Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Evet, niyet ve doğru bakış açısı kazanmanın önemi büyüktür.
Âlemin isteğimize, niyetlerimize cevap verecek şekilde yaratılmış olduğunun ne kadar farkında olarak yaşıyoruz? Acaba kâinatı kuşatabilen yeteneklere sahip olduğumuz halde, bir kaşık suda mı hapsoluyoruz? Dahası kâinatın ibadetlerini kendi ibadetimize dahil etmenin sırrına vakıf mıyız?
Bu öyküyü okuyunca Bediüzzaman Hazretleri’nin Mesnevi Nuriye eserinde geçen şu sözü hatırıma geldi: “Kırk sene ömrümde, otuz sene tahsilimde yalnız dört kelimeyle dört kelâm öğrendim.
Kelimelerden maksat; Mânâ-yı harfî, mânâ-yî ismî, niyet, nazardır.
Şöyle ki: Cenabı Hakk’ın mâsivâsına, yani kâinata, mânâ-yı harfi ile ve O’nun hesabına bakmak lazımdır. Mânâ-yı ismiyle ve esbap hesabına bakmak hatadır.
QUANTUM VE DÜŞÜNCE DÜNYAMIZ
Kuantum bilimi göstermektedir ki, topyekün kâinat ve içindekiler insanın niyet ve düşüncesi ile ilişkilidir.
Yukarıdaki hikayede geçtiği gibi, hayatın her lahzasının anlamlı hale gelmesinin sırrı, bakışımızda ve niyetlerimizde gizli görünüyor. Nitekim Üstad Bediüzzaman, bu gerçeğe
“Niyet; kömürü elmasa, elması da kömüre kalbeder” sözü ile dikkat çeker.
NİYET VE NAZAR’IN KUŞATICILIĞI
Kuantumun en şaşırtıcı yanlarından birisi gözlemcinin–insanın kendisinin de olayın bir parçası haline gelmesidir. Atom fiziğindeki “çift yarık deneyi” atom parçacıklarının aynı zamanda “dalga” yapısında olduğunu gösteren bir buluştu.
Madde ve enerjinin aynı zamanda “dalga” yapısında olması bazı manevi sırları daha iyi anlamamıza kapı açıyor.
Örneğin aynı frekans ve fazda olan dalgalar üst üste gelip birleşiyorlar. Ters fazda olanlar ise birbirini götürüyorlar. Dalgaların bu özelliği, müspet düşünce ve olumlu niyetlerin niçin yapıcı ve sinerjik etki gösterdiğini; negatif olanların ise âlemde niçin yıkıcı bir etki bıraktığını anlamamıza ışık tutuyor.
Her şey evrene bakış açımızla ilgili olduğuna göre, ne kadar Hakk’a müteveccih ve doğru isek, güzellikler de o kadar âlemimize ve âleme yansıyacaktır.
Yine dalgaların bu özelliği topluluk ve grup olmadaki güç ve sır için de açıklayıcı olabilir.
Üstad Bediüzzaman, aynı hedefe, niyete ve inanca sahip iki kişinin on bir, üç kişinin ise yüz on bir değerinde ve kuvvetinde olduğunu ifade eder.
Bu sırdan hareketle birlik olmanın düşmanı neden caydırdı; namaz ve hac gibi cemaatle yapılan ibadetlerin neden çok daha fazla sevap kazandırdığı daha kolay anlaşılabilir.
LAZER IŞINI NEDEN GÜÇLÜ?
Işınların “lazer” özelliği de bu konuda açıklayıcı sonuçlar vermektedir. Normal ışınların her biri (foton) farklı yönlerde hareket eden vektör olarak nitelenir.
Her biri farklı yönde ışın vektörlerini aynı yöne çevirdiğimizde ve aynı frekansta titreşen ışın demetleri haline getirdiğimizde karşımıza olağanüstü güçteki “lazer” ışınları çıkar.
Normal ışınları, farklı düşünen ve hedefleri olmayan bir topluluğa benzetirsek; lazer ışınları ise, aynı hedefe yönelen bir topluluğun ne kadar güçlü ve etkili olabileceğine örnek olabilir. Çünkü düşüncenin kuantum özelliği, ışınlarla benzer yasalara tabidir.
AHLÂKSIZLIĞI YAYMAK VE BOMBA PATLATMAK
Kin, nefret, haset ve inatçsızlık gibi duygular yıkıcı, bozucu etkide bulunmaktadır. Bu gibi menfi duygu ve fiillerin, insanın kendi dünyasındaki tahribatı yanında, evrendeki düzeni bozucu etkisini de nazara alırsak, bunların günah addedilmesini kolayca anlayabiliriz.
Menfi düşünce ve niyetlerle, etrafa inançsızlık, ahlâksız fikirler yayan bir kişinin, etrafa atom bombası atarak radyasyon yayan; yahut kimyasal bomba atarak zehirli madde yayan birisinden farkı yoktur aslında.
Unutmayalım ki, İnsan düşünce ve duygu dünyası ile etrafa sürekli neşriyat yapan TV ve radyo yayın verici gibidir.
Her şey evrene bakış açımızla ilgili olduğuna göre, bizim görüşümüz ve ufkumuz ne kadar Hakk’a müteveccih ve doğru ise, güzellikler de o kadar âlemimize ve âleme yansıyacaktır. O halde yalnız bir fert olduğumuza değil, kâinatla bütünleşen zihin dünyamızın zenginliğine ve yaptığımız işlere bakacağız…