PEYGAMBERİMİZ (S.A.S.)’İN DOĞUMU: VİLADET GECESİ

Yayınlama: 22.08.2026
A+
A-

Değerli Dostlar!

Yüce Rabbimizin bütün âlemlere rahmet olarak gönderdiği Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in bir mevlid-i şerifine, doğum yıl dönümüne daha ulaşmanın haz ve mutluluğunu yaşamaktayız. Önümüzdeki 24 Ağustos 2026 Pazartesi gününü Salıya bağlayan gece, Peygamber Efendimizin hicri 1500’üncü doğum yıl dönümüdür. Öteden beri müminler, gönüllerinde sevinç, yüzlerinde mutluluk, dillerinde ise muhabbetlerini ortaya koymaya çalışmışlardır.

Değerli Dostlar!

Peygamber Efendimiz (s.a.s.), insanlığın yaratılış gayesini unuttuğu, insani erdemlerden uzaklaştığı, cehalet ve zulüm karanlığının ortalığı kapladığı bir dönemde Mekke ufkundan kâinata bir güneş olup doğmuştur.

Cenab-ı Allah, Habibini “Bir müjdeci, bir şahit, bir uyarıcı, Allah’ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil” olarak göndermiştir. (Ahzâb Suresi, 45-46)

O, bir melek olmadığı gibi sıradan bir beşer de değildi. Yüce Mevla’dan vahyi alan, insanlara anlatıp öğreten bir peygamberdi. O “Ey örtüsüne bürünen! Kalk ve uyar.” (Müddessir Suresi, 1-3) emrine muhatap olmuş, bu kutsi görevi yerine getirebilmek için gecesini gündüzüne katmıştı.

Efendimiz, bu çileli yolda kınanma, hakaret, itham, boykot ve hicret gibi nice güçlüklere karşı büyük bir sabır göstermişti. Tıpkı nebi kardeşleri Yunus, Hud, Salih, İbrahim ve diğerleri gibi…

Değerli Dostlar!

Abdullah’ın yetimi, Âmine’nin emaneti, Halilürrahman İbrahim’in (a.s.) duası ve müminlerin gözbebeği olan Yüce Nebi, Rabbimizin insanlığa en büyük lütfu ve ikramıdır.

Bu hakikat, “Andolsun Allah, müminlere kendi içlerinden, onlara ayetlerini okuyan, onları arıtıp tertemiz yapan, onlara kitap ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur…” (Âl-i İmrân Suresi, 164) ayetiyle duyurulmuştur.

Efendimiz, cehaletin yerine bilgi ve hikmeti, zulmün yerine hak ve adaleti getirmiştir. “Ben Muhammed’im, ben Ahmed’im, ben rahmet peygamberiyim.” diyen Kutlu Nebi (s.a.s.); nefret ve kinle paslanan yürekleri, körelmiş vicdanları muhabbet ve merhametle yeniden inşa ve ihya etmiştir.

Kur’an’ın ifadesiyle O, “bizim içimizden bize gelmiş” bir elçidir. “İçimizden biri” olması, O’nun örnekliğinin ve örnek alınmasının da bir gereğidir. Bizlere O’nun gibi bir kul, O’nun gibi bir evlat, O’nun gibi bir eş, O’nun gibi bir baba, O’nun gibi bir arkadaş, O’nun gibi bir komşu, O’nun gibi bir yönetici olmanın imkânı sunulmuştur…

Değerli Dostlar!

Kardeşlerim! Efendimize sevgimiz; O’nu çok iyi anlamak, getirdiği mesajı benimsemek ve hayatımıza aktarmakla tezahür etmelidir. O’nun bizzat Rabbimiz tarafından methüsenâ edilen ahlakını örnek alabildiğimiz; merhamet, şefkat, adalet, hoşgörü ve daha nice güzel vasıflarını ilke edinebildiğimiz, kısacası bizler de O’nun gibi canlı birer Kur’an hâline gelebildiğimizde Resulümüze sevgi ve bağlılığımızı göstermiş olacağız.

Bu mübarek gecede Kur’an-ı Kerim okuyalım. Salavat-ı şerifeler getirelim. Günahlarımıza pişman olup tövbe ve istiğfar edelim. Hasta olan mümin kardeşlerimizi dualarımızdan unutmayalım. Fakir, yoksul ve ihtiyaç sahiplerini gözetelim.

Yüce Mevlamız, gönlümüzden Efendimizin sevgisini hiç eksik etmesin.

Tüm mümin kardeşlerimin Mevlid Kandili’ni tebrik ederken, Habib-i Kibriya’nın manevi huzurunda kemal-i edeple deriz ki:

“Ey veladeti yeryüzünün baharı, insanlığın bayramı olan, gönüller sultanı, canda canan Yüce Resul! Sizi tanımış ve size iman etmiş olmaktan dolayı biz, erişilebilecek en büyük nimete ermenin idrakiyle Rabbimize sonsuz hamdüsenâ ediyoruz. Ruh-u tayyibenize gönül dolusu salat ve selam olsun…”

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.

o sohbet org