gap başlık

logo

KADINA SAYGI!


Tahir Miroğlu
tahirmiroglu@gmail.com

Kadının değeri, kişiliği ve kimliği toplumların tarihinde neredeyse hep aynı olmuştur.

Ancak bir toplum da ve inanışta kadın değer olarak görülmüştür.

Toplumların tarihi boyunca kadın hep ikinci sınıf konumunda yer almıştır.

Böylece erkeğin hegemonyası altında ezilmiştir.

Hindistan toplumun da kadın; ataerkil anlayışın hakim olduğu bu toplumda kadın bir cinsel obje ve meta olarak görülmüş, doğumu itibariyle köle sıfatı almış, öyle ki drahoma geleneği ile tanrının cezası olarak da görülmüştür.

Brahmalılar 20. Yüzyılda elli milyon kız çocuğunu katletmiştir.

Sati geleneği ile dul kadın uğursuzluk, fakirlik, kötü şans getirdiği ve bu sebeple günahkar olduğu gerekçesiyle kocası ölen kadının yakılması öngörülmüştür.

Çin ve Japonya’da kadın; Hindistan toplumun da olduğu gibi kadın bu toplumlarda da köle muamelesi görmüş, cinsel obje olarak askerlerin toplu tecavüzlerine maruz bırakılmıştır.

Çin’de Komünizm anlayışı hakim olduğu için kadınlar da erkekler gibi en ağır işlerde çalıştırılarak ağır eziyetlere mahkum edilmiştir.

Erkek çocuk doğurmayan kadınları ve altmış milyon kız çocuğunu çeşitli yollarla katletmişlerdir.

Çin kaynaklarında “kadın kocasının kölesidir” diye yazılmaktadır.

Yunan, Roma ve Avrupa’da kadın; Antik Yunan toplumunda kadın eve hapsedilirdi.

Pandora’nın bir kadın olması ve bu kadınında yer yüzüne hastalık ve kötülük yaydığı düşüncesi hakimdi.

Kadın, kız çocuğu doğurduğunda elinden alınır ve bir su çukuruna atılırdı.

Bu toplumda “kadın ruhsuz ve yarım bir varlıktır” düşüncesi yaygındı, vatandaş dahi sayılmazdı.

Roma da ise kadın kocasının egemenliği altına girdiği için bütün hak ehliyetini kaybederdi.

Antik Yunanla benzer durumlar gösteren bu toplumda kürtaja sık sık başvurulmuş ve kadınlar kısırlaştırılmıştı. İlkel doğum yöntemleri ve özel durumları sebebiyle kadınların yaşamlarına erken yaşta son verirlerdi. (20-30 yaş gibi)

Avrupa toplumunda ise kadın bir şeytan olarak görülmüş ve cadı avı ile bir sürü kadına ağır işkenceler yapılmış ve yakılarak hayatına son verilirdi. Ağır şekilde psikolojik ve fiziksel baskı ile kadın köleleştirilmiş, ruhsuz varlık olarak görülmeye devam edilmişti. Antik Yunan ve Roma’da kadına yapılan şiddet ve eziyet Orta çağ Avrupa’sında devam etmiştir.

Arap toplumunda da benzer durumlar mevcuttu. Kadın bir mal gibi alınır ve satılırdı.

Hiçbir yasal statüye sahip değillerdi. Kız çocuklarını diri diri gömen bir zihniyet vardı.

İslam dinin de ve Türk toplumunda kadın; İslam diniyle yapılan reformlar ile kadına evlilik, boşanma, miras, eğitim, sağlık, iş vb. birçok konuda hak tanınarak, yenilik getirilmiş, gerçek kimliğine kavuşmasına ve tam kişiliğinin oluşmasına olanak sağlanmıştır.

Peygamber efendimiz; “kadınlar size yüce Allah’ın emanetidir, onlara iyi bakın” sözüyle kadının ne kadar değerli olduğunu vurgulamıştır.

Türk toplumunda ise kadına “anne” gözüyle bakıldığı için, ailenin temelini oluşturması sebebiyle kutsal kabul edilmiş ve bu nedenle Türk erkeği kadınına değer verip onu yüceltmiştir.

Günümüz de kadın; 21.Yüzyıl modern çağ, ileri teknoloji ve medeni toplum anlayışıyla hareket edildiği ancak kadına sahte bir hürriyet vaad ederek sosyal, hukuki, demokratik hakları ve fiziksel benliğini esaret altına almak suretiyle modern köle modeli yaratılmıştır.

Erkek hegemonyası altında kadın kapitalist sistemin kölesi haline getirilerek bir cinsel obje, anlık zevkler ve beğeniler sunarak pazarlanmaktadır.

Medya aracılığıyla kadına çeşitli roller atfedilmiştir. Dizilerde, haber programlarında, filimler de fuarlarda, genelevlerde, barlarda ve daha birçok alanda ataerkil dünyanın zevk u sefasına malzeme olmuş, kadınları bir meta olarak sunmuş, bir eğlence ve cinsel obje olarak köleleşmesine neden olmuştur.

Kadına zulmün had safhasını yaşatan batı dünyasının sahte hürriyet fikirleri kadına şiddeti, aldatmayı, cinsel taciz ve tecavüzü, dul ve yardıma muhtaç modeli yaratmış, köle sıfatına maruz bırakmış, kadına verilen değeri ayaklar altına alarak ahlakını bozmuştur.

Günümüz dünyasında kadın birçok kez tecavüze uğramış, eşinden, eril karakterden hunharca bir hisle şiddet ve eziyet görmüş, başı ezilerek, yakılarak, üstüne beton dökülerek katledilmiş, itilmiş, kakılmış, sokakta yapayalnız biçare bırakılmıştır. Kadına özgürlük adı altında zulmü reva gören bir sistem geliştirilmiştir. Bu beşeri sistem kadına eziyettir.

Netice itibariyle kadın insanlığı dünyaya getiren, toplumlaşmayı oluşturan yegane varlıktır. Medeniyetlerin yeni nesillere nakşedilmesinin en önemli unsurlarıdır. Toplumun ab-ı hayatıdır.

Doğaları gereği merhametlidirler. Barış insanıdır, hümanist ve yufka yüreklidirler. Kadın kutsaldır.

Çünkü annedir, eştir, kardeştir, evlattır.

Düşünsenize bir kadın bir insanı aylarca karnında taşıyarak onunla hayatını idame eder.

Bütün gıdasını ve duygularını onunla paylaşır.

Ölüm derecesine gelircesine onu hayata getirir ve bununla kalmaz yine gecesini gündüzüne katarak bireyi belli bir yaşa getirene kadar uğraş verir ve hayatını ona vakfeder.

Bu nedenle kadın insanlık tarihi boyunca en değerli ve kutsal varlık olarak kabul edilmeli.

Bana göre bu gezegen de yaratılan en özel varlık kadındır.

Bir kadına iyilikle, merhametle ve şefkatle yaklaşmak, insanı yüce Allah’a yakınlaştırmasına vesile olur. Yüce Allah’ın emanetine hıyanet etmeyerek sahip çıkmak ibadettir.

Zira yüce Allah kendi hakkından sonra önce anne sonra baba hakkının gözetilmesini buyurmuştur.

Kadının değeri her yerde anlatılmalı, tüm eğitim kurumlarında dillendirilmelidir.

Eğer ahlaklı ve gelişmiş bir toplum istiyor isek eğitimli kadınlar yetiştirmeliyiz.

Kendini bilen her kadına saygı duymak ve değer vermek mecburiyetindeyiz.

Ne diyordu Nazım Hikmet;

Kimi der ki kadın; uzun kış gecelerinde yatmak içindir.

Kimi der ki kadın; yeşil harman yerinde, dokuz zilli köçek oynatmak içindir.

Kimi der ki hayalimdir. Boynumda taşıdığım vebalimdir.

Kimi der ki hamur yoğuran, kimi der ki çocuk doğuran…

Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal…

O benim kollarım, bacaklarım, başım, yavrum, annem, kız kardeşim, hayat arkadaşım.

Share
2086 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNSAN KILIĞINDAKİ ŞEYTAN’LAR…

    12 Mayıs 2021 Yazar Makaleleri

    Dünyanın en büyük terör devleti olan İsrail,  Ramazan ayının son Cuma gecesinde Camii içerisinde bulunan Müslümanlara saldırarak, aralarında onlarca çocuğun da yer aldığı mazlum Filistin’li kardeşlerimizi dünyanın gözü önünde katletti. Hep şunu düşünmüşümdür; nasıl oluyor da tüm etrafı Müslüman ve Hıristiyanlarla (Hıristiyanlarda genel olarak Yahudileri sevmez) çevrili olan hem de nüfusu 5,5 milyon gibi küçücük bir yer olan İsrail’e neden hiç kimse sesini çıkartmıyor, bu yaptığı terör eylemlerine ve uyguladığı zulümlere göz yumuyorlar diye… ...
  • OYUNCU EBEVEYN OLMAK

    12 Mayıs 2021 Yazar Makaleleri

    Merhabalar, Minik bir bebeğin gözlerininiz içine baktığındaki parıltısı size neler hissettiriyor? Yada emeklemeye çalışan bir çocuğun sizde uyandırdığı duyguya bakmaya ne dersiniz? Bunları düşündüğümde benim kalbimde bir heyecan ve yüzümde bir tebessüm oluşuyor. Bu muhteşem bağlantı hem çocuğa hem de ebeveyne verilmiş muhteşem bir haz olsa gerek… Doğumla başlayan ve bir ömür boyu devam edecek oyun oynama eylemi; tıpkı nefes almak kadar önemli bir ihtiyaçtır. Bir çocuk oyun oynarken dünyayı keşfetmesi, yeni deneyimler yaşaması ve baş...
  • BİR İYİLİK HAREKETİ-VEFA DESTEK GRUPLARI…

    11 Mayıs 2021 Yazar Makaleleri

    Hamdolsun ki bugün Ramazan ayının son gününe girdik. Ramazanın son iki haftasını "Yoğunlaştırılmış Kapanma" diyebileceğimiz korona önlemleri kısıtlamaları altında geçirdik. Kapanmanın hayata geçirilmesi ve önlemlerin daha da artırılması nedeniyle dezavantajlı konumda bulunan insanların imdadına her zaman ki gibi yine vefa destek grupları yetişti. Batman Valiliği bünyesinde Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Başkanlığı koordinasyonunda faaliyetlerini yürüten Vefa Sosyal Destek Grubu, "Yoğunlaştırılmış Kapanma" döneminde 65 yaş üstü v...
  • KUZİNE Mİ?

    10 Mayıs 2021 Yazar Makaleleri

    Hayat her zaman gerçekten yeniliklere ve sürprizlere açıktır… Geçtiğimiz yıl İzmir Büyük Şehir Belediyesinin yaklaşık 100’e yakın konser organizasyon işini yürüttüğümüz sıralarda tanıdım Ulvi abiyi. Kendisi derya gibi donanımlı ve bilge biri… Kendisini tanımakla ve aynı masada oturup sohbet etmekle kendimi çok şanslı görüyorum. Esas mesleği hukukçu… Halen, profesyonel mesleği olan avukatlığın yanında; İzmir Milli Kütüphane Vakfı Başkanlığı, İzmir Milli Kütüphane Derneği Başkanlığı, İzmir Kent Kültürü Ve Gelişimi Platformu Baş...