gap başlık

logo

Doç. Dr. Şemsettin Dursun İle Röportaj


Mansur Obut
mansurobut@mynet.com

9656fa3efc512cc7d1146776c8ea9f23_LDoç. Dr. Şemsettin Dursun; “İlkokula başladığımda tek kelime Türkçe bilmiyordum.”

Batman GAP Gazetesi olarak zaman zaman yaptığımız Haftanın Konuğu köşemizde, bu hafta Batmanlı akedemisyenlerimizden biri olan Sayın Şemsettin Dursun’u gazetemize konuk ettik.

Sayısal verilerle uğraşanların sosyal konularda kafa yormayacaklarına dair genel kanının aksine Batmanlı bilim insanı Batman Üniversitesi Kozluk Meslek Yüksek Okulu Müdürü Doç.Dr. Şemsettin Dursun, matematik bilimi ile sosyal bir varlık olan insanı akademik ortamda buluşturan bu söyleşisiyle hafızalarda yer edinecek gibi.

GAP: Hocam kendinizi kısaca tanıtır mısınız?

Ş. DURSUN: 1959 Kurtalan doğumluyum. Aslen Dargeçit (Kerboran)’lıyım. İlk, orta ve liseyi Batman’da okudum. Evliyim, beşi erkek, ikisi kız olmak üzere yedi çocuk babasıyım. Çocuklarımdan üçü Tıbbiyeli ve biri Matematikçi.

 

100.Yıl Van Fen-Edebiyat Fakültesi Matematik Bölümünü birincilikle bitirdi

1986 yılında Siirt Eğitim Fakültesinde Akademik kariyerime Öğretim Görevlisi olarak başladım. 10 yıl Siirt’te kaldım. Bu süre zarfında Master ve Doktoramı Matematik Analiz dalında yaptım.

1996 yılında Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Eğitim Fakültesinde Yardımcı Doçent unvanıyla atandım. Sivas’ta tam 15 yıl görev yaptım. Bunun 13 senesini kesintisiz bir şekilde Matematik Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı olarak yürüttüm.

2011 yılının Ocak ayında Matematik Eğitimi alanında Doçentlik ünvanını aldım ve aynı yılın Haziran ayında memleketim Batman’a döndüm. Halen Batman Üniversitesi Kozluk Meslek Yüksek Okulu Müdürüyüm.

GAP: Üniversite öncesinden biraz bahsedebilir misiniz?

Ş.DURSUN: İlkokula başladığımda tek kelime Türkçe bilmiyordum. M.Emin Ekmen İlkokul öğretmenimizdi .Üzerimde epey emeği vardır.  Kendilerine müteşekkirim. 1978 yılında Liseyi bitirdim. Akademik kariyerimden önce de çalışıyordum. İş hayatına Zirai Donatım Kurumunda memur olarak başladım.

İki yıla yakın çalıştıktan sonra Fakülteyi kazandım ve Zirai Donatım kurumundan istifa edip üniversitede  okumaya başladım.  Üniversitede okurken evliydim. Yazın çalışıyor, kazandığım parayla hem okuyor hem de geçimimi sağlamaya çalışıyordum. Bu şekilde okulu bitirdim.

GAP: Hocam genel kanının aksine siz hem Matematik ve hem de sosyal konulara ilgi duyuyorsunuz. Genelde sayısalcılar için sözelden anlamaz derler ama sizde durum biraz farklı galiba.

Ş.DURSUN: Evet, aynen öyle. Bence insan farklı dallarda da güzel eserler sunabilir. Rönesans döneminde yaşamış birçok bilim adamı aynı zamanda sanatla da uğraşmış, resim çizmiş,  şiir yazmış, tıb ve astronomi ile uğraşmıştır.

Ben de hem uzmanlık alanım olan matematikle ve hem de içinde yaşadığımız dönemin meseleleriyle tefekkür/düşünsel manada meşgul olmaktan mutluluk duyuyorum. Mesela şu an “kavramlar” üzerine bir çalışmam var. İnşallah ileride okuyucuyla buluşacak bu kitap.

GAP: Hocam, bu konuyu biraz açar mısınız?  Hem sayısal ve hem de sözel zekâya sahip olabilir mi kişi?

Ş.DURSUN: Bunun birçok örneği tarihte vardır ve aslında toplumumuzda da yaygındır. Şöyle anlatayım: Sekiz zekâ türü vardır.Mantıksal- Matematiksel Zekâ, Sözel-Dilsel Zekâ, Görsel-Uzamsal Zeka, Bedensel-Kinestetik Zekâ, Sosyal zekâ, Doğal Zeka ,Müziksel-Ritmik Zeka, İçsel Zeka.

Bazılarında bu zekâ türlerinden birden fazlası mevcut olabiliyor. Mesela, matematik- mantık ve sosyal zekâ bir kişide aynı anda bulunabiliyor.

GAP: İleride yayınlamayı düşündüğünüz kitapta neler olacak?

Ş.DURSUN: İnsan nedir? Eğitim ve öğretim ne demektir? Kültür, Dil, Tanışma, Paradigma  gibi kavramların etimolojik anlamları ve derinliklerine dair bir eser olacak.

“İlkokula başladığımda tek kelime Türkçe bilmiyordum”

GAP: Batman Gap Gazetesi olarak Batman Üniversitesinin düzenlemiş olduğu Bilim Sempozyumunda bulunduk. Sizi orada konferans verirken hatırlıyorum.

Ş.DURSUN: Batman Üniversitesinin ev sahipliğini yaptığı Bilim ve Kültür Sempozyumunda matematik ile ilgili iki Bildiri sundum. Bunlar,  “Matematiğin Estetik Paradigması Üzerine” ve “Bulanık(Fuzzy) Mantık Paradigması Üzerine” idi

GAP: Tam olarak neden bahsetmiştiniz sempozyumda, yani matematik ve estetik derken..?

Ş.DURSUN: Bu makalemde ifade ettiğim konuyu özetlersek şu;  çocuklarımıza matematiğin o estetik/ güzel yönünü gösterebilmeliyiz. Matematik aslında evrenin yazı dilidir ve belli kriterleri olan bu bilim üstünde çalışıldığında hiçte zor değildir.

Basitten zora, somuttan soyuta, bilinenden bilinmeyene doğru bir yaklaşım gösterilirse matematik öğrenilir ve çok da zevklidir. Çocukların seviyesine uygun bir eğitim ortaya koyabilmeliyiz. Mevlana ”ne kadar bilirsen bil, tüm bildiklerin karşındakinin anladığı kadardır” sözüyle bize bir mesaj vermiştir.

GAP: Sizi tanıdığımız klasik matematikçilerden ayıran nedir? Nasıl böyle çok yönlü oldunuz.

Ş.DURSUN: Ortaokuldan itibaren dini, Edebi ve sosyal konulara ilgi duydum. Diyarbakırlı Sezai Karakoç’u çok okurdum.Sezai Karakoç Dünya çapında bir yazar ve şairdir.Üzerimde etkisi olan bir başka bilim adamı Fuat Sezgin’dir.Fuat  Sezgin,aslen Bitlisli olup,  90’lara merdiven dayayan,28 Dili Anadili gibi bilen çağımızın yaşayan en büyük Bilim Tarihçisidir.

Ancak çoğumuz bu cevherlerin farkında değiliz. Dini konulara ilgi duyduğum gibi sol düşünceyi anlatan kitapları da okudum. Mukayese yaptım ve toplum hayatında İslam’ın ne kadar önemli olduğunu gördüm. Ayrıca bilim insanları kendi alanlarının dışında toplumsal olaylara da ilgi duymalıdır. Bütün bilimlerin toplumsal olgu ve olayların inşasında önemli rolleri vardır. Bilim, insanın mutluluğu ve esenliği için bir araçtır.

GAP: Bilim insanı, inançlı da olunca topluma, insanlık ailesine daha büyük faydası olur, sanırım.

Ş.DURSUN: Kesinlikle öyle.  İslam’ın gerçek ruhu kendi kaynaklarından öğrenilseydi ve topluma ulaştırılabilseydi bu gün yaşanan birçok sorun yaşanmayacaktı. Bediüzzaman Said Nursi “Din, hayatın hayatı, hem nuru hem esası, ihyayı din ile olur bu milletin ihyası”der. Bu son derece önemlidir

GAP: Toplumsal huzursuzlukta sebep her ne olursa olsun, mağdur insandır. İnancımızda da yeri var ama bir bilim adamı olarak bir kez daha deklere eder misiniz? Niçin insan bu kadar önemlidir?

Ş.DURSUN: “İnsan ,küçük evrendir”.” Evren, büyük insandır”. “İnsan, eşref-i mahlukattır”. Yani, yaratılmışların en şereflisi, en onurlusu dur. “İnsan ,zübde-i alemdir”. Yani, alemin özüdür, özetidir. Sadi Şirazi’nin belirttiği gibi “insan yek katre-i  xunest ve sad hazar endişedir. ” Yani ,“insan bir damla kan ve yüz bin endişeden oluşmuştur”. İşte insan budur. Bu kadar değerli ve donanımlı bir varlık olan insanı yetiştirmek eğitimciler için bir onurdur.

GAP: İnsan yetiştirmek demişken, eğitim konusunda da bir şeyler ekleyebilir miyiz?

Ş.DURSUN: Tabii ki. Öncelikle şu soruyla başlayalım isterseniz: Eğitimin temel paradigması ne olmalıdır?

Eğitimin temel paradigması, İnsanı merkeze alan bir hayat, ideali merkeze alan bir insan.(Çünkü, İdeali olmayanın iddiası da olmaz. İddiası olmayanın davası olmaz).

Bilgiyi merkeze alan bir ideal ve bilimsel gerçekleri merkeze alan bir bilgi. Merkeze maddeyi, evi, arabayı, ihaleyi, parayı koymayalım derim. İnsanı koyalım. İdeal insanı koyalım. Bilgi merkezli bir ideal olmalıdır. Bilginin de tasnif edilmesi lazım. Bilimsel gerçeklerin süzgecinden geçmiş saf bilgidir dediğim.

Bütün sistemlerin amacı iyi insanı yetiştirmektir. Tasavvur (derin düşünce) insanileşirse, kalp insanileşir. Kalp insanileşirse, organlar insanileşir. Mustafa İslamoğlu’nun dediği gibi,” Beden ülkesinin başkenti kalptir”. Başkent düşerse ülke düşer. Başkent imar olursa ülke de imar olunur

Organlar insanileşirse davranışlar insanileşir. Davranışlar insani olursa karakter insanileşir. Bütün Düşüncelerde/sistemlerde esas amaç budur. İnsan bir dengede olmak zorundadır. Denge; kafa, kalp ve beden bütünlüğüdür. Akıl kafanın bir fonksiyonudur. Sezgi kalbin bir fonksiyonudur. İçgüdü de bedenin bir fonksiyonudur. Dolayısıyla dengeli insan akıl, sezgi ve içgüdü arasında bir dengede olmalıdır.

“Sevgi hayatı şekillendirir. Yaşamımızın özü ve esası sevgidir.

 

GAP: İnsan konusunda çok güzel şeyler söylediniz. Eğitim illaki önemli. Biz ebeveynlerin çocuk eğitiminde dikkat etmesi gereken konular nelerdir?

Ş.DURSUN: Biz anne ve babalar şuna dikkat etmeliyiz: Çocukların seviyesine uygun tarzda eğitim ve davranış sergilemeliyiz. Onları dışlamamalıyız. Bütün tutum ve davranışlarımızda onları onore etmeliyiz. Onlarda zaten var olan potansiyel aklı, kinetik akla dönüştürmeliyiz.

Hz. Ali’nin dediği gibi “çocuklarımızı çağımıza göre değil, çağlarına göre yetiştirmeliyiz”. Bir çok anne/baba kendi çocukluk dönemlerini baz alarak çocuklarını yetiştirmeye ve sorunlarını gidermeye çalışıyor. Elli yıl önceki toplum ile bu günkü toplum ne kadar farklı ise eğitim ve eğilimlerde o kadar farklı olacaktır.

O zaman olmayan ama bu gün olan bilgisayar, internet, play station ve taşınabilir oyun konsolları gibi şeyler eskiden yoktu. Çağ değişiyor, imkânlar bir taraftan artarken öte taraftan yeni sorunlarda kendini gösteriyor.

Bu yüzden anne ve babalar kendilerini sürekli gelişime açık hale getirmek zorundadırlar. Sorumluluklarımız vardır. Bu sorumluluklarımızın bilincinde olmak zorundayız. Anne babalar kadar eğitimcilere de seslenmek istiyorum; bir bilge kişinin dediği gibi “çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler ya bizim ektiklerimizdendir ya da biçmediklerimizden.”Empatik yaklaşmalıyız. Bu bilinçle hareket edildiğinde çözülemeyecek sorunumuz yoktur.

Batmanımıza, Bölgemize, Ülkemize ve bütün insanlığa karşı sorumluluğumuz olduğunu unutmayalım. Bu bilinçle hareket etmek durumundayız. Bir bilge kişi; “insanlar ekmekle doyar, emekle büyür ve sevgiyle yaşar” demiştir.  Bunun için eğitimde olsun, günlük hayatta olsun “sevgi “ en önemli parametredir. Sevgi, hayatı şekillendirir. Yaşamımızın özü ve esası sevgidir.

GAP: Akademik çevrede iyimser yapınız göze çarpar. İyimserlik bilinçli bir tercihiniz midir?

Ş.DURSUN: Kişisel olarak hayata hep iyimsek olarak bakmışımdır. İyimserlik aslında umuttur ve umudu yaymak gerekir. Fretz’in dediği gibi,” iyimserler olasılıkları görürler, kötümserler görmeyi reddederler. Bu anlamda iyimser bakış açısı geleceğimizin inşasında önemli bir parametredir.

GAP: Hocam, Batman Üniversitesi birçok akademik personeli kadrosuna katmakta, yeni açılan bölümleriyle de yaygın/yerel basında adından söz ettirmekte. Bu konuda söyleyecekleriniz?

Ş.DURSUN: Evet, sürekli yeni alımlarla kadromuzu güçlendiriyor, yeni açılan bölümlerle de yoğun bir büyüme trendi gösteriyoruz. Önümüzdeki Eğitim –Öğretim yılında birçok yeni bölüm öğrenci alacak ve çok sayıda Bölüm ve Programın açılması içinde çalışmalarımız devam etmektedir.

Bu konuda hiç kuşkusuz en büyük emek ve özveri Sayın Rektörümüz Prof.Dr. Abdüsselam Uluçam’a aittir. Sayın Rektör yeni bölümlerin açılabilmesi için her türlü imkanı sonuna kadar kullanmakta, daha güzel bir Üniversite için yoğun mesai harcamaktadır. Ayrıca Akademik ve idari personelimizde üniversitemizin gelişmesi için yoğun gayret göstermektedir.

GAP: Eklemek istediğiniz bir şey var mı Hocam?

Ş.DURSUN: Batman Yerel Basınını gerek basılı gazete olarak ve gerekse internetten takip ediyoruz.  Bu manada yerel basının toplumsal bilincin gelişiminde ve Üniversitemizin tanıtımında çok büyük bir işlevi gerçekleştirdiğini düşünüyor ve başta Batman GAP Gazetesi olmak üzere tüm basın emekçilerine buradan teşekkürlerimi iletmek istiyorum.

Share
1304 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DEMEK Kİ İSTEYİNCE OLUYORMUŞ; BELEDİYENİN GELİRİ 220 MİLYON LİRA ARTTI…

    14 Ekim 2021 Yazar Makaleleri

    Önceki gün valimiz ve aynı anda belediye başkan vekili olan Sayın Hulusi Şahin’i makamında ziyaret ettim. Birçok konu hakkında görüş alışverişinde bulunduk. Tabi görüş alışverişi yaparken de, Sayın Şahin ilimizin sorunlarının çözümü noktasında yapılanları anlattı. Hem vali, hem de belediye başkan vekili olan Sayın Hulusi Şahin,  eleştirilere konu olan bazı mahallelerde ortaya çıkan çukurlar ve görüntü kirliliği hakkında çok açık ve net ifadeler kullandı... “Mansur bey; ben Batman halkının on yıllardır süre gelen birçok altyapı sorununu...
  • BATMAN’A TÜBİTAK FEN LİSESİ KURULSUN…

    11 Ekim 2021 Yazar Makaleleri

    Herkesin düşüncesi aynı olmayabilir ama önemli olan düşünmektir. İçinde yaşadığımız çağda sabit düşünce ve sabit davranışlarla yol almak, başarılı işler yapmak neredeyse imkânsıza yakındır. Bu sebeple yönetici makamında bulunanların daha farklı ve daha esnek düşünerek yeniliklere uyum sağlaması, ilham vermesi, yol göstermesi ve fırsatlar yaratması önemlidir. Son yıllarda genel bütçeden eğitime ayrılan payın yükselmesinin bir sonucu olarak ilimizde bulunan okulların fiziki mekânları yenilenmiş ve derslik başına düşen öğrenci sayısında b...
  • ZAMANI GERİYE ÇEVİREBİLSEK…

    04 Ekim 2021 Yazar Makaleleri

    Eski yılları, eski günleri çok ama çok arıyorum… Hem de bir anne ve babaya kavuşmanın hasreti ve özlemi gibi… Düşünsenize; bir mahallede yaşıyorsunuz ve o mahallenin neredeyse ev kapıları açık, komşu komşuya aş götürür, analar kısır, dolma, börek, gözleme vs. Allah ne kısmet ettiyse oturup hep birlikte yemek yiyip, sohbet edip, samimice dertleşiyorsunuz… Paylaşmanın, dertleşmenin, sohbet etmenin, sahiplenmenin ve sorunu olan ailelerin sorunlarına hep birlikte çözüm üretmenin duygusunu yaşıyorsunuz… Mahallede komşu çocuklarla toprak ...
  • GELECEĞİN PETROLSPORLULARI STADA NEDEN ALINMIYOR?

    04 Ekim 2021 Yazar Makaleleri

    Bu hafta sonumu her iki haftada bir olduğu gibi yine Batman Petrol Spora ayırdım ve Şehir stadına Artvin Hopa maçını izlemeye gittim. Takımımız taraftarların yoğun ilgisi, desteği ve güzel oyunuyla maçı kazandı, son zamanlarda izlediğimiz en iyi Petrol Sporu izledik. Kaçan pozisyonlar bir hayli çoktu, oynanan oyun mükemmel değilse de iyiydi, daha iyi olacaktır inşallah. Biz aşı takvimini tamamlamış yetişkinler olarak bu maçın zevkine ve atmosferine mazhar olduk fakat, beni maçı kazanmanın sevinci ile eşit düzeyde üzen bir durum oldu, son ...