logo

‘’Yazmaktan  Korkmayın..’’     


Halime Aytaç Erdoğan
halimeaytacerdogan@hotmail.com

Vardır bir sebebi onca insanın yazmasının. O, içinden geçenleri döker kâğıda, kurtulmak ister, biz şiir deriz adına…

Hiç tanımadığımız bir yazarın – şairin dizelerinde buluveririz kendimizi. Sanki aynısını biz yaşamışız gibi hissederiz, ‘’işte ben’’ der üzülürüz çoğu zaman.

Çünkü şiir hüzünlendirir insanı, aşk şiiri de olsa, mutluluk şiiri de olsa içinde hüzün yanı vardır mutlaka…

Lakin anıları ondan iyi tetikleyen başka bir örnek görmek zordur. Ve doğal olarak unuttuğumuzu sandığımız şeylerin radyodaki bir şarkı gibi birden karşımıza çıkması üzer bizi.

Ve şiir! Öyle merhametli bir yaverdir. Yanımızda kalır, bizden bir parça olur, sonunda mutlaka bir açık kapı bırakıp umut ışığı verir. En iyi şiir okumayı, şiirin kendisini sevenler bilir bunu…

Bir yazar, Bir şair, Bir senarist, bir kadın ya da bir erkek fark etmeksizin herkes için geçerlidir bu his dalgalanması, herkesin bam teline dokunmasını çok iyi bilir.

Eğer bu duygu boşluğunu hissediyorsak, şiir ile tanışmamışsak çok şey kaybediyoruz demektir hayatımızda…

Çaba göstererek, kendimizi zorlayarak bu dünyaya kendimizi adapte edebiliriz. Bunun çok farklı yöntemleri olsa da, en sağlamı yazma yöntemidir hiç şüphesiz ki…

Evet, kulağa ilk bakışta abes gibi gelse de şiir okumayan, şiir sevmeyen birinin bu duyguyu yakalamasının başındaki faktörlerden şiir yazmak.

Sadece bu profildeki kişiler için değil elbette, duygularını kâğıda dökmek isteyen ama başaramayan kesime yönelik de güzel bir kılavuz var önümüzde.. Sadece bunu gönülden isteyin başaramayacağınız hiçbir şey yoktur..

MEHMED AKİF ERSOY’un  konu üzerine bir sohbetteki yanıtı şudur:  ‘’Şiirin ilhamı azdır. Şiir çalışmakla uğraşmakla olur. Zannederler ki şair tabiat karşısında oturur, ilhamlarını toplar hemen kalemi eline alarak şiirini yazar. Hiç de öyle değildir…

Odaya kapanıp ter dökecek, düşünecek, yorulacak, uğraşacak. Yüz ter dökerek bir beyit meydana gelir. Ben manzaraları odama getirir orada kafa yorarım. Ter döker, dört duvar arasında şiirimi yazarım.

Ben şiir yazmadan evvel çok düşünürüm. Tam bir mühendis, tam bir mimar evvela düşünür…

Planını yapar, krokisini çizer, en sonra binaya başlar.. Tıpkı ben de öyleyim. Ben bir eser yazmadan evvel bütün mukaddematı hazırlarım.

Eserime nasıl gireceğim, ne neticeye varacağım… Bütün hayalimde kurarım. Ondan sonra yazmaya başlarım. İstediğim neticeye varırım.’’

Aynı dönemlerde yaşadığını söyleyebileceğimiz mayakovski de şiirin bir üretim olduğunu söylerken Mehmed akif’ den uzak sayılmaz.

Dönemin inançlısı ile materyalistinin şiir üzerine, şiirin nasılı üzerine söyledikleri birbirine yakındır..  Görmezden gelin, ses etmeyin, cevap vermeyin.. Sessizlik herkesi mahveder…  MAKALEM; her fırsatta çevremdekilere yazmayı tavsiye ediyorum.

Lütfen yazmayı benimseyin, yaşayanların yaşadıklarını, anılarını, tecrübelerini yazıya dökerek, hiç olmazsa bundan sonrası için çocuklarımıza mutlak ve gerçek bir tarihimizi bırakabiliriz…

Ve yine bir gerçektir ki, insanlık tarihi yazıya döküldükten sonra çok daha kalıcı ve etkin bir yaşama kültürünün oluşması somutlaşmıştır.

Oysa söz ya tamamen unutulur ya da eksik hatırlanır.. Yazmaktan çekinmeyin, sevginizi, hüznünüzü, karamsarlığınızı, neşenizi, an ve an sözlü olarak değil yazılı olarak anı, makale, ve bir çok edebi türde olduğu gibi duygu düşüncemizi kâğıda dökmeliyiz..                 ‘’YAZMAKTAN KORKMAYIN..’’

Halime AYTAÇ ERDOĞAN..

Share
828 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

#

‘’Yazmaktan  Korkmayın..’’     ” için 2 Yorum

  1. Fethullah Çelik : diyor ki:

    Ağzına yüreğine sağlık güzel düşünen güçlü bayan

  2. Selman çobab : diyor ki:

    Çok güzel, düşünceye sahipsiniz elleriniz dert görmesin kardeşim

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • “Uydurulan Din” Uydurukçularına Reddiye – 2

    18 Şubat 2018 Yazar Makaleleri

    Toplumumuzda anlatılan meşhur bir hikâye var: Adam, uzun süre görmediği askerlik arkadaşını ziyarete gider. Günün güzel yemeklerinden nohut yenildikten sonra sohbete başlarlar. Bir ara ev sahibi gayri ihtiyari gaz kaçırır. Batı toplumlarında ve Tıpça da bir rahatlama olarak normal görülen gaz çıkarma, her nedense bizde hoş karşılanmaz ve ayıplanır. Ev sahibi bu mahcubiyetle küçük oğluna bir tokat atarak “Ayıptır oğlum, bir daha yapma!” diyerek çocuğu azarlar. O günün çocukları bugünün çocukları gibi yetiştirilmediklerinden “ Ne vuruyor...
  • Yaşanılan Çağın En Etkili Hastalığı “EGO”

    16 Şubat 2018 Yazar Makaleleri

    Yaşadığımız çağın en büyük ve en etkili hastalığı EGO’dur. Freud’un sözüyle, “EGO, şahlanmış bir at üzerindeki şovalye gibidir.” EGO, bencilliğin anasıdır. Kişinin kendi çıkarını ve yaşamını göz önünde bulundurması durumudur. Kişi ve kişilerin rahatlığa ve doyuma ulaşması için her yolu mubah görmekte olanların durumudur. EGO sahibi insanlar, kendi hayatlarının her noktasında gereğinden fazla acılar ve omuzlarına gereğinden fazla yük bindirenlerdir. EGO, insan yaşamının her noktasında yıkıcı bir durum teşkil etmektedir. EGO, yaşanılan çağı...
  • Batman’da AK Parti ve Seçmenlerle İletişim…

    12 Şubat 2018 Yazar Makaleleri

    Siyasi görüşleri paylaşan kişilerin bir ülkenin yönetiminde söz sahibi olmak üzere kurdukları örgütlere Siyasi Parti denir. Tüm şehirlerde teşkilatlanarak örgütlenmelerini tamamlayan siyasi partiler ülke yönetiminde neden söz sahibi olmaları gerektiğiyle ilgili propagandalar yaparak bütün seçmenleri bilgilendirmek zorundadırlar. Kılcal damarlara kan taşıyan kalbin vücuttaki organları beslemesi  gibi siyasi partiler de sistematik olarak seçmene ulaştıklarında başarıya ulaşma şanslarını göreceli olarak artırmaya başlarlar. Hepimiz çok iy...
  • Bir Kazanın Ardından…

    11 Şubat 2018 Yazar Makaleleri

    Zamanla yaşanan tecrübeler insana çok şey öğretir. Halkını ve insanlığı düşünüp bu tecrübelerden ders alanlar; eksikliklerini tespit edip bu doğrultuda kanun ve yasalarını güncelleştiren halklar, ülkeler kalkınırlar. Ama maalesef toplum olarak da, devlet olarak da yaşananlardan dersler çıkarmıyor, canımız yanmadan ses çıkarmıyoruz. Her şeyin düzeltilmesini ve mükemmelliği devletten ve idarecilerden bekliyoruz. Ama devleti yöneten idarecilerin aramızdan çıktığını hep göz ardı ediyoruz. Evet, esas sorumluluk devleti idare edenlere aittir am...