gap başlık

logo

ZİLAN’IN GÖZYAŞLARI DİNDİ Mİ?


İhsan Pınar
ihsan@batmangapgazetesi.com

Allah’ın kulları olan bütün insanların Allah’ın arzında, Adalet ve Barış içinde bir arada yaşamaları taraftarıyız. İnsanların konuşarak, uzlaşarak, adalet içinde sorunlarını çözmelerini isteriz.
Ancak kendisini yaratan ve bunca nimetler veren Rabbine karşı nankörlük ve isyan eden insan, güç bulduğu zaman zayıf gördüğü insanlara neler yapmaz ki? Hakkın kontrolünden çıkan güç, azar ve çevresine zarar vermeye başlar. İstemediğimiz, onaylamadığımız halde haksızlıklar yapılıyor ve bunun neticesinde isyan ve kavgalar oluyor.
Evet insanın olduğu yerde sorunlar var ve bunları bitirmek mümkün değil. Ancak batının başımıza bela ettiği laikçi ve ulusçu rejim ve idareciler, içimizdeki bütün değerleri düşman ilan ederek hala da bitmeyen bir fitne ve kavganın sebebi oldular.
Çok uluslu bir toplumu birlikte tutan değerlere savaş açan ve tek tipçiliği dayatan rejime karşı her taraftan itirazlar oldu. Şeyh Said davasını haklı veya haksız görebilirsiniz! Nihayetinde bir lider kendince haklı gerekçeler üzerinden idarecilere bazı itirazlarda bulunmuş ve itirazlar şiddetle karşılık bulunca, iş isyan ve savaşa kadar gitmişti.
Savaş durumlarında elinde silahlı taraflar arasındaki kavgayı bir nebze de olsa anlayabiliyorsun. Amma savaşla, kavgayla, haksızlıklarla hiç ilgisi olmayan masum insanların vahşice ve toplu olarak katledilmelerini anlamak, bazı bahaneler içinde gizlemek veya mazur göstermek mümkün değildir.
İşte Dersim, Zilan, Halepçe katliamları bunlardan sadece birkaçıdır. 89 yıl önce 13 Temmuz 1930’da 15 binden fazla masum insan, gücünü halkı sindirmekle göstermek isteyen rejim tarafından vahşice katledildi.
Şeyh Said kıyamından sonra yaptıkları katliam ve sürgünlerden hınçlarını alamamış olacaklar ki, bölge üzerinde baskı ve zulümler artırıldı. Ağrı dağındaki hareketlenme ve “XOYBUN” bahanesiyle, o günün şartlarında bölge üzerine birçok savaş uçağı ve Kurtuluş Savaşında batı cephesinde Yunanlılara karşı gönderilen askerden daha fazla askerin gönderildiği rivayet edilmektedir.
Bölge köylüleri savaş ve katliamdan kaçmak için Van’ın Erciş kasabasındaki Geliyé Zila – Zilan Deresine sığınıyorlar. Zilan deresinde toplanan kadın, çocuk, yaşlı köylü bu masum insanlara karşı dönemin Kolordu komutanı (ne) Salih Paşa tarafından tam bir soykırım uygulanıyor. Bölge, giriş ve çıkışları tutularak on binlerce askerle kuşatma altına alınıyor. Bölge uçaklarla bombalanıyor, dağlar ve dereler ateş altın alınıyor. Hamile kadın çocuğuyla beraber, yeni doğmuş bebekten 90 yaşındaki ihtiyara kadar insanlar süngülerle katlediliyor. Toplam 44 köy yakılıyor ve resmi rakamlara göre 15 bin insan katlediliyor. Tabi gayri resmi rakamlar ölü sayısının çok daha fazla (40 bin) olduğunu söylüyor.
O günün cumhuriyet Gazetesi, bu katliamla övünerek şöyle yazıyor: “Ağrı Dağı eteklerinde tayyarelerimiz şiddetli bombardıman ediyorlar. Ağrı Dağı daimi ve infilak içinde inlemektedir. Demir kartallar asilerin hesabını temizlemektedir. Zilan deresi ağzına kadar cesetlerle dolmuştur.”
Dönemin Başbakanı İnönü de 31 Ağustos 1930’da yayınlana Milliyet Gazetesindeki demecinde şöyle demekteydi: “Bu ülkede sadece Türk ulusu etnik ve ırksal haklar talep etme hakkına sahiptir. Başka hiç kimsenin böyle bir hakkı yoktur. Aslı astarı olmayan propagandalara kanmış, aldanmış, neticede yollarını şaşırmış doğu Türkleridir.”
Bu katliamın asıl sebebi batı-l rejimin tekçi, ideolojik; tek parti, tek lider, tek ideoloji, tek ırk dayatmalarıydı.
Bu gün demokrat ve dost bilinen İngiliz raporlarında, bu masum insanların katledilmesi askerin büyük bir başarısı olarak gösteriliyordu. Dost bildiğimiz SSCB, Ankara hükümetine uluslararası destek sağlıyordu. Van ve Ağrı dağının doğu sınırlarında bir bölgenin İran’a verilmesi karşılığında, Şah rejimi bu katliama destek veriyordu.
Ve bizler! Açık olan bu soykırımı uygulayan zihniyetle kanka olmuş, bu zihniyetten özgürlük ve kurtuluş ummaktayız. Bir daha böyle vahşetlerin dünyanın hiçbir yerinde yaşanmaması dileğiyle ölülerimize Allah’tan Rahmet diliyorum…

Share
827 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DEVLETİN SICAK YÜZÜ – BATMAN AÇSHM…

    07 Mart 2021 Yazar Makaleleri

    Devletin sosyal yardım hizmetlerinin hak sahiplerine ulaştırılması, halkın ihtiyaçlarının belirlenerek buna yönelik politikalar üretilmesi, yaşam kalitesinin artırılması, tedbir ve tedariklerle bu sürecin yürütülmesi, kamusal araçları doğru bir şekilde yönetmekle mümkün olabilir. İkinci maddesiyle birlikte Anayasamız kapsamlı sayılabilecek bir sosyal haklar kataloğuna sahiptir. Ancak geçmişte yapılan bazı ekonomik ve sosyal hatalar, bu hükmün ve bu hükme bağlı katalogların uygulanmasını sınırlandırmıştı. Geçtiğimiz hafta Batman Gap Gazete...
  • DEVLETİN ŞEFKAT YÜZÜ – BATMAN İL SYDV…

    01 Mart 2021 Yazar Makaleleri

    Bir kurumun kendisini temsil etme ve tanıtmasında kurum kimliğinin büyük rolü bulunmaktadır. Kurumsal imaj ise bu süreçte çok önemli değerleri içinde barındırmaktadır. Kurumsal imaj oluşturulurken vatandaş ile duygudaşlık kurulması, onların düşünce ve eleştirilerine önem verilmesi, güçlü ilişkilerin oluşturulması büyük önem taşımaktadır. Bu kapsamda kamu kurumları, vatandaşın devlet kurumlarına güven konusunda üstlendikleri rolü doğru bir şekilde yürütmelidir. Geçtiğimiz hafta Batman Gap Gazetesi başyazarı Mansur Obut’la birlikte Batman i...
  • YENİ ANAYASA…

    26 Şubat 2021 Yazar Makaleleri

    Anayasa; Toplum düzenini kurallara bağlayan yasama, yürütme ve yargılama erklerinin nasıl kullanılacağını gösteren, bütün kanunların anayasaya uygun olacağını ve Devletin devamlılığını sağlayan temel kaynaktır. Normlar hiyerarşinin tepesinde olan anayasa da ilerleyen zaman dilimi içerisinde olumlu veya olumsuz birçok sorun vuku bulduğunda küçük değişiklikler söz konusu olabilir. Ancak tümden değişimi darbe ve benzeri olaylar neticesinde gerçekleşebilir. Son zamanlarda anayasa askıya alınıp ve anayasa da karşılığı olmayan KHK yönetimi s...
  • BATMAN NORMALLEŞMEYE HAZIR…

    23 Şubat 2021 Yazar Makaleleri

    Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın il bazındaki ‘normalleşme’ adımlarına yönelik açıklamalarının ardından Batman olarak heyecanlandık. Heyecanlandık çünkü il olarak tedbir ve kısıtlamalara gösterdiğimiz hassasiyet, vaka sayılarında ki düşüş, normalleşme hızında bizi diğer illere göre daha avantajlı hale getirmiştir. 1 Mart’tan itibaren başlayacak olan ‘yerinde karar’ sistemiyle birlikte mevcut vaka sayısındaki düşüşümüzü muhafaza edersek, Batman il hıfzıssıhha kurulu kararıyla birlikte kademeli olarak normalleşme sürecine başlaya...