gap başlık
izgi-otel-yeniii-2

logo

BATMAN HUZURA KİLİTLENDİ…


Mustafa Toprak
hayatsende@hotmail.com

Malumunuz, geçen hafta ülkemiz üzücü bir terör saldırısına maruz kaldı.

Özellikle sivil vatandaşların hedef alındığı böyle bir saldırının yüreklerde yarattığı sarsıntıyı anlatmanın imkânı bulunmamaktadır.

Saldırı sonrasında toplumun algısını manipüle etmek isteyen bazı kesimlerin saldırıların amacı olan ülkede korku ve endişeleri yayma çabalarını hayretle izlemeye devam ediyoruz.

Huzura karşıtlığı ile bilinen ve kirli akılların etkisinde kalan bazı kuruluş ile medyanın toplumun bilinçaltına yerleştirmeye çalıştığı korku imparatorluğuna en güzel cevabı hiç şüphesiz birlik ve beraberliğini korumaya devam eden ve terörün her türlüsünü lanetleyen gösterilerle ortaya koyan necip halkımız vermektedir.

Bu tür kabul edilemez saldırıların amacının toplumda korku ve infial yaratmak olduğu aşikârken ve bundan önce yapılan bu tür menfur saldırıların bölgemizde meydana getirdiği sosyolojik ve ekonomik olumsuzlukların etkileri ortadayken, ülkemize karşı çirkin iş birliği yapanların beyhude çabalarına toplum olarak ortak bir duruş sergilememiz zihinlerde önemli bir yer edinmiştir.

Hülasa; Korkularla halkı tasarımlamaya çalışanların yaptıkları saldırılara karşı elinin tersiyle karşılık veren halkımız ülkesine, bayrağına ve devletine sahip çıkmayı başarmıştır.

Birçok alanda istikrarı yakalayan bu ülkenin vatandaşları son yıllarda elde edilen ancak heyecanla devamını bekledikleri kazanımların terör marifetiyle heba edilmesine karşı gösterdikleri onurlu davranışla hiç şüphesiz kirli akıllara çok önemli bir duruş göstermiştir.

Şüphesiz toplumda oluşturulmaya çalışılan korkunun bertaraf edilmesi hükümetin görevidir ancak bu milletin üzerine oynanan oyunu bozmak Kürdüyle, Laz’ıyla, Türküyle ve diğer tüm etnik unsurlarıyla bu halkın görevidir.

Sosyal dokuya bakıldığında verilmek isten mesaj şudur ki; Batman halkı huzura kilitlenmiştir.

Allah ülkemize ve ülkemiz insanına bir daha böyle acılar yaşatmasın.

Kalın sağlıcakla…

Share
791 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ANADOLUDA TEK YÜREK OLMUŞ EVLATLAR…

    16 Ekim 2019 Yazar Makaleleri

    Küresel sistemin baş yapıcıları, Genelde Mezopotamya coğrafyasında özelde ise Suriye’de oluşturmaya çalıştıkları tehlikeli projelerle kendilerine kalıcı bir alan oluşturmaya çalışırken, Ülkemizi de güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya bırakabilecek bir süreci olgunlaştırma peşindedirler. Anlaşıldığı kadarıyla küresel sistemin baş yapıcıları amaçlarının sonucuna toplumun kardeşlik bağının ve kültürel değerlerinin parçalanması ile ulaşabileceklerini öngörmüşlerdir. Yaşadığımız toprakların asli kurucuları arasında en önde yer alan ve kurtuluş...
  • BATMAN’DA SİYASİ ACEMİLİK VE BÜROKRASİ…

    10 Ekim 2019 Yazar Makaleleri

    Millete hizmet etmek üzere atanan bürokratları eleştirmemiz gerekiyorsa vicdan hukuku çerçevesine dikkat ederek ve doğruları yerine koyarak eleştirmeliyiz. Eleştiriler, insani ve ahlaki kurallar çizgisinde yapıldığında ve sınırları saygı ile örüldüğünde elbette ki toplumun istifade edebileceği genel bir davranış halini alır. Hatta eleştiriler vicdan çizgisinin istikametine uyularak sırf bir hatayı bertaraf etmek için yapılıyorsa belki de dua nispetindedir. Ancak sırf siyasilerle farklı çalışma kültürüne sahip olunduğu için ya da fikir ...
  • ANALARI KİM AĞLATIYOR?

    10 Ekim 2019 Yazar Makaleleri

    Suriye’ye yapılacak bir operasyondan önce yazmayı düşündüğüm bu yazıyı, içinde bulunduğum şartların verdiği yorgunluk ve biraz da tembellikten olacak ki ancak kaleme alabildim. Evet, anaları kim ağlatıyor? Herkes “Analar ağlamasın” diyor” ama hiç kimse, anaların ağlatılmasında kendilerinin veya desteklediklerinin ne kadar payı olduğunu hiç sorgulamıyor. İlginçtir ki en çok da “Analar ağlamasın” diyen bazıları, en çok anaları ağlatmaktadırlar. Ayrıştırıcı ve kavgacı dil kullanan siyasilerin, Anaların ağlatılmasında büyük payları var. Si...
  • ANLAMSAL DOLGUNLUK..

    08 Ekim 2019 Yazar Makaleleri

    Bir şeyi kırk kez söylediğimizde dilediğimiz o şey gerçekten de olur mu? Bizi koşullu şartlanmaya götüren kişisel telkinimiz bir yana dursun, bir kavrama sürekli odaklandığımızda o kavramın anlamını anlık olarak yitirmemiz olası. Bir şeyi kırk kez söylediğimizde, bilgisayarda yazı yazarken bir sözcüğe uzun süreli takılıp kaldığımızda ya da “burada şu sözcük kullanılsa anlam bütünlüğünü daha iyi sağlar,” düşüncesine daldığımız sırada gerçekleşen bu bilişsel olgu anlamsal doygunluk olarak tanımlanıyor. Şöyle düşünelim, odaya girdik, içeride alışı...