logo

Kendinizi Keşfetmeye Başlayın ve Kimseleri Küçümsemeyin


Mehmet Kızılkaya
mehmetkizilkaya@batmangapgazetesi.com

Hayatta alacağınız en büyük ders şu olmalıdır:

Hayatınızın hiçbir alanında hiçbir şeyi ve hiçbir kimseyi küçümseme yoluna girmeyin.

Kendi kendimizin kişilik elbisesini değil de, başkalarının fikirlerini, düşüncelerini, davranışlarını taklit ederek, onların kişisel olan özelliklerini bir elbiseymiş gibi üstümüze giyinip öylece bir yaşam sürdürmeye çalışıyoruz. Bu durumda da bizlere ait olmayan elbiseler daima dar ya da bol gelmektedir.

Giydiğimiz bu elbiseler bir türlü bizlere uymuyor ve içerisinde rahat edemiyoruz. Yaşam boyu sürekli olarak sıkıntılar verir durur. Lakin ne yazıktır ki; bizlerin yaşamını darlaştıran ve sıkıntılara yol açan bu elbiseleri çıkartmaya çekiniyoruz.

Ne yazıktır ki; bir sürü insan da kendi yaşamlarını üzerlerine tam oturmayan bu elbiselerle tamamlıyorlar. Böylesi insanlar, hiçbir zaman kendileri olamadan, bunu bir an olsun bile düşünmeden kendi yaşamlarına nokta koyuyorlar.

Çünkü çok derin bir yanılsamanın içerisindedirler. Yaşadıkları hayatı kendi istedikleri gibi değil, başkalarının istediği gibi yaşamaya çalışıyorlar. Kendi yaşamlarını böylece içi boş bir hayata çeviriyorlar. Bu yüzden de daima mutsuz olur dururlar.

Hayatlarının anlamının derinliğine ulaşamıyor aksine düşünmüyorlar bile. Hayat felsefeleri “Az bilen mutludur.” der dururlar. Oysa ki az bilen insanın mutluluğu, sadece bir yanılsamadan ibarettir, çünkü o yaşamın anlamını merak bile etmemektedir, gerçek olan mutluluğa bile hiçbir zaman ulaşamaz.

Böyle insanlar kendileri saydıkları şey, aslında hiç de kendileri değildir; kendi vücutların da bir santimetre bile kendilerinden oluşmamaktadır.

İnsanın kendisi olabilmesi için, öncelikle başkalarının elbiselerinden, düşüncelerinden ve fikirlerinden soyulması gerekir. İşte tam da o zaman hiçten kendisini oluşturmaya doğru giden yeni bir süreç başlamış olacaktır.

Amerikalı yazar ve şair olan Charles Bukowski’nin güzel bir sözü var: “Bazen kendine gelmen için başkalarından gitmen gerekir.”

Kendiniz olabilmeniz için, başkalarının o üzerinize tam olarak oturmayan elbisesinden soyunup kurtulmanız gerekir.

İnsanların kendileri olabilmeleri sürecine girebilmeleri için, yapmaları gereken ilk şey, o kişilerin kendilerine soyunmalarıdır. İnsanın kendisine soyunması, kendisiyle her zaman yüzleşmesi ve kendisini sorgulamasından geçer.

İnsanların kendileri hakkında yanlış görüşleri hayat tarafından her zaman yalanlanır, yani insan bir noktaya geldiği zaman gerçeklik duvarına çarparak adeta dağılır. Bu kaçınılmaz bir sürecin adıdır. İnsan, ne yapacağını bilemez bu noktada. Adeta durgunlaşır. Kendisini hayatın akışına bırakacak enerjiden bile yoksundur.

İnsan kendisinden kaçmak için, ilk fırsatta bulduğu bir gruba katılır ve onun içerisinde kendi özgün ruhunu yok eder. O grubun elbisesini giyer, ama o elbise, kendi özgün ruhunu içsel dünyasını keşfetmediği için onlara ya bol ya da dar gelir.

İnsan, grubun içerisinde kendisini ifade edemez çoğu zaman. Özellikle yaygın olan kültürlerde birey, grupların katı kuralları altında denetim altına alınır ve özgür düşünceleri ve de özgün kişilikleri yok edilmeye çalışılır.

İnsan, kendi elbisesini kendi biçmelidir, böylece üzerine tam olarak oturan bir elbise giyinebilir. Başkalarının sizlere biçtiği elbiseyi giyerseniz, kendi değerlerinizle değil başkalarının değerleriyle yaşamış olursunuz.

Hayatınızdaki en önemli şeylerden bir tanesi şu olmalıdır:

Hiçbir şeyi ve hiçbir kimseyi küçümsemeyin.

Her şeyi değerlendirin, düşüncenizi ortaya koyun, her şeyi analiz edin, lakin kimseleri küçümsemeyin, yok saymayın, hiç kimseyi önemsiz kılmayın. Bu hayat felsefeniz olsun. Bir düşünceye, bir fikre katılmazsanız bile onu önemsizleştirmeyin, yok sayarak küçük düşürmeyin. Aynı şekilde de fazla önemseyip de fazla değer vermekte doğru değildir.

Kendinizi gelişim noktasında yükselen yolu tercih edin. Başka insanlarda bundan etkilenerek yükselen yolu tercih edebilirler. Ama öncelikli olarak, başkalarını değil kendinizi geliştirmeniz olmalıdır.

Çünkü başka insanları değiştirmeye çalışan insan, kendisini gözden kaçırır ve kendisine sanki mükemmelmiş gibi bir misyon biçer durur. Unutulmamalıdır ki; bireyin gelişimi toplumu da etkiler.

Öyle ya görünen şudur ki, insan hayatı birbirini aşağılamakla, yok saymakla, küçük görüp küçük düşürmekle ve başkalarının yaptıklarını her daim eleştirip küçümsemekle geçmektedir.

Bizlerin yapamadığı bir şeyi, başkaları yaptı diye eleştirir ve o yapılan şeyi değersizleştirmek için her türlü oyunu oynar dururuz. Böyle yaptıkça kendimizin yüceldiğini ve bizlerin kazandığını düşünür dururuz.

Bizler, insanlık olarak adeta ukalayız hem de gerçek yüzümüzü gösteren aynaya hiç bakmamacasına. Sürekli başkalarına saldırıyor, eleştiriyor, kötülüyor, küçük düşürüyor ve onları durmadan yargılıyoruz. Ama bizler ne yapıyoruz, neredeyiz, yaşadığımız hayatın içerisinde bizler ne ifade ediyoruz diye bir an olsun düşünmüyoruz.

Unutmayın!

Olgun ve mükemmel insanlar başkalarını değil, kendilerini yargılayan insanlardır.

Kibriniz suretinizde ne kadar az yer kaplarsa, o kadar çok büyür ve yücelirsiniz.

Çoğu insan kendisini, olası olan kendisini içindeki en iyi kendisi olduğunu düşünür durur. Bu da bir yanılsamaya yol açmaktadır: İnsan kendisini olduğundan daha farklı, daha üstün, daha büyük ve daha olgun görür.

Oysa kendisinden memnun olan insan, ileriye değil, geriye doğru giden insandır. İnsan, kendisini en ileri noktaya ulaştığını düşünürse, onda da bir çöküş kaçınılmazdır. Her geçen gün biraz daha eriyerek, kendisini bitirme noktasına getirecektir.

Oysa ki, insan sınırsızdır. Kendisini hep geliştirmeye, eleştirmeye ve yenilemeye doğru yönlendirdiği vakit, var olduğu sandığı dar sınırlarının ufuk çizgisine doğru nasıl geliştiğini de en iyi şekilde görüp yaşamış olacaktır.

Öyle insanlar olmanız dileğiyle,

Vesselam.

Mehmet Kızılkaya-

 

Share
341 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kürtler İle Barışık Olmak…

    18 Ekim 2017 Yazar Makaleleri

    Kerkük Kürtlerden alındığından beri gerek ana akım medya ve gerekse sosyal medyada adeta bir coşku yaşanıyor. Bu nasıl bir anlayış Allah aşkına… Bu anlayışta olanlara seslenmek istiyorum. Eyyy…Sayın yazar, çizer ve klavyeşörler… Irak’ta Kürtler kaybedince sizin elinize ne geçti? Nedir sizdeki Barzani düşmanlığı? Kerkük’ün  Haşdi Şabi milislerinin eline geçmesiyle Türkmenlere daha çok mu…  haklartanınacak? Bu algı operasyonları ile ne yapmaya çalışıyorsunuz? Bu ırkçı yaklaşımlar ile varılmak istenen nedir? Oluşabilecek...
  • Belediyenin Yükünü Çeken Yardımcılar…

    17 Ekim 2017 Yazar Makaleleri

    Batman belediyesine kayyum atandıktan sonra, hizmetler noktasında çok ciddi değişim ve dönüşümün yaşandığını hepimiz büyük bir memnuniyetle görüyoruz. Tabi doğal olarak hepimiz başkan vekili olduğu için Sayın Ertuğ Şevket Aksoy’u gündeme taşıyor, kaleme alıyoruz. Sayın Ertuğ Şevket Aksoy’un bu başarılı hizmetlerinde yine kendisinin tayin ettiği çok önemli iki yardımcısının da büyük emekleri ve katkılarının olduğunu kabul etmeliyiz. Bu isimler Başkan Yardımcıları Doç. Dr. Sayın Hacı Murat Şahin ve mimar olan Sayın Sabri Aydın’dır… Bu ik...
  • Huzurlu Hayat “Güzel Ahlâk’tan” Geçer

    15 Ekim 2017 Yazar Makaleleri

    Cenab-ı Allah’ın insanlık için gönderdiği kutsal kitap Kur’an-ı Kerim’in ve Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’nın (s.a.v) hedef olarak gösterdiği insanca yaşamın adıdır güzel ahlâk. Ahlâk, Yüce Allah’ın (c.c) insanı yarattığı şeklidir, bozulmamış olan mayadır. Yaratılan insan, kendi fıtratına sahip çıktığı ölçüde ahlaklı kalır. İnsan, yaratılış noktasında diğer yaratılan canlılarla birçok özellikte benzeşmektedir. İnsanları diğer tüm canlı mahluklardan ayıran en önemli bir o kadar da en mükemmel vasıflardan biri de güzel ahlâktır. ...
  • Murat Güneştekin’le Bir Dönem Daha…

    15 Ekim 2017 Yazar Makaleleri

    Cumhurbaşkanı ve aynı zamanda Ak Parti Genel Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, 16 Nisan referandumunda çıkan sonucu beğenmemiş olacak ki, hemen partisinde bazı belediyeler ve il başkanlıklarında değişikliklere gitmeye karar verdi. Tabi referandum sonucunda bahsi geçen belediyeler, istifası istenen belediye başkanları ve il başkanlarının bu sonuca ne kadar etki ettiğini kestirmek biraz zor. Çünkü bu sonuç gerçekten başarısız bir sonuç ise, yada tehlikeli bir sınırdaysa, bunu sadece il başkanlarına yada belediye başkanlarına yüklemek, bence ...