KUR’AN’IN DİKKAT ÇEKTİĞİ TİPLER KARAKTERİSTİK ÖZELLİKLERİ İLE TAĞUT, KARUN VE HAMAN

Yayınlama: 14.01.2026
Düzenleme: 08.01.2026 16:42
A+
A-

Tağut ‘azgın, sapkın, ilâh gibi saygı gören, sapan ve saptıran’ anlamında bir terim. Bir kişi adı değildir. Bir insan, bir hayvan, bir ağaç, bir put da tağut olabilir. Her ne ki kişiyi  haktan uzaklaştırıyor, inkâra götürüyor, cehenneme sürüklüyor, işte o tağuttur.

En başta, cin nevin’den olan İblis. Yanı sıra insan görünümlü, sapan ve saptıran dessaslar.

Tağut tipi insanların bazı ortak yönleri vardır. Bunlardan bazılarını söyleyelim.

Nefislerine uyar, hevasını ilâh edinir, herkesi de kendilerine benzetmeye çalışırlar.

Buyrukları altındaki insanların hayatlarını kendileri düzenlemek ister, baskı yaparlar.

Tek egemen kendileri olmak ister, başkasının işe karışmasına asla izin vermezler.

Eleştiriye kapalıdırlar. Tenkidi kişiliklerine saldırı gibi algılarlar.

İlkeler, kurallar, yasalar koyar, herkesi bunlara uymaya zorlarlar,  fakat kendileri uymazlar.

Zalimdirler. Hak hukuk tanımaz, nefisleri ne isterse onu yapar, kimseye hesap vermek istemezler.

Kibirlidirler. Kendilerini herkesten üstün görürler. Medihten hoşlanırlar. Bu yüzden etrafları dalkavuklarla doludur.

Kendilerine uyanlar için yalancı cennetleri, uymayanlar için bir nevi cehennemleri vardır.

Her sözünü buyruk kabul eden kulları bulunur. Eğitim ve öğretim yeni kullar yetiştirmek anlamına gelir.

Düşüncelerini yapay bir din haline getirirler. Bunun için kimi yerleri, zamanları, kişileri, en başta kendilerini kutsallaştırırlar.

Bu uyduruk dinin yapay tanrısı kendileridir. Kur’an bu gerçeği şöyle anlatır:

“Fakat Firavun yalanladı, isyan etti. Sonra arkasını dönüp süratle gitti. Halkını toplayıp bir nutuk söyledi. ‘Ben sizin en yüce Rabbinizim!’ dedi.”

Bunların ‘Haman’ tipinde yardımcıları, ‘Karun’ tıynetinde zenginleri ve ‘hokkabaz’ bilginleri vardır.

Ölümünden sonra da hükümleri yürüsün, düzenleri, ilkeleri, yasaları kalıcı olsun isterler.

Her yerde olmak gibi bir tutkuları vardır. Bu yüzden resimlerini, heykellerini yaptırır,  her tarafa koydururlar.

Tarih boyunca nice din yıkıcı gelip geçti. Peygamberleri ve onlara tabi olan âlimleri birer tehdit olarak algıladılar. Kendi kullarını yitirmemek için hak dine engel olmaya çalıştılar. Fakat hak geldi, batıl zevale erdi. Kendileri silinip gittiler. Geride devasa heykeller, kocaman piramitler, birer yıkıntıya dönüşen saraylar bırakarak.

Peki Karun ve Haman Neden Örnek Verilir?

Karun, Rabb’inin nimetlerini kendinden bilen, kendini herkesten üstün gören, fakirin acı hallerini görmek istemeyen, adaletsiz egemenlikten beslenen merhametsiz zengin tipini temsil eder. Bu adam İsrail kavmindendi. Hazinelerinin anahtarlarını bir Manga adam zorla taşırdı. “Allah sana nasıl verdiyse sen de fakir fukaraya öyle ver” dediler.

“Ben bunu bir ilim sayesinde kazandım” dedi ve kimseye bir şey vermedi. Bir süre sonra Allah hem onu hem de servetini yerin dibine batırdı.

Karun bir Tiptir. Kur’an bu tip kimseler için “MÜTREF” tabirini kullanıyor. MÜTREF, refaha eren, servet sahibi olan, zengin demektir.

Ekser kıssalarda  “bozuk düzenden beslenerek işlerini yürüten kibirli zengin” anlamındadır.

Karun tipinde insanlar mazide vardı. Şimdi var, bundan sonra da olacak. Kur’an onun kıssasını anlatarak bu tip insanların karakteristik özelliklerini bildiriyor, bize bir Ufuk açıyor.

****

Bir de ‘mele’ tabiri var. Ulular, ileri gelenler demektir. Zalimlerden söz edilirken anlamı olumsuzdur. Hukuk ve adalet üzere olmayan bir toplum yapısının devamını arzulayan yöneticiler, bilim insanları. elit bürokratlar kastedilir.

Haman bunların tipik misalidir. Tarih boyunca görülen ‘ikinci adam’ tipidir.

Bu tip kimseler birinci adamın zulümlerini hoş görür, destekler, ona yardımcı olurlar. Hiçbir zaman gerçek anlamda ‘birinci adam’ olamazlar. Hasbelkader olurlarsa, efendilerinin izinden ayrılamazlar.

Mütref ve mele tipleri, merkezdeki bir tiranın yanında yer alır. Onun zulümlerini hoş görür. Gönderilen peygamberlere karşı çıkar. Mümkünse politik yollarla, değilse zor kullanarak değişimi engellemeye çalışırlar.

Bir de Samiri tipi var.

Hz. Musa vahiy almak üzere gidince, bir buzağı heykeli yapmış, insanları şirke düşürmüştü. Kıymetli madenlerden imal edilmişti bu heykel. Rüzgâr estikçe böğürürdü. Günümüzde altına, mücevhere, paraya verilen öneme bakılırsa hâlâ da böğürüyor!

Dini reddetmeyen fakat onu içeriden dönüştürerek çürüten bir tiptir Samiri.

Nitekim benzerleri daha sonraki zamanlarda da görüldü ve görülüyor.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.