İHLAS

Yayınlama: 12.01.2026
Düzenleme: 08.01.2026 16:39
A+
A-

Günlük hayatımızda samimiyet ve içtenlik kelimeleri ile karşılayabileceğimiz ihlas kelimesine lügatta “doğru ve garazsız muhabbet, sıdk, hulûs-u kalp, samimiyet” ve “riyasız ve samimi ibadet” anlamları verilmiştir. Lügat anlamında muhabbette olduğu kadar ibadet ve itikatta da katışıksızlık  ve samimiyet vurgulanır.

Dinî ve tasavvufî bir kavram olarak İhlas, “kalbin saflığını bozan karışmış kirlerden onu arındırmak” şeklinde tanımlanmış ve “kendisine başka bir şeyin karıştığı tasavvur edilen her şey, karışığından arınıp kurtulunca hâlis ve hâlis kılınmış fiille de İhlas” adı verilmiştir. Yüce Allah, “Sağmal hayvanlarda da sizin için elbette bir ibret vardır. Size onların karnındaki fışkı ile kan arasından içenlerin boğazından kolaylıkla geçen ‘halis’ bir süt içiriyoruz. (Nahl, 66) buyurmuştur. Sütün halis diye nitelendirilmesi, içine pislik ve kanın karışmamasındandır (Cürcanî, 17-18)

Şakik-i Belhi’ye ihlas’ın ne olduğu sorulduğunda, mezkûr ayetten hareketle “sütü, posa ve kandan ayırma gibi ameli de kusurlardan ayırıp temizlemelidir” demiştir.

Yukarıda ifadelerde dikkat çeken husus, ihlasın, katışık ve saf olmayan şeylerin kirlerinden arındırılmasıdır. Gündelik hayatımızda amellerimizin safiyetini bozan düşüncelerimiz ve arka plan ajandalarımız olabilir. Amellerimizden ve ibadetlerimizden bu ikincil ve Allah rızasını bulandıran gailelerim temizlenmesi gerekir. Aksi takdirde amelin ihlası kaçar ve o ibadetler kısmen veya tamamen iptal olur ve sonunda Allah katında bir değeri kalmaz.

Ebu Talip el Mekkî,  yukarıda bahsedilen ayeti örnek vererek, sütün kan ve posadan bir iz taşısa hiç içilmeyeceğini, dolayısıyla makbul bir içecek olmayacağını belirtmiştir. Aynı şekilde amellerin de riya ve nefsin arzularıyla bulaşık olması durumunda Allah katındaki makbuletini yitireceğini söylemiştir. (Kûtu’l– Kulûb, 4: 1378)

İhlas, bir şeyi saflaştırmak ve içerisine karışmış kirlerden arındırmak  olarak tanımlanmıştır. Bu bağlamda, amellerin ve iyiliklerin, riya ve çıkar kaygılarından arındırılıp sırf Allah rızası gözetilerek yapılmasının yanında, inancın da şirk ve batıl inançlardan temizlenerek tevhid ekseninde saf ve sahih bir hale getirilmesi, bu kavramın kapsamı içinde değerlendirilir. Yani İhlas sadece amelde değil imanda da olmalıdır.

Kur’an’da İhlas Suresi diye anılan müstakil bir sure vardır. İslam’ın tevhid esasını en veciz şekilde açıklayarak insan zihnine gelebilecek şirkin tüm şüphelerinden temizlediği ve dini yalnız Allah’a has kıldığı için İhlas Suresine bu isim verilmiştir.

İhlas Suresi Allah’ın tek ve benzersiz olduğunu bildirir. Önce O’nu “Ehad” diye niteler. Yani, O,  tektir, yekta’dır der ve müşriklerin sayısız putlarını/ilahelerini iptal eder. Sonra O “Samed” dir. Her yaratılan O’na muhtaçtır ama O hiçbir şeye muhtaç değildir. Ne ibadete, ne dualara ve ne de müşriklerin sundukları sunaklara ihtiyacı vardır. O, ne doğurmuştur ve ne de doğurulmuştur. Ne birinin babasıdır, ne de birinin çocuğudur. Ne de yarattıklarına benzer. O benzersizdir.

Görüldüğü gibi İhlas Suresi dini, ihlası merkeze alarak  anlatmaktadır. İnancın batıl inançlardan ve şirkten temizlenmesi söz konusudur. Saf ve tevhidî bir anlayış, dinin özüne konumlandırılmıştır.

Din Ulemaları ve  Allah dostları İhlas üzerine çok durmuşlardır. “İnsanların yaptığı bütün hal ve hareketleri, eylemleri ve ibadetleri İhlas üzerinde olmalıdır” demişlerdir.

İhlasla alakalı Bediüzzaman Hazretleri:

“İhlasla yapılan az bir amel, Batmanlarla yani çokça yapılan ihlassız amellere müracahtır, üstündür, evladır.” demiştir.

Allah’ın rızasını kazanmak için her konuşmamız, her hareketimiz, her davranışımız ihlasla olmalıdır. Yaptığımız ibadetler de ihlasla yapılmalıdır.

Özet olarak, İhlas, kişinin yaptığı iyilik ve ibadetlerinde yalnızca Allah rızasını gözetmesi, kalbini riya gibi manevi kirlerden arındırması ve inancını İslam dininin öngördüğü tevhid esaslarına uygun bir eksene oturtması anlamına gelir.

 

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.