçlü toplum” vurgusunu bu nedenle önemsiyorum. Mücadele yalnızca kolluğa veya sağlık teşkilatına bırakılamaz.
Batman Valisi Ekrem Canalp’in, İl Emniyet Müdürü İbrahim Kaba’nın, Jandarmamızın, Cumhuriyet Başsavcılığımızın ve güvenlik güçlerimizin suçla mücadelede ortaya koyduğu gayreti önemsiyorum ve teşekkür ediyorum.
Buradan bir Batmanlı olarak seslenmek istiyorum:
Bu mücadeleyi büyütün.
Uyuşturucunun yalnızca sokaktaki satıcısına değil, arkasındaki organizasyona; yasa dışı bahsin internet adresinden öte finans ağlarına ulaşın. Tefecilikte insanların çaresizliğini kazanca dönüştüren düzenin peşine düşün.
Yeni eğitim-öğretim döneminde çocuklarımızın çevresindeki koruyucu çemberi de güçlendirelim.
Okul güvenliği için alınan tedbirler önemli. Ama güvenlik okulun kapısında bitmemeli.
Okul çevresindeki büfe, kafe ve benzeri işletmelerin tamamını zan altında bırakmadan, risk görülen yerlerde denetimlerin ve saha takibinin sürdürülmesi önemlidir.
Çünkü güvenli okul yalnızca okul duvarlarının içinin güvenli olması değildir.
Çocuk okuldan çıktığında da bizim çocuğumuzdur.
Batman Barosunun bu toplumsal sorunlara ilişkin duyarlılığını önemsiyorum. Ama beklentimiz bunun daha ilerisine taşınmasıdır.
Okullara gidilsin. Taziye evlerinde ailelerle toplantılar yapılsın. Gençlere banka hesabını başkasına kullandırmanın hukuki sonuçları anlatılsın. Tefecilik mağdurlarına nereye başvurabilecekleri gösterilsin.
Çünkü hukuk yalnızca suç işlendikten sonra çalışan bir mekanizma değildir.
Bazen suçun kapısına varmadan insanı geri döndüren bilgidir.
Adalet Bakanlığının 5 Eylül’de açıkladığı çalışma, yasa dışı bahis ağlarının ulaştığı boyutu gösteriyor. Yaklaşık 98 bin internet sitesi hakkında erişimin engellenmesi yönünde adli karar alınırken 1.200 banka hesabına el konuldu.
Bunlar önemli adımlar. Ama bir site engellenir, yenisini açmaya çalışırlar. Bir hesap kapatılır, başka hesap ararlar.
Bu nedenle operasyon kadar toplumsal direnç de gerekiyor.
Batman bizim evimiz.
Uyuşturucu, tefecilik ve yasa dışı bahis bu evin duvarlarına yürüyen rutubet gibidir.
Rutubetin üzerini boyayarak evi kurtaramazsınız.
Kaynağını bulup kurutmanız gerekir.
Yazının başındaki yaşlı ayakkabı tamircisine dönelim.
Yıllar sonra oğlunun da önüne kolay para kazanabileceği, başkasının hakkını görmezden gelebileceği fırsatlar çıktı.
Her defasında babasının sözünü hatırladı:
“Kimse bilmese bile sen bilirsin. Allah bilir.”
Babası vefat ettiğinde küçük dükkânda ona bıraktığı notun özünde tek bir miras vardı:
Başını eğmeden yaşayabilmek.
İşte bugün Batman’daki anne ve babalara düşen sorumluluğu biraz da burada görüyorum.
Çocuğumuza ev bırakabiliriz. Arsa bırakabiliriz. Para bırakabiliriz.
Ama kolay paranın peşinden giderken ona “Dur” diyebilecek bir karakter bırakamadıysak, bıraktığımız servetin ne kadarının gerçekten miras olduğunu yeniden düşünmeliyiz.
Uyuşturucu da yasa dışı bahis de tefecilik de insanın zayıf anını arar.
Biri merakını kullanır. Biri kolay para arzusunu. Biri çaresizliğini.
İşte aile tam da o anlarda güçlü olmak zorundadır.
Devlet suç örgütünü çökertmeli. Emniyet ve Jandarma mücadele etmeli. Savcılık suçun ve paranın izini sürmeli. Baro hukuki bilinci büyütmeli.
Ama biz anne, baba, kardeş ve çocuk olarak birbirimizin elini bırakmamalıyız.
Çünkü bir suç örgütünü çökertmek büyük bir başarıdır.
Bir gencin o örgütün kapısına hiç düşmemesini sağlamak da en az onun kadar değerlidir.
O hikâyedeki baba oğluna hiçbir şey bırakmamış değildi.
Bir karakter bırakmıştı. Bir isim bırakmıştı. Bir onur bırakmıştı.
Evler yıkılabilir. Arabalar eskir. Paralar harcanabilir. Servetler tükenebilir.
Ama insanın çocuğuna bıraktığı karakter, bazen onun önüne çıkan en karanlık kapıyı açmamasını sağlar.
Bugün Batman’da uyuşturucuya, yasa dışı bahse ve tefeciliğe karşı yürütülen mücadeleyi yalnızca devletin omuzlarına bırakamayız.
Bu mücadele hepimizin.
Ve belki de çocuklarımıza bırakabileceğimiz en büyük miras yalnızca başlarını eğmeden yaşayabilecekleri bir karakter değil;
O karakteri koruyabilecekleri daha temiz, daha güvenli ve daha onurlu bir Batman’dır.