Yaşar Kemal Ormanı…
Çamlıtepe Mahallesi’nde yükselen bu yaşam alanı, şehrin kalbine nefes aldıran nadide bir eser gibi duruyor.
Doğayla iç içe, yürüyüş yolları, dinlenme alanları, ailelerin huzurla vakit geçirebileceği modern dokusuyla adeta Avrupa şehirlerinden bir kesit sunuyor.
İnsan burada sadece vakit geçirmiyor; huzuru, dinginliği ve şehir hayatının karmaşasından uzaklaşmayı da buluyor.
Böylesine kıymetli bir alanın kazandırılmasında emeği geçen herkese teşekkür etmek bir vefa borcudur. Çünkü bu sadece bir park değil; aynı zamanda bir kültür, bir yaşam biçimi, bir şehir vizyonudur.
Ancak gelin görün ki, bu güzelliğin içinde insanın içini burkan manzaralarla karşılaşmak mümkün. Geçtiğimiz günlerde spor yapmak için yürüyüşe çıktığımda, oturma alanlarına bırakılmış çöplerle karşılaştım. İşte o an zihnimde tek bir soru yankılandı:
“Acaba biz bu güzelliği hak ediyor muyuz?”
Bir şehri güzelleştiren sadece yapılan yatırımlar değildir; o yatırımlara gösterilen saygıdır. Yerlere bırakılan her çöp, sadece çevreyi kirletmez; aynı zamanda bir şehrin kültürüne, insanına ve geleceğine gölge düşürür.
Daha da düşündürücü olan ise şu: Bu davranışlar sadece bireysel bir sorumsuzluk değil, aynı zamanda bir yetiştirme meselesidir. Çünkü insan, aldığı terbiyenin aynasıdır. Topluma saygı, çevreye duyarlılık, küçük yaşlarda kazanılan değerlerle şekillenir.
Bugün Yaşar Kemal Ormanı’nda gördüğümüz bu manzara, aslında hepimize bir ayna tutuyor. Bu utanç verici görüntüler Batman’a yakışmıyor. Bu şehir, daha iyisini hak ediyor. Ama asıl soru şu: Biz o “daha iyiyi” hak edecek sorumluluğu taşıyor muyuz?
Buradan tüm Batman halkına bir çağrıda bulunmak istiyorum:
Bu güzel alanlar hepimizin. Lütfen sahip çıkalım.
Çöplerimizi yerlere değil, çöp kutularına atalım. Çocuklarımıza sadece güzel alanlar değil, o alanları koruma bilinci de bırakalım.
Unutmayalım…
Bir şehri güzelleştiren sadece yapılanlar değil, korunanlardır.

