logo

Referandum ve Ardındaki Akıbet


Fazıl Sezer
fazilsezer@hotmail.com

16 Nisan referandumuna doğru zaman hızla akıp giderken, toplumun çoğunluk olarak vereceği karar, aslında insanlığın ve bizlerin geleceğine de önemli bir şekilde yön verecektir.

Peki, 16 Nisan referandumu neden bu kadar önemli ve ne anlam taşıyor?

Türkiye için bir dönüm noktası konumunda olan 16 Nisan referandumu, aslında ümmet için de bir dönüm noktası, onun da ötesinde insanlığa bir asırdır dayatılan tek tipçi köleleştirme zihniyetine karşı, Anadolu insanının vereceği cevap ve insanlığın geleceğine adeta yön verecek bir kesin tavırdır.

Bu belki de biraz abartı gibi gelebilir, ancak mevcut tabloya genel bir bakış ile bakıldığında, aslında bir abartı olmadığının görülmesi, o kadar da zor değil.

Hak ve batıl savaşının Adem (A.S) döneminden günümüze kadar devam eden bir mücadele olduğu gerçeğinden yola çıkacak olursak, kıyamete kadar da bu mücadelenin devam edeceğini her akıl sahibi insan, bilmekte idrak etmektedir.

Hak ve batıl,  doğru ve yanlış adına ne derseniz deyin bu gün dünyada var olan tüm zulüm ve mezalimler, bir kesimin hak etmediği halde bir başka kesimin hak ve hürriyetini gasp etmesi, kendi tahakkümünü kurmaya çalışmasıyla ortaya çıkan, batıl ve yanlış durumun ta kendisi değil midir?

Dünya düzenini kurma ve koruma adı altında kurulan düzen ve oluşumlar, bu gün dünya genelinde var olan zulümler karşısında, güçlüden yana tavır alan mazlumu görmezden gelen bir yapıya bürünmüş, bir durum değil midir?

Dünya ölçeğinde gerçekleşen bu zulümden, her millet bir şekilde kendisine düşen payı, duruşuna ve tavrına göre yaşamaktadır.

Kurulmuş olan küresel düzen ile oluşan zulüm ve mezalim, insanlığın büyük bir bölümünü ezerken, bir avuç zalimin hükümranlığını perçinleştirmekte.

Dünya ve insanlık bu durum içinde ezilirken, düzen ve düzen yandaşları, duruma itiraz eden ya da itiraz etmeye kalkışan her yönetim ve yöneticiyi, her türlü yolu ve yöntemi mubah görerek susturma, gerekirse yok etme yoluna gitmekten geri durmuyor.

Durum son 2 asırdır aleni bir şekilde ortada iken ve artık gerçekleri gizleme ihtiyacı bile hissedilmemekte iken, duruma boyun eğmek, yaşanan züllüme dur denilecek durum ve tavır içinde olmamak, aslında günümüz modern köleliği kabullenmekten başka da bir şey değildir.

Zulüm düzenini kuran ve sürdüren küresel zalimler, sömürülecek ve modern köle haline getirecekleri millet ve ulusların içinden, kendilerine hizmet edecek uşaklarının ağzına çaldıkları bir parmak bal karşılığında, o uşaklar halklarına ve ülkelerine maalesef ihanet etmekten geri durmamaktadır.

Evrensel hak ve özgürlüklerin yok sayıldığı her düzen, zulüm ve kölelik düzeninden başkada bir şey değildir.

Evrensel hak ve özgürlüklerin dışında yer alan, her kural ve dayatmanın yanında yer alanlar, zalimlerin taraftarlığını ve sistemlerinin devamına katkı sunmaktadırlar.

Zalimler kurdukları zulüm düzeninin devamı için, her yolu mubah görürken, düzenlerini yıkmaya yönelik her hareketi ve kesimi, yalanlarıyla ve kurmaya çalıştıkları yalan düzenlerle, hakkı ve doğruyu savunanları karalamaya bertaraf etmeye çalışırlar.

Sapla samanın karıştığı böyle bir günde, hak ve hakikati ile doğru olanı savunanın kim olduğuna karar vermek için tarafların insanlık adına geçmişte yaptıkları hizmetlere bakmak yeterli olacaktır.

Söylemi ve icraatı birbirini tutmayanların, bizi kandırmaya yönelik yalancı taifesi oldukları görülecektir.

Hayatı boyunca insanlık için hayırlı bir iş yapmamış olanların söylediği sözler ve vaatleri bilinmelidir ki, ancak ve ancak insanlığı kandırmaya yöneliktir.

Ve bize yol gösteren hadisler arasında yer alan ‘bizi aldatan bizden değildir’ hadisi ile sabittir ki, o yalancılar ve taraftarları insanlığın üzerine karabasan gibi çökmüş olan zulüm sisteminin devamından yanadırlar.

Bilmemiz ve unutmamamız gereken bir başka nokta ise, yalancı tayfasının yalanlarını bir gerçek ardına saklayarak insanları kandırmaya çalışmalarıdır.

Bu gün yine bizim ve insanlığın geleceğine yön verecek, çocuklarımızın ve torunlarımızın yarınlarını şekillendirecek olan, bir karar verme arifesindeyiz.

Bir asırdır bu topraklarda dayatılan düzenin adaletinden ve dayatmalarından memnun olanlar, düzenin devamı için kendi kararlarını verecekler ve doğal olarak değişime karşı duracaklar.

Yapılan hak ihlallerine ve zulme dur demek isteyenler, evrensel şer odaklarının her türlü düzenine dur demek isteyenler, değişimden ve hizmetten yana doğal olarak tavır alacaklar.

Kısacası unutulmamalıdır ki, bir avuç menfaat karşılığı, zulümden yana tavır alacakların, aslında çocuklarının ve torunlarının modern köleliğine hüküm vermiş olacaklar.

Yüce Allah kutsal kitabı Kur-an’ı Kerim’in RA’D Suresinin 11. ayetinde Türkçe Mealen belirttiği gibi “Bir kavim kendini değiştirmedikçe Allah o kavmin durumunu değiştirmez.”(Ra’d:11)

O zaman bize düşen batıl ve zulmün karşısında, hak ve doğruluğun yanında yer alacak şekilde, değişikliğe gücümüz oranında destek vermektir.

Aynı şekilde atalarımızdan bize intikal eden atasözünde dendiği gibi, ‘ne ekersen onu biçersin’ yani ne ekersek onu biçeceğiz, yani biz bu gün ne karar verirsek, biz, çocuklarımız ve torunlarımız ona maruz kalacağız, kalacaklar.

Karar sizin vesselam.

Fazıl SEZER

 

Share
1531 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kaybolan Yıllar Ve Tehlikede Olan Gençlik…

    25 Şubat 2018 Yazar Makaleleri

    Batman’ın işsizlik sorununa ve istihdamına büyük katkı sağlayacak olan ikinci organize sanayi bölgesi yıllardır maalesef bir türlü bitirilemedi. Arazi sahiplerinden bazıları ile yaşanan sorun ve bu sorunun yargıya taşınmasıyla bu sürecin uzamasına neden olduğunu biliyorum. Bu sorun çözülse bile alt yapı hazırlıkları, parsel çalışmaları, elektrik, su, yol vs. gibi kapsamlı bir organize sanayinin devreye girmesi en az 2-3 yılımızı daha alacak… Bu da maalesef Batman’ın kaybolan yıllarına mal olacak… Yine Gültepe köprülü kavşağı da uzun...
  • “Uydurulan Din” Uydurukçularına Reddiye – 2

    18 Şubat 2018 Yazar Makaleleri

    Toplumumuzda anlatılan meşhur bir hikâye var: Adam, uzun süre görmediği askerlik arkadaşını ziyarete gider. Günün güzel yemeklerinden nohut yenildikten sonra sohbete başlarlar. Bir ara ev sahibi gayri ihtiyari gaz kaçırır. Batı toplumlarında ve Tıpça da bir rahatlama olarak normal görülen gaz çıkarma, her nedense bizde hoş karşılanmaz ve ayıplanır. Ev sahibi bu mahcubiyetle küçük oğluna bir tokat atarak “Ayıptır oğlum, bir daha yapma!” diyerek çocuğu azarlar. O günün çocukları bugünün çocukları gibi yetiştirilmediklerinden “ Ne vuruyor...
  • Yaşanılan Çağın En Etkili Hastalığı “EGO”

    16 Şubat 2018 Yazar Makaleleri

    Yaşadığımız çağın en büyük ve en etkili hastalığı EGO’dur. Freud’un sözüyle, “EGO, şahlanmış bir at üzerindeki şovalye gibidir.” EGO, bencilliğin anasıdır. Kişinin kendi çıkarını ve yaşamını göz önünde bulundurması durumudur. Kişi ve kişilerin rahatlığa ve doyuma ulaşması için her yolu mubah görmekte olanların durumudur. EGO sahibi insanlar, kendi hayatlarının her noktasında gereğinden fazla acılar ve omuzlarına gereğinden fazla yük bindirenlerdir. EGO, insan yaşamının her noktasında yıkıcı bir durum teşkil etmektedir. EGO, yaşanılan çağı...
  • Batman’da AK Parti ve Seçmenlerle İletişim…

    12 Şubat 2018 Yazar Makaleleri

    Siyasi görüşleri paylaşan kişilerin bir ülkenin yönetiminde söz sahibi olmak üzere kurdukları örgütlere Siyasi Parti denir. Tüm şehirlerde teşkilatlanarak örgütlenmelerini tamamlayan siyasi partiler ülke yönetiminde neden söz sahibi olmaları gerektiğiyle ilgili propagandalar yaparak bütün seçmenleri bilgilendirmek zorundadırlar. Kılcal damarlara kan taşıyan kalbin vücuttaki organları beslemesi  gibi siyasi partiler de sistematik olarak seçmene ulaştıklarında başarıya ulaşma şanslarını göreceli olarak artırmaya başlarlar. Hepimiz çok iy...