gap başlık

logo

SİYASETİN KARA YÜZÜ…


Tahir Miroğlu
tahirmiroglu@gmail.com

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin 1923 sene-i devriyesinde başlayan siyasi parti devri, devleti oluşturan olgunun millet olduğu bilinci oluşturularak, halk yönetimi esası üzerine kurulmuştu.

1945 yılında çok partili sisteme geçiş yapılmış fakat partilerin ömrü kısa olmuştur.

1970’li yıllara kadar süre gelen dönemlerde darbeler yapılmış, sıkıyönetim ilan edilmiş, sağ-sol çatışmaları başlamış, terör, anarşizm, ekonomik sorunlar, yüksek enflasyon ve eğitim sorunları büyük çapta ortaya çıkmış, ülke değerli evlatlarını siyasal teröre kurban vermişti.

1980 dönemine kadar süren bu kargaşa ile bir darbe daha yapılmış, işsizlik, açlık, sefalet, siyasi kriz ile ülke adeta iflas etmiş durumla çekilmez bir hale getirilmişti. 1995 seçimlerinde muhafazakar kesim olan Refah Partisi kazanmış, 28 şubat darbesiyle hükümet el değiştirmiş ülke tamamen tahrip edilerek 2002 seçimlerine kadar gelen kaos ortamından kurtulmak ve sorunlara çözüm bulmak maksadıyla erken seçim yapma kararı alınmıştı. Bu seçimde Ak Parti tek başına iktidara gelerek hükümeti kurmuş ve TBMM’ye girmişti.

Ak Parti güçlü kadrosuyla birçok soruna çözüm bulmuş, ciğerleri tıkanan ülke bir nebze de olsa nefes almıştı. Ancak 2012’den sonra güçlü kadrosu değişen bu parti, tökezleyerek bir daha toparlanamamış ve 15 Temmuz 2016 yılında FETÖ terör örgütü darbesiyle ülke ağır bir yara alarak yönetim tamamen çökmüş, ülkeyi idare etmekte bir hayli güçlük çekerek iyice zayıflamıştı.

Bununla beraber başlayan ekonomik kriz, terör, dış borç ve daha nice sorunlar ile önceden de hiçbir soruna çözüm üretemeyen siyasi partiler ağır bir patolojik duruma maruz kalmış, mevcut hükmet ise nepotizm stratejisi ile fikir çatışmasına ve ayrımcılığa yol açarak anayasanın 10. Maddesini ve dahi  çoğu maddeyi ihlal etmiştir.

Ülke de onlarca parti kurulmuş ve kapatılmıştır.

Günümüzde ise 90 tane siyasi parti, 99 bin 389 faal dernek, 111.258 bin 571 vakıf kurulmuş durumdadır.

2820 Sayılı Siyasi Partiler Kanunu 5. ve 8. Maddelerde ifade edilen “en az otuz Türk vatandaşın bir araya gelmesiyle” siyasi parti kuruluşları gerçekleşir. Derneklerde ise bu sayı yediye kadar düşmektedir.Bu yapıların kuruluşunda kural yoktur. Eğitim seviyelerine ve vasıflarına bakılmaksızın bu hak tanınmakta olup ülkenin her yerine sirayet eden bu grupların çoğalmasına imkan tanınmakta ve bir bakıma sınıfsal ayrımcılığı da beraberinde getirmektedir.

Siyasal kavramın ne olduğunu dahi bilmeyen bu demans kişilikli şahsiyetler toplumun içine nifak tohumu ekerek fikir çatışmalarına neden oldukları sarih bir şekilde ortadadır.

Başkanlık sıfatıyla sokak ve kahve siyaseti yaparak argolu kelimelerle birbirini suçlamaktan başka hiçbir işe yaramayan bu türedi tipler, genç beyinlerin ideolojilere kurban edilmesine, PKK terör örgütü, DHKP-C terör örgütü gibi örgütlere eleman sağlanmasına neden olabilmektedirler. Demokrasiden, haktan, hukuktan bahseden, bunları savunan bu demans kişilikler, hiçbir hakkı gözetmeksizin saldırıya geçer, başkasının fikrine saygı duymadan linç edilmesine yol açabilecek kadar ileri gidebilirler. Despotluğa başvuran, liberal, liberal demokrasiyi ve hukuku ayaklar altına alarak, her seçim vakti geldiğinde gömlek değiştirip hayal tüccarlığına soyunurlar.

Lüzumsuz işler ile milleti güderek acaib-i dekaik yaparlar.

Siyasetin bir bilim dalı olduğundan bihaber olan bu tipler, bilgileri olmadığı halde sadece restorikle konuşurlar. Sözü Musa’nın davranışı Firavun’un olan bu güruh tekeden tele çalmaktan öteye gidemezler. Bunlar için halk kağıt mendil gibidir, verdikleri değer, işlerine yaradığın kadardır.

Hiç sorduk mu acaba bunca siyasi parti, dernek ve vakıf var ama ne işe yarıyor diye?

Bunun tek bir cevabı var…

Siyaset nedir, ülkemizde siyaset ne durumdadır?

Siyaset; Toplumsal sorunlara akılcı, bilimsel ve milletin lehine olacak şekilde çözüm üretmektir. Fikirsel çatışmaları en aza indirgemek ve toplumsal refahı sağlamaktır.

Sosyal ve ekonomik kalkınma temeline dayalı politikalar üreterek devletin güçlendirilmesini sağlamaktır.

Siyaset, ülkenin gelişmesini sağlayarak erdemli bir topluluk meydana getirmektir.

Ülkemizde siyaset; ülkemizin yönetim şekli cumhuriyettir. Laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti olduğu Anayasamızın 2. Maddesinde ifade edilmiştir.

Yasalar önünde herkes eşit anlayışı Anayasa 10. Maddesinde yerini bulmuştur. Hak, hukukun, sağlık, eğitim, düşünce özgürlüğünün teminat altına alındığı,  yaşama hakkın birincil kuşak hak olduğu gerçeği tüm anayasa kapsamı içerisine alınmış ve insanca yaşamayı sağlamıştır.

Ancak yapılan reformlar birçok hukuksuzluğu, eşitsizliği dolaysıyla adaletsizliği ortaya çıkarmıştır. Anayasa 104. Maddesi ifadesiyle tek partili sisteme geçilerek toplumsal ayrışmayı kuvvetli şekilde. mahal vermiştir. Yürütme-Yasama-Yargı tek elde toplanmış, sayın yetkilinin beyanı esas alınarak  Anayasa askıya alınmış, keyfi hareket edilerek liyakatın yerini sadakate bıraktığı ve böylece sömürülme düzeniyle eşitlik ve adalet kavramları yok olmaya mahkum edilmiştir.

Devletin kabadaylıkla yönetildiği, ona buna bağırarak, çağırarak, pestenkerani söylemlerle meydan okuyarak gündemi meşgul ettikleri açıktır.

Bu bozuk yönetim şekli ile aklın, fikrin, bilimin yerine parasal güce değer verilmiş, dini, felsefi, tarihi, siyasi, hukuki gibi konularda bilgisi olmayan ilköğretim mezunlarının sırf parası olduğu için milletvekili seçildiği, bununla ortaya çıkan Timokrasi anlayışı ve Hegemonyacı sistem gelişerek, oligarşi yönetim ile de doğrudan demokrasi ayaklar altına alınmış, halk tiranlık sistemine mahkum edilmiştir.

Halkın oyuyla seçilen sayın yetkililer halka yardım yapılması gereken yerde ağır cezai yaptırımlara tabi tutarak kendileri ise devletin bütün kaynaklarından karşılıksız yararlanmak suretiyle tezat bir duruma mahal vermektedirler. Dolaysıyla halkı müdemmag bir duruma koydukları ve madik attıkları bariz bir şekilde ortadadır.

İmam-i Gazali Nasihatu-l müluk kitabında şöyle manidar bir söz söylemiştir.

“Herkes bilir ki sultanlarda vefa yoktur ve dostluklarına güven olmaz. Onlar birinde bir menfaat görmedikten sonra herhangi bir ikramda bulunmazlar. Menfaatlerini elde ettikten sonra tanımazlıktan gelirler.” Diye…

Mevcut sistem ile milletvekili iki yıllık mesaiden sonra özlük haklarına kavuşarak emekli olabilmekte, her ay aldıkları 25 bin TL’nin yanında üç ayda bir  ikramiyeleri ve emekli maaşları olan 13 bin 410 TL ve daha birçok yardımdan karşılıksız yararlanmaktadırlar.

Partilere yapılan yardım ise 482 milyon TL olup erken seçim halinde üç katı kadar hazineden maddi yardım alabilecekler.

Ayrıca bakanlıklara yapılan harcamalar dudak uçuklatan cinsten olduğu gerçeği de apaçıktır.

İlim ve kültür yoksunu, cehaletin had safhasında olan, bağırmaktan, arbede ve kavga çıkarmaktan başka hiçbir işe yaramayan ve mecliste yönetimi sağlayamayan bu güruh, halkı nasıl yöneteceği gerçekten ironidir. Millet açlık ve sefaletle boğuşurken, emekli olmak için yıllarca canla başla çalışan, gecesini gündüzüne katan asker, polis ve halkımın hakkı yok sayıldığı, sosyal devlet ilkesinin açıkça ihlal edildiği, sistemin dengesizliğini ve yetkililerin kat-i surette görevlerini ifa edemedikleri,

iş bilmedikleri ortadadır. Asgari ücretini aylarca tartışan bu güruh tartışmış oldukları ücreti bir saatte masada bırakarak kalktığı gerçeği de inkar edilemez.

Yıllarca çalışan halk işsiz, aşsız, borç batağında sürünmekte, ağır vergiler, kredi borçları, baskılar, gereksiz yere yazılan cezalarla boğuşur durumda iken, iki yakaları bir araya gelemeyen bu vatanın öz evlatları artık baş edemeyecek duruma gelir ve maalesef intihar ederek hayatına son verebiliyorlar.

Bunlar koltuklarında rahat oturup, milleti sevdiğini, devleti sevdiğini söyleyip nara atarlar.

Oysa hiç biri bu devleti karşılıksız sevmez, şimdi halk sormuş olsa dese ki; eğer bu ülkeyi seviyorsanız siz de milyonluk araçlara binmekten vazgeçin, gereksiz harcamalardan sakının ve asgari ücret alın, dokunmazlıklarınız kalksın,  mademki halk için çalışıyorsunuz halkla eşit dereceye gelin, bizde size inanalım. Varsa öyle bir ülke sevdanız buyurun. Müsterih olun bunlar sizi duymayacaktır.

Bu ülkede kimin sesi daha gür çıkıyorsa ve kim daha iyi vaatlerde bulunuyorsa iyi siyasetçi odur mantığı ile hareket ediliyor. Toplumda siyasetin yalan olduğu algısı hakimdir.

Oysa siyaset sorunlara çözüm üretmekti.

Kof çıkan bu güruh medya aracılığıyla karayı ak gösterip fukara halkı uyutmaktadır.

Uyan ey halkım uyan daha ne kadar güdüleceksin!

Bir türlü bilim ilerlemiyor, teknoloji gelişmiyor, ekonomi düzelmiyor, borç bitmiyor, işsizlik gün geçtikçe artıyor, yoksulluk yükseliyor, dışa bağımlı hale getiriliyoruz, bir zamanlar rakı masalarında yönetilen ülke, kumar masalarında peşkeş çekilmişti, şimdi ise rant uğruna, kibir ve daha da zengin olayım düşüncesine mahkum ediliyor.

Mahkeme-i kubra da bunca vebalin altında nasıl kalkacaksınız. Bu alemin fani olduğunu bilmez misiniz?

Hayatın yalan olduğu, ecelin ansızın geldiğini, bedendeki canın emanet olduğunu, yarın mahşer günü dava edileceğinizi düşünmez misiniz?

Afallandınız artık.

Bu sistem nasıl düzelir? Naçizane fikrim;

Bu halkın yapması gereken ilk iş yerel yönetimlerin güçlendirilmesini sağlamak,

İşi ehline vererek kendi alanlarında profesör olmuş hukukçu, sağlıkçı, eğitimci, mühendis vs gibi şahsiyetlere gereken önem ve değer verilerek seçilmesine olanak tanımak,

Seçilen kişilerin de ülkeyi kalkındıracak güçlü projelerini halka sunmak,

Hak ve adaleti savunacak gerekli yasaları oluşturmak,

Gereksiz harcamalardan kaçarak, halk ile eşit mesafeye gelmek, insani değerleri kuşatan, devletin bekası, milletin huzur ve refahını ön planda tutan bir anlayışın hakimiyeti ile hareket ederek, gerekirse bunu sözleşmeyle teminat altına almak suretiyle gerçekleştirebilir.

Devletin ilimle, fenle, en iyi teknolojiyle, tarım, hayvancılık ve balıkçılığın geliştirilmesiyle, tüm enerji kaynakların doğru şekilde kullanılmasını sağlamakla, tam teşekküllü üretimle, sorunlara kalıcı çözüm bulmakla, yüksek eğitim seviyesiyle, sorunsuz sağlıkla, liyakatla, milletin hakkını millete vererek yönetmek şartıyla sistemde düzelme yapılabilir ve halk artık doğru kişileri seçebilir.

Share
1694 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

#

SİYASETİN KARA YÜZÜ…” için 1 yorum

  1. Ali Bilgin : diyor ki:

    Yazınızı çok çok beğendim.
    Bol eleştiri var. Bu eleştiri de 1920-1950 arası, geçiş dönemi, darbeler, Özal dönemi, Ecevit dönemi, 28 Şubat baskıları, Ak Partinin Anayasa değişikliği, vesayetin kaldırılışı, her ile bir üniversite açılışı, oto yollar, hızlı tren projeleriyle, nükleer santral kurulumu, mahalli idarelerin güçlendirilmesi, yargı reformları, Kemalizmin elimizi ve kolumuzu hala bağladığı, üniversitelerde teknoloji laboratuvarları, modern yaşama uyumda insanlarımızın tembelliği, ülkede kurulan şehir hastahanelerinin Japonya ve Almanya’da olmadığı. Benzer sorunların zaman içerisinde çözüme bileşik kaplar misali hızla erişecegine gönülden inanıyorum
    Tayyip Bey bu ülke için büyük bir değerdir.
    Japonlar bile keşke bizim de bir Tayyibimiz olsa diyorlar.
    Ayasofya Camisinin özgürlüğüne kavuşması, kemalizmin belinin kırıldığının bir göstergesidir.
    10 ülkede ders veren bir akademisyen olarak yazınızı çok çok beğendim.
    Tek eksiklik, Sezarın hakkının Sezar’a verilmemesidir.
    Siz güzel kardeşimin yazısını çok çok beğendim.
    Yazmaya devam edin.
    Binler selamlar.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • BATMAN NORMALLEŞMEYE HAZIR…

    23 Şubat 2021 Yazar Makaleleri

    Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın il bazındaki ‘normalleşme’ adımlarına yönelik açıklamalarının ardından Batman olarak heyecanlandık. Heyecanlandık çünkü il olarak tedbir ve kısıtlamalara gösterdiğimiz hassasiyet, vaka sayılarında ki düşüş, normalleşme hızında bizi diğer illere göre daha avantajlı hale getirmiştir. 1 Mart’tan itibaren başlayacak olan ‘yerinde karar’ sistemiyle birlikte mevcut vaka sayısındaki düşüşümüzü muhafaza edersek, Batman il hıfzıssıhha kurulu kararıyla birlikte kademeli olarak normalleşme sürecine başlaya...
  • JANDARMANIN ŞEFKATLİ VE GÜLEN YÜZÜ…

    21 Şubat 2021 Yazar Makaleleri

    Zaman zaman ilimiz kamu kurum kuruluşlarını ziyaret eder, kurumu yöneten yetkililerle sohbet eder, ilimizin sorunları ve çözüm yolları için fikir alışverişinde bulunuruz. Geçtiğimiz hafta içinde gazetemiz yazarlarından Mustafa Toprak’la birlikte il jandarma alay komutanımız Sayın İsa Çakmak’ı makamında ziyaret ettik. Bilindiği üzere jandarma şehir ve ilçe merkezleri haricinde kalan tüm bölgelerde asayişten kaçakçılığa, trafik kontrolünden uyuşturucuyla mücadeleye varıncaya kadar son derece geniş ve kapsamlı bir yetki alanını kapsıyor. , ...
  • VALİ HULUSİ ŞAHİN’İN GİRİŞİMLERİ…

    14 Şubat 2021 Yazar Makaleleri

    Turizm bir ülkeye ya da bir bölgeye turist çekmek amacıyla alınan ekonomik, kültürel, teknik vb. önlemlerin, yapılan çalışmaların tümüdür. Turizm denince akla ilk olarak deniz, kum, plaj ve güneş gelir. Bu anlamda Akdeniz ve Ege’nin bazı sahil şehirlerine turizmin ekonomik lokomotifi dersek her halde doğru bir tanımlama yapmış oluruz. Bütün dünyada turizm çeşitlenirken sağlık alanı son yıllarda turizmi besleyen en önemli kaynaklardan biri haline geldi. Ülke olarak bu kaynaktan en iyi şekilde istifade edebilmek için çeşitli çalışmalar yapı...
  • ÖN YARGIYI KIRAN İSİM; ALİ OSMAN BİLGİLİ…

    14 Şubat 2021 Yazar Makaleleri

    Belediye Başkan yardımcısı Ali Osman Bilgili’yi sanırım birçoğumuz tanımayız, bilmeyiz… Tanıyan bilenlerde genelde kendisini; Son derece soğuk, Yüzü asık, Gülümsemeyen, Kimseyle görüşmeyen, Para konusunda son derece ketum ve cimri, Esnafa kar ettirmeyen, Ve Kayserili tüccarlar gibi (!) son derece pazarlık yapan ve kar ettirmeyen biri olarak anlatırlardı. Niye yalan söyleyeyim; doğrusunu söylemek gerekirse bende öyle biliyor, öyle görüyor ve söylenenlere bende kani oluyordum… Lakin kendisini tanıyıp biraz sohbet et...