gap başlık
izgi-otel-yeniii-2

logo

Maneviyatın Kanseri Gıybet


Fazıl Sezer
fazilsezer@hotmail.com

Günümüzün toplumsal hastalığı ve kanser gibi toplumu saran büyük sorunlara neden olan gıybet günümüz insanı için sıradan bir davranış halini almış olması toplumun iman ve ahlaki yönden ne derece yozlaşmaya hızla gittiğinin açık bir örneği maalesef.

İman edenler açık ve net bir şekilde bilirler ki Allah ve Resülü bir konuda hüküm vermişse iman edenlerin bu hükme uyması farzdır aksi bir durum insanı helaka götüren bir tercih olur.

Peki, günümüz insanı bu konuda ne kadar duyarlı, bunun kararını vermek yerine kişi ilk önce kendini sorgulamalı, çok rahat ve kolay bir şekilde başkalarının arkasından gıybet yapmanın kişiye hiçbir şey kazandırmadığı gibi, onu kötülüğün bataklığına doğru hızla çektiğini idrak etmesi gerektiğini unutmamalı.

Gıybet konusunda Yüce Allah Kur-an’ı kerimde Nisa, Hucurat ve Hümeze sürelerinde insanı açıkça uyarıyor.

Gıybet Hakkında Kur-an’ı Kerim’de Nisa/148: Allah, zulme uğrayanların dışında, çirkin sözün açıkça söylenmesinden hoşlanmaz. Allah her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla bilendir.

Yine Gıybet Hakkında Kur-an’ı Kerim’de Hucurat/ 12: Ey iman edenler! Zannın birçoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerini arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz O halde Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.

Ve Gıybet Hakkında Kur-an’ı Kerim’de gıybet yapanları bekleyen akıbeti haber veren Hümeze/ 1: Mal toplayıp onu tekrar tekrar sayan, insanları arkadan çekiştirip, kaş göz hareketleriyle alay edenlerin (hümeze ve lümezenin) vay haline!

Yine gıybet konusunda sahabelere konunun önemini ve kapsamını anlatan Hz. Peygamber gıybet yapanların ve insanların şerefine söz söyleyenleri bekleyen azabı bize nakleden sahabetlerden öğreniyoruz.

Gıybet hakkında Hadis-i Şerifi nakleden Hazreti Ebu Hüreyre radıyallahuanh anlatıyor:

  • “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Gıybetin ne olduğunu biliyor musunuz?”
  • Sahabe “Allah ve Resûlü daha iyi bilir!” dediler.
  • Bunun üzerine Hz. Peygamber
  • “Birinizin, kardeşini hoşlanmayacağı şeyle anmasıdır!” açıklamasını yaptı.
  • Orada bulunan bir adam: “Ya benim söylediğim onda varsa, (Bu da mı gıybettir?)” dedi.
  • Peygamber Aleyhissalatu vesselam: “Eğer söylediğin onda varsa gıybetini yapmış oldun. Eğer söylediğin onda yoksa bir de bühtanda (iftirada) bulundun demektir” diye buyurdular…

* Hazreti Enes radıyallahuanh anlatıyor:

–  “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Mirac gecesinde, bakır tırnakları olan bir kavme uğradım. Bunlarla yüzlerini (ve göğüslerini) tırmalıyorlardı. “Ey Cebrail! Bunlar da kim?” diye sordum.

– Cebrail (A.S.) “Bunlar, dedi, insanların etlerini yiyenler ve ırzlarını (şereflerini) payimal edenlerdir.”

Kur-an’ı Kerimde geçen ayetler ve bize ulaşan hadislerden de anlaşıldığı gibi gıybet insanı helaka götüren bir durum, hal böyle iken akıllı insanın hala gıybete devam etmesi sağlıklı olmadığının tabiri caiz ise tedavisi çok zor olan kansere ruhunun yakalandığını söylemek sanırım durumun vahametini anlatmaya yetecektir.

Her insan kendi durumunu ve gidişatını Hz.Mevlana’nın güzel sözlerinde belirttiği birkaç cümleden yola çıkarak

Aciz insan ŞİKAYET eder,

Asil insan İDARE eder,

Basit insan İFTİRA eder,

Sabırlı insan AZİM eder,

Şükürsüz insan BEDDUA eder !!

Kendi durumunu bilebilir.

Vesselam…

Fazıl SEZER

Share
4578 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ANADOLUDA TEK YÜREK OLMUŞ EVLATLAR…

    16 Ekim 2019 Yazar Makaleleri

    Küresel sistemin baş yapıcıları, Genelde Mezopotamya coğrafyasında özelde ise Suriye’de oluşturmaya çalıştıkları tehlikeli projelerle kendilerine kalıcı bir alan oluşturmaya çalışırken, Ülkemizi de güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya bırakabilecek bir süreci olgunlaştırma peşindedirler. Anlaşıldığı kadarıyla küresel sistemin baş yapıcıları amaçlarının sonucuna toplumun kardeşlik bağının ve kültürel değerlerinin parçalanması ile ulaşabileceklerini öngörmüşlerdir. Yaşadığımız toprakların asli kurucuları arasında en önde yer alan ve kurtuluş...
  • BATMAN’DA SİYASİ ACEMİLİK VE BÜROKRASİ…

    10 Ekim 2019 Yazar Makaleleri

    Millete hizmet etmek üzere atanan bürokratları eleştirmemiz gerekiyorsa vicdan hukuku çerçevesine dikkat ederek ve doğruları yerine koyarak eleştirmeliyiz. Eleştiriler, insani ve ahlaki kurallar çizgisinde yapıldığında ve sınırları saygı ile örüldüğünde elbette ki toplumun istifade edebileceği genel bir davranış halini alır. Hatta eleştiriler vicdan çizgisinin istikametine uyularak sırf bir hatayı bertaraf etmek için yapılıyorsa belki de dua nispetindedir. Ancak sırf siyasilerle farklı çalışma kültürüne sahip olunduğu için ya da fikir ...
  • ANALARI KİM AĞLATIYOR?

    10 Ekim 2019 Yazar Makaleleri

    Suriye’ye yapılacak bir operasyondan önce yazmayı düşündüğüm bu yazıyı, içinde bulunduğum şartların verdiği yorgunluk ve biraz da tembellikten olacak ki ancak kaleme alabildim. Evet, anaları kim ağlatıyor? Herkes “Analar ağlamasın” diyor” ama hiç kimse, anaların ağlatılmasında kendilerinin veya desteklediklerinin ne kadar payı olduğunu hiç sorgulamıyor. İlginçtir ki en çok da “Analar ağlamasın” diyen bazıları, en çok anaları ağlatmaktadırlar. Ayrıştırıcı ve kavgacı dil kullanan siyasilerin, Anaların ağlatılmasında büyük payları var. Si...
  • ANLAMSAL DOLGUNLUK..

    08 Ekim 2019 Yazar Makaleleri

    Bir şeyi kırk kez söylediğimizde dilediğimiz o şey gerçekten de olur mu? Bizi koşullu şartlanmaya götüren kişisel telkinimiz bir yana dursun, bir kavrama sürekli odaklandığımızda o kavramın anlamını anlık olarak yitirmemiz olası. Bir şeyi kırk kez söylediğimizde, bilgisayarda yazı yazarken bir sözcüğe uzun süreli takılıp kaldığımızda ya da “burada şu sözcük kullanılsa anlam bütünlüğünü daha iyi sağlar,” düşüncesine daldığımız sırada gerçekleşen bu bilişsel olgu anlamsal doygunluk olarak tanımlanıyor. Şöyle düşünelim, odaya girdik, içeride alışı...