gap başlık

logo

TOP VE OYUNDA KALDIĞI SÜRE


Mehmet Said Baymaz
msaid@hotmail.com

Keyifli bir futbol seyri için olmazsa olmazlardan biri şüphesiz topun daha çok oyunda kaldığı müsabakalardır.

Birçok ülke, altyapıdan başlayarak topu daha çok ayağında ve oyunda tutacak teknik ve fiziki donanıma sahip futbolcuları yetiştirmektedir.

Topun oyunda daha fazla kalması için teknik/taktiksel beceri kadar fiziksel bir üstünlük de gerekmektedir.

Çünkü 90dk’nın büyük bir bölümünde topun oyunda olması demek, ekstra efor ve güç gerektirmektedir.

Tüm bunlara bütünsel bir futbol felsefesi çerçevesinden baktığımızda; hızlı oynanan, topu mümkün olduğunca sahada tutan bir anlayış ortaya çıkmaktadır.

Şüphesiz bu tür bir futbol, seyir zevkini olabildiğince doruğa çıkaran ve sonucun daima değişebileceği heyecanlı maçları izleyicilere sunmaktadır.

Ne yazık ki ülkemizde hiçbir futbol maçı yeterli sürelerde oynanmıyor. Maçların sonuna eklenen 3 – 5 dakika da bu kayıpları kapatmaya yetmiyor.

Bunun çeşitli nedenleri var ama en yaygın olanları bir kaç tane sayacak olursak

(1) Hakeme itirazla kaybedilen zaman,

(2) Gol sevincinin uzamasıyla kaybedilen zaman,

(3) Sakatlık bahanesiyle yerde yatmalar Taç, frikik, korner, kale vuruşu, faul, ve benzerleri gibi.

Hakemlerin aşırı konuşulduğu bir lig olmamız nedeniyle;  baskı altında hakemlerin maçları kontrol altına alma yöntemleri de maalesef oyunu sık sık durdurmak oluyor.

Yurt dışından gelen yabancı oyuncular bile çok kısa sürede bu çarkın içine giriyorlar ve kimsenin yerden kalkmadığı maçlar izleten düzenin kolaylıkla parçası oluveriyorlar.

“Topun oyunda kaldığı süre” istatistiğinde Türkiye Süper Ligi, Avrupa’da Şampiyonlar Ligi ve UEFA Avrupa Ligi’nin de eklendiği listede ancak 20. sırada yer alıyor. Süper Lig’de bu sezon oynanan maçların ortalaması alındığında top 49,41 dakika (%54,9) oyunun içinde kalıyor.

Ligimiz, bu istatistikler ışığında Avrupa’nın 5 büyük ligi Almanya, Fransa, İtalya, İngiltere ve İspanya’nın gerisinde kalırken; Macaristan, Belarus, Finlandiya, Slovakya ve Slovenya gibi futbola az yatırım yapan ülkeleri de geçemiyor.

Sorun şu ki futbol, hayat gibi dinamik.

Hatta doğrudan üstünlük kurma çabası olduğu, doğasında rekabet barındırdığı için çok daha dinamik. Herhangi bir sporu yirmi yıl öncesi ile kıyaslayın.

Atletizmde derecelerin gelişimine bakın. Teniste topun hızına, düştüğü yerlere…

Takım sporları için, yirmi yıl önce kafanızda efsaneleştirdiğiniz o takımların oyununu arşivden maçlar yayınlayan kanallardan bir daha izleyin isterseniz.

Ne kadar yavaş ve yavan geliyor değil mi ?

Oyuncular hızlanıp güçleniyor. Oyun daha karmaşık, daha dinamik hale geliyor.

Ve eğer bu gelişimi takip etmezseniz, en iyi olduğunuz bir dönemde bile çok kısa sürede geride kalırsınız.

Dünya genelinde takip etmemiz gereken bir ‘futbol metası’ var. Buna uygun hareket etmediğimiz takdirde demode kalırız.

Bu nedenle en başta TFF olmak üzere, ülke futbol stratejimizi, felsefemizi ortaya koymalı ve buna uygun uygulama/programlarla altyapılardan ve onları eğitecek olan teknik direktörlerden başlayarak bu felsefenin yerleşmesini sağlamalıyız.

Böylelikle topun oyunda daha fazla kaldığı, dinamik, statta ve ekran başında seyir zevki veren müsabakalarla liglerimizin marka değeri yükselecek, kulüp başarıları uluslararası seviyede karşılığını alacaktır.

Ayrıca Avrupa’ya gönderdiğimiz futbolcuların oralardaki futbol kültürüne uyum hızı artacaktır.

Share
1204 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DEVLETİN SICAK YÜZÜ – BATMAN AÇSHM…

    07 Mart 2021 Yazar Makaleleri

    Devletin sosyal yardım hizmetlerinin hak sahiplerine ulaştırılması, halkın ihtiyaçlarının belirlenerek buna yönelik politikalar üretilmesi, yaşam kalitesinin artırılması, tedbir ve tedariklerle bu sürecin yürütülmesi, kamusal araçları doğru bir şekilde yönetmekle mümkün olabilir. İkinci maddesiyle birlikte Anayasamız kapsamlı sayılabilecek bir sosyal haklar kataloğuna sahiptir. Ancak geçmişte yapılan bazı ekonomik ve sosyal hatalar, bu hükmün ve bu hükme bağlı katalogların uygulanmasını sınırlandırmıştı. Geçtiğimiz hafta Batman Gap Gazete...
  • DEVLETİN ŞEFKAT YÜZÜ – BATMAN İL SYDV…

    01 Mart 2021 Yazar Makaleleri

    Bir kurumun kendisini temsil etme ve tanıtmasında kurum kimliğinin büyük rolü bulunmaktadır. Kurumsal imaj ise bu süreçte çok önemli değerleri içinde barındırmaktadır. Kurumsal imaj oluşturulurken vatandaş ile duygudaşlık kurulması, onların düşünce ve eleştirilerine önem verilmesi, güçlü ilişkilerin oluşturulması büyük önem taşımaktadır. Bu kapsamda kamu kurumları, vatandaşın devlet kurumlarına güven konusunda üstlendikleri rolü doğru bir şekilde yürütmelidir. Geçtiğimiz hafta Batman Gap Gazetesi başyazarı Mansur Obut’la birlikte Batman i...
  • YENİ ANAYASA…

    26 Şubat 2021 Yazar Makaleleri

    Anayasa; Toplum düzenini kurallara bağlayan yasama, yürütme ve yargılama erklerinin nasıl kullanılacağını gösteren, bütün kanunların anayasaya uygun olacağını ve Devletin devamlılığını sağlayan temel kaynaktır. Normlar hiyerarşinin tepesinde olan anayasa da ilerleyen zaman dilimi içerisinde olumlu veya olumsuz birçok sorun vuku bulduğunda küçük değişiklikler söz konusu olabilir. Ancak tümden değişimi darbe ve benzeri olaylar neticesinde gerçekleşebilir. Son zamanlarda anayasa askıya alınıp ve anayasa da karşılığı olmayan KHK yönetimi s...
  • BATMAN NORMALLEŞMEYE HAZIR…

    23 Şubat 2021 Yazar Makaleleri

    Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın il bazındaki ‘normalleşme’ adımlarına yönelik açıklamalarının ardından Batman olarak heyecanlandık. Heyecanlandık çünkü il olarak tedbir ve kısıtlamalara gösterdiğimiz hassasiyet, vaka sayılarında ki düşüş, normalleşme hızında bizi diğer illere göre daha avantajlı hale getirmiştir. 1 Mart’tan itibaren başlayacak olan ‘yerinde karar’ sistemiyle birlikte mevcut vaka sayısındaki düşüşümüzü muhafaza edersek, Batman il hıfzıssıhha kurulu kararıyla birlikte kademeli olarak normalleşme sürecine başlaya...