logo

11 Şubat 2018

Zeytin Dalını, Birbirimize Uzatmanın Zamanı…


Mansur Obut
mansurobut@mynet.com

Ülkemizin gerek içerde ve gerekse uluslararası arenada özellikle siyasi konularda gerçekten de son derece sıkıntılı ve zor bir süreçten geçtiğini görüyoruz.

Her ne kadar bu olumsuzlukların perde arkasını bilemiyor olsak da, hem içerde, hem dışarıda yaşanan olumsuz gelişmelerden, ülkesini ve milletini sevenler olarak bizleri rahatsız ediyor.

Ekonomiden eğitime, yargıdan terör olaylarına varıncaya kadar ülke içinde çok ciddi sorunlar yaşanırken, Avrupa ülkeleri ve özellikle son dönemlerde ABD ile yaşanan siyasi gerilimin, kaygı verici boyutlara ulaştığını gözlemliyoruz.

Genel olarak ülkemizde yaşayan bireyler olarak hemen hemen hepimizin yüzünde bir gerginlik, bir umutsuzluk ve kaygılı bir beklenti hakim olduğunu çok rahatlıkla görmek ve söylemek mümkün…

Sanırım şunu hepimiz kabul etmeliyiz ki, özellikle dünya ülkeleri arasında güçlü bir ülke olabilmek için, öncelikle kendi içimizde birlikteliği ve barışı sağlamak zorundayız.

Ülkemize uzanacak herhangi bir yaptırıma karşı omuz omuza ve dik durabilmemiz için bunu başarmak durumundayız.

Bu birlikteliği sağlayabilecek ve ilk adımı atacak olanda, bu ülkenin en tepesinde olan Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır.

Sayın Erdoğan’ın çıktığı her programda yaptığı çok sert açıklamaları artık yapmaması gerektiğini aksine, daha ılımlı, daha yumuşak ve daha makul üslupla cümleler kullanması gerektiğine inanıyorum…

Sayın Erdoğan tarafından iç barışı sağlamak adına atacağı bir adım, eminim ki siyasi karşılığını bulacak ve toplumda bir rahatlama söz konusu olacağı gibi, kötü giden ekonomimize de artı bir değer katacaktır.

Bu ülkede seçmenin sadece Ak Parti ve MHP’den oluşmadığını, diğer partilerin de seçmen kitlesi olduğunu kabul etmek gerekir.

Benim Sayın Erdoğan’dan tek ricam şu; Lütfen ama lütfen sizin politikalarınızı eleştiren veya muhalefet eden siyasetçileri, akademisyenleri veya gazetecileri terörist ilan etme alışkanlığından vaz geçmesidir.

Sizin gibi düşünmeyenleri yada politikalarınızı eleştirenleri FETÖ’cü, PKK’lı, DHCP’li, vs. gibi terör örgütleriyle aynı kefeye koymamalıdır.

Çünkü bu söylemler, ülkesi ve milleti için canını seve seve feda edecek biri olarak, ben dahil gerçekten toplumda son derece rahatsızlık duyan büyük bir kitle var.Bu tür ağır söylemlerden vaz geçmek lazım gerektiğine inanıyorum.

Ak Partinin kuruluş felsefesinde belirtildiği gibi; ‘Farklılığımızı, zenginliğimiz olarak’ değerlendirmek lazım.

Etrafımızda yaşanan gelişmeleri gördükçe, Avrupa ve ABD’nin Türkiye’ye karşı duydukları rahatsızlığı bertaraf edebilmek için, bugün her zamankinden çok daha fazla birlik ve beraberliğe, tek vücut, tek yürek olmaya ihtiyaç var.

Hayalim ve temennim odur ki; Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın özellikle son dönemlerde ülkemizde en çok ihtiyaç duyduğumuz iç barışı ve huzurun tesisi için adımlar atmasıdır.

Bütün siyasi liderler başta olmak üzere; kavgadan, gürültüden, ağır itham ve söylemlerden uzak durmaları gerektiğine benim gibi düşünen tüm halklarımız adına siyasilerden rica ediyorum.

Bu ülke hepimizin, gidecek başka da yerimiz yok. Hepimiz bu geminin içindeyiz. Allah korusun bu gemi su almaya başlarsa hepimiz aynı musibeti yaşar, yok olur gideriz…

İşte hepimizin bu bilinçle hareket etmesi lazım diye düşünüyorum.

Sonuç olarak şunu ifade etmek istiyorum; ülkesini ve halkını seven biri olarak, Türkiye sevdalısı biri olarak, ülkemizin ebediyen yaşaması için kendi ülkemizde de liderlerin birbirlerine zeytin dalı uzatmalarını ve barış güvercinlerini uçurmalarını istiyor ve bekliyorum.

Sizce de; huzurla, barışla, kardeşçe ve hepsinden önemlisi hep birlikte güven içerisinde yaşamak hepimizin hakkı değil mi?

O günleri en kısa zamanda görmek ve yaşamak dileğiyle…

Mansur OBUT

Share
647 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • “Uydurulan Din” Uydurukçularına Reddiye – 2

    18 Şubat 2018 Yazar Makaleleri

    Toplumumuzda anlatılan meşhur bir hikâye var: Adam, uzun süre görmediği askerlik arkadaşını ziyarete gider. Günün güzel yemeklerinden nohut yenildikten sonra sohbete başlarlar. Bir ara ev sahibi gayri ihtiyari gaz kaçırır. Batı toplumlarında ve Tıpça da bir rahatlama olarak normal görülen gaz çıkarma, her nedense bizde hoş karşılanmaz ve ayıplanır. Ev sahibi bu mahcubiyetle küçük oğluna bir tokat atarak “Ayıptır oğlum, bir daha yapma!” diyerek çocuğu azarlar. O günün çocukları bugünün çocukları gibi yetiştirilmediklerinden “ Ne vuruyor...
  • Yaşanılan Çağın En Etkili Hastalığı “EGO”

    16 Şubat 2018 Yazar Makaleleri

    Yaşadığımız çağın en büyük ve en etkili hastalığı EGO’dur. Freud’un sözüyle, “EGO, şahlanmış bir at üzerindeki şovalye gibidir.” EGO, bencilliğin anasıdır. Kişinin kendi çıkarını ve yaşamını göz önünde bulundurması durumudur. Kişi ve kişilerin rahatlığa ve doyuma ulaşması için her yolu mubah görmekte olanların durumudur. EGO sahibi insanlar, kendi hayatlarının her noktasında gereğinden fazla acılar ve omuzlarına gereğinden fazla yük bindirenlerdir. EGO, insan yaşamının her noktasında yıkıcı bir durum teşkil etmektedir. EGO, yaşanılan çağı...
  • Batman’da AK Parti ve Seçmenlerle İletişim…

    12 Şubat 2018 Yazar Makaleleri

    Siyasi görüşleri paylaşan kişilerin bir ülkenin yönetiminde söz sahibi olmak üzere kurdukları örgütlere Siyasi Parti denir. Tüm şehirlerde teşkilatlanarak örgütlenmelerini tamamlayan siyasi partiler ülke yönetiminde neden söz sahibi olmaları gerektiğiyle ilgili propagandalar yaparak bütün seçmenleri bilgilendirmek zorundadırlar. Kılcal damarlara kan taşıyan kalbin vücuttaki organları beslemesi  gibi siyasi partiler de sistematik olarak seçmene ulaştıklarında başarıya ulaşma şanslarını göreceli olarak artırmaya başlarlar. Hepimiz çok iy...
  • Bir Kazanın Ardından…

    11 Şubat 2018 Yazar Makaleleri

    Zamanla yaşanan tecrübeler insana çok şey öğretir. Halkını ve insanlığı düşünüp bu tecrübelerden ders alanlar; eksikliklerini tespit edip bu doğrultuda kanun ve yasalarını güncelleştiren halklar, ülkeler kalkınırlar. Ama maalesef toplum olarak da, devlet olarak da yaşananlardan dersler çıkarmıyor, canımız yanmadan ses çıkarmıyoruz. Her şeyin düzeltilmesini ve mükemmelliği devletten ve idarecilerden bekliyoruz. Ama devleti yöneten idarecilerin aramızdan çıktığını hep göz ardı ediyoruz. Evet, esas sorumluluk devleti idare edenlere aittir am...