logo

Uygarlık Açısından Felsefenin İşlevi..


Halime Aytaç Erdoğan
halimeaytacerdogan@hotmail.com

Uygarlık ile felsefe birbirine dayanan, dahası birbirine içeren iki oluşumdur.

Öyle ki, felsefeye yabancı bir uygarlıktan kolayca söz edilemeyeceği gibi, genel etkinlik alanında uygarlık, değer ve sorunlarına doğrudan ya da dolaylı yer vermeyen bir felsefe de düşünülmez.

Bunun tarihteki Grek dönemi ile Rönesans sonrası batı dünyasında bulmaktayız.

Bu bildirinin amacı uygarlaşma sürecinde felsefenin önemini belirtmek, özellikle eğim bağlamında yüklenmesi gereken işlevine açıklık getirmektir.

Ama konuya girmeden önce uygarlıktan ne anladığımızı kısaca ortaya koymakta yarar görmekteyiz.

Uygarlık doğal bir olay ya da oluşum değildir; toplumsal yaşamımızın bir ürünüdür. İnsan uygar olarak doğmaz, belli kültürel koşullar içinde uygarlaşır.

İnsanın doğal dayanımında biyolojik yapısının ve ‘’hayvansal’’ diyebileceğimiz içgüdülerinin yanı sıra potansiyel iki özelliğinden daha söz edilebilir: sevgi ve iyilik duyarlığı, anlaksal kavrama yeteneği yaşam ortamı bu özelliklerin gelişimine elverdiği ölçüde insan uygarlaşır, elvermediği ölçüde ilkelliğini korur.

İlkel kişi ya da toplum bencil dürtülerin ve tabusal koşullanmaların dar çemberindedir.

Uygarlaşma öncelikle korku ve tabuların aşılması, yeni değerlere açılmada öncü kişilerin etkileyici davranış örnekleri ortaya koymalarıyla olasıdır.

Pek çok soyut kavram gibi uygarlık kavramı da değişik, çoğu kez birbiriyle bağdaşmaz tanım ve yorumlara konu olmuştur.

Burada bu yorum ve tanımları tek tek ele alıp gözden geçirmek yerine,  önemli gördüğümüz kimi noktalara değinmekle yetineceğiz.

Değineceğimiz ilk nokta oldukça yaygın bir anlayışa ilişkindir. Buna göre, uygarlık teknolojide ileri bir düzeyde olmak demektir.

Bu görüş hem dar hem de yüzeyseldir. Dardır, çünkü teknoloji uygarlığın asal bir özelliği değildir.

Yüzeyseldir. Çünkü teknolojide oldukça ileri olan kimi toplumların evrensel değerlere ters düşen saplantıları, bu saplantılara koşut düpedüz ‘’barbarlık’’ diyebileceğimiz tutum ve eylemleri olmuş, olmaktadır. Bunun en yakından bildiğimiz örneklerini yüzyılımızda Nazi Almanyasıylastalin’ci ve mao’cu komünizm uygulamalarında bulmaktayız.

Kuşkusuz bu türden ideolojik tutumları çılgınlık diye bir tarafa itsek bile, tarihçiler arasında acaba kaçı, günümüzde teknolojinin tüm olanaklarıyla donanmış New york, Londra, Paris vb. metropollerinPericles dönemi atinasında daha uygar olduğunu söyleyebilir?

Değineceğimiz ikinci nokta, uygarlığın ne fanatizmi besleyen teokratik veya totaliler bir düzenle, ne de anarşistlerin hayallerindeki mutlak serbestlikle bağdaşır olduğudur.

Uygar yaşam tekdüzelik değil çok boyutlu özgür bir düzen; başıboşluk değil ‘’self-discipline’’ denen kendini denetleme sorumluluğunu içerir.

Şimdi sorulabilir: uygarlaşmanın vazgeçilmez koşulu saydığımız felsefenin yukarda sıraladığımız araç ve yöntem ne olmalıdır?

Bu soruyu kısaca şöyle yanıtlayabiliriz: araç geniş anlamda eğitimdir; yöntem nesnel ve eleştirel yaklaşımdır. ‘’geniş anlamda eğitim’’ diyoruz, çünkü sıradan anlamın da eğitim okullarda izlenen öğretim etkinliği demektir.

Buna göre eğitim bireyi ders programlarıyla çerçevesinde bilgi veya beceriyle donatma, topluma uyumlu bir kişi olarak kazandırma sürecidir.

Oysa eğitimi bilgi, beceri ve uyumlu davranışla sınırlı tutarsak, ister istemez, bireyin ufkunu daraltmış ilgileri doğrultusunda anlaksal ve imgesel potansiyelini geliştirmesine yeterince olanak tanımamış oluruz.

Bilgi, beceri ve sosyal uyum kazandırma. Eğitimden beklenen işlevlerdir, kuşkusuz; ama daha önemlisi bireyin eğitim ve yetenekleri doğrultu-sunda gelişme olanağı bulmasıdır.

Öyle bir olanak, öncelikle yerleşik inanç ve görüşleri, hazır bulduğumuz ya da bize yüklenmek istenen öğretileri irdelemeye elveren.

Yeni anlam ve değer arayışlarına açık bir kültürel ortamla olasıdır. Bildirimi genç arkadaşlara yönelik bir çağrıyla noktalamak istiyorum.

Sanat, felsefe ve bilim bileşkesinin yaktığı uygarlık meşalesini elinizden düşürmeyin, aydınlık geleceğe istençli yürüyüşün coşkusunu yaşayın.!

Halime AYTAÇ ERDOĞAN

Share
1005 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Batman Her Yerde Okumalı…

    17 Ekim 2018 Yazar Makaleleri

    Kendini ifade etmek,  iletişim sıkıntısını gidermek için KİTAP OKUMAK güvenli bir limana sığınmaya benzer. Adeta bir mahşer alanına dönüşen sosyal medyanın toplumun büyük bir çoğunluğu tarafından kullanılmasıyla birlikte kitap okuyan kişi sayısında büyük bir azalma olduğu, gün gibi ortadayken daha fazla kitap okunması için ciddi bir çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Oluşan bu ihtiyacı gidermek için Batman Valiliği Batman Her Yerde Okuyor kampanyasını başlatarak ciddi bir farkındalık çalışması ortaya koymuştur. Kitap okumanın zevki ve fa...
  • Öğrenciler Hayvan Bakım Evini Ziyaret etti

    17 Ekim 2018 Gündem, Tüm Manşetler, Yaşam, Yazar Makaleleri

    Batman Belediyesi Hayvan Bakım Evi, 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü dolayısıyla yüzlerce öğrenciyi 1 hafta boyunca gerçekleştirilen etkinliklerde hayvanlarla buluşturdu. Batman’da eğitim veren okullardaki öğrencilerin, 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü dolayısıyla Batman Belediyesi Hayvan Bakım Evi’ne gerçekleştirdikleri ziyarette, çocukların hayvanlarla birlikte vakit geçirmesine ve sokak hayvanları hakkında bilinçlendirilmelerine katkı sağlandı.  4 Ekim Hayvanları Koruma Günü dolayısıyla Bahçeşehir Koleji, Karşıyaka Anasınıfı, Temel ...
  • Papazı Çok Mu Sevdik?

    16 Ekim 2018 Yazar Makaleleri

    Öyle ya papazın tutuklu kalmasına da isyan ediyorduk, Amerika’ya gönderilmesine de çoğumuz isyan etmektedir. Oysa Papaz bize çok pahalıya mal olmuştu? Bizimle birilerinin çok methettiği batı arasında önemli özelliklerden biri de: demokrasinin geliştiği iddia edilen ülkelerde siyasiler, halk için vardırlar ve halka hizmet ettikleri oranda rağbet görürler. Halk, ülkenin ve toplumun hak ve çıkarlarını tüm siyasilerden ve ideolojilerden üstün görür. İnsanların ayrıştırıldığı bizim gibi toplumlarda da insanlar; çoğu zaman kör bir bağnazlıkla b...
  • Başkan Adayları Kim?

    16 Ekim 2018 Yazar Makaleleri

    2019 yılının Mart ayında yapılacak olan yerel seçimler için zaman gittikçe daralıyor. Tabi zaman daraldıkça partilerde aday isimlerini belirlemek için hummalı çalışmalar yapılıyor ve bu da seçmenler nezdinde daha çok merak konusu oluyor… Tabi yerel seçimlerde her ne kadar aday isminin seçimi kazanmak için son derece önemli bir kıstas olarak kabul edilse bile, aslında gösterilen adayın toplum ve seçmen üzerindeki etkisinin, parti oylarını artırıp ya da düşürebileceği de bilinen bir gerçektir… Yerel seçimlerde Batman merkezini ele aldığı...