Platform adına açıklama yapan SES Şube Eş Başkanı Cihan Tüzün, açıklanan resmi enflasyon rakamlarının halkın yaşadığı gerçek hayat pahalılığıyla örtüşmediğini belirterek, emekçilerin her geçen gün daha fazla yoksullaştırıldığını söyledi.
Tüzün, 2025 yılının asgari ücretliler, emekliler, işçiler ve kamu emekçileri açısından zor bir yıl olduğunu ifade ederek, maaşların sürekli eridiğini, yoksulluğun ise derinleştiğini dile getirdi. Yıllardır sürdürülen ekonomi politikalarının bedelinin emeğiyle geçinen kesimlere ödetildiğini savundu.
TÜİK’in açıkladığı verilere göre Aralık ayı enflasyonunun yüzde 0,89, yıllık enflasyonun yüzde 30,89, son altı aylık enflasyonun yüzde 12,2 ve 12 aylık ortalama enflasyonun yüzde 34,88 olduğunu hatırlatan Tüzün, bu rakamların çarşıda, pazarda ve mutfakta yaşanan gerçeklerle örtüşmediğini söyledi.
İstanbul Ticaret Odası’nın yıllık enflasyonu yüzde 37,68 olarak açıkladığını, Enflasyon Araştırma Grubu’nun (ENAG) ise yıllık enflasyonu yüzde 56,14 olarak duyurduğunu belirten Tüzün, “Resmi veriler ile halkın yaşadığı hayat pahalılığı arasında ciddi bir uçurum bulunmaktadır” dedi.
Açıklamada, asgari ücret artışının TÜİK’in açıkladığı enflasyon oranının dahi altında kaldığı vurgulandı. Asgari ücretin 2025 yılı için yüzde 27 oranında artırıldığı, bunun da açlık sınırının altında kaldığı ifade edildi. SGK ve Bağ-Kur emeklilerinin maaşlarına yalnızca yüzde 12,2 oranında artış yapılacağı, kamu emekçileri ve emeklilerinin ise enflasyon farkı ve toplu sözleşme artışıyla birlikte ortalama yüzde 18,89 zam alacağı belirtildi.
Kira, gıda, ulaşım ve temel tüketim harcamalarındaki artışların maaş zamlarını katladığına dikkat çekilen açıklamada, gelir vergisi uygulamalarının da emekçilerin gelir kaybını artırdığı ifade edildi.
Büyüme söylemlerinin emekçilere yansımadığını savunan Tüzün, büyüyen kesimin sermaye çevreleri olduğunu, emekçilerin ise yoksulluğa mahkûm edildiğini dile getirdi. 2024 yılının “emekli yılı”, 2025 yılının ise “aile yılı” ilan edilmesine rağmen emeklilerin ve ailelerin ciddi geçim sıkıntısı yaşadığı kaydedildi.
Açıklamanın sonunda, tüm emekçilere çağrıda bulunularak 14 Ocak’ta hizmet üretiminden gelen gücün kullanılacağı belirtilerek, “İnsanca yaşam, güvenceli iş ve güvenli bir gelecek için birlikte mücadele etmeliyiz” denildi.