logo

Kahverengi Toprağın, Yani Doğumun, Bereketin Rengidir


Özlem Ağırman
ozlem.agirman@hotmail.com

Demokrasimizin yeniden doğuşunun müjdecisi Kahverengi olsun.

Kendiniz ayağa kalkın önce, herkes için geçerli bir “HAYIR” yapın. Hayır’ın referandumda kazanma ihtimali: Yüzde 25 olduğunu düşünerek bir strateji ve çalışma planına ihtiyacımız var, referanduma kadar akıllıca adımlar atmak zorundayız. Bahsettiğimiz ihtimal sandıklardan %49,9 oranına kadar çıkacak sonuçtur, buna ulaşabilme ihtimalimiz %25. %50’yi geçecek bir ihtimali yaratmak için en az üç kat enerjiyle çalışılması gerektiğini her vatandaşımız bilmelidir.

Ancak gerçekçi, soğukkanlı bir plan bizi her zaman başarıya ulaştırır. Sadece referandumda değil; öyle ki evet – hayır çıkması senaryolarına göre katlı, çoklu stratejiler planlamalıyız. Bu stratejilerin siyasi çatısı en geniş dinamikler, işbirlikleri ile 1923 kuruluş ruhu ile sivil toplum katılımları ile kurulmalıdır.

Bu süreçte hazırlıklarını yaptığımız özgürlükçü anayasanın toplumla paylaşılması da hayati önemdedir. Parlamenter sistemin tek adamlık karşısındaki avantajlarını ve toplumsal faydayı ele alan bir çalışma mutlaka en geniş şekilde topluma referandum sürecinde sunulmalıdır.

En önemlisi halka karşı güven verici şekilde inandığımız gerçekleri paylaşmalıyız. Unutmamalıyız ki bütün sanat eserleri umutsuz durumlarda yaratılmıştır. Halkı umutsuzluğa düşürmek korkusuyla onun ve bizim hoşumuza gidecek şekilde beklentileri yükseltmemeliyiz. Halka gerçekçi yollarla, referandumdan “Evet” çıkacağına inandığımızı ama bunun topluma büyük zarar vereceğini ve bu zararları en uygun dille anlatmalıyız.

Halkın genel eğiliminin “Evet” olmasına inanmak, boş hayallere inanmaktan daha iyidir. Bu gerçek ışığında büyük planlarımızı yapmalı, çok ama çok çalışmalıyız. “Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır. Ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim.” diyen Atatürk bizim yol göstericimizdir. Bugün yaşadıklarımız cumhuriyetin kuruluş yıllarından daha ağır sorunlar değildir. Yapmamız gereken milletin birliğini sağlayacak sağlam, istikrarlı politikalarla millete ulaşmaktır.

Her şeyden önce dolaylı ve yan yollara sapmaktan vazgeçmeliyiz. Yakın tarihimizde bu yollara başvurmak savunduğumuz değerlere katkı sağlamamış, bizi ilerletmemiştir. 367 vekil ve meclisin yeterliliği meselesi gibi bizi milletten koparacak yollara başvurulmamalıdır. Meclisten geçen anayasa değişikliğini şeklen ya da başka eksikleri öne sürerek ANAYASA MAHKEMESİNE götürmeden milletin sandığına gitmeliyiz. Kısa süreli zamandan kazanıyor gibi görünse de bu girişimler gerçekte faydadan çok zarar getirmektedir.

Milletin iradesine, demokrasiye inanıyorsak, sandığa da inanmalı, ona sahip çıkarak örgütlenmeliyiz. Milletin kararlarına kayıtsız şartsız inanmalı, sandığı her şekilde korumalıyız. “Gelecek, umut sahibi olanlar için vaatlerle doludur.” Goethe Bizim yapmamız gereken geçmişin kötülüklerini yaygınlaştırmak değil, geleceğin umudu olmaktır. 74 Yılının CHP seçim stratejileri bu umudun örgütlenmesinin, söyleminin başarısıdır. Bu nedenle halkın daha çok korkutmak yerine, daha çok güven ve umuttan bahsedebiliriz.

“HAYIR” çıkma ihtimalini %25 görerek nisan ayına kadar gece gündüz ayrımsız bütün örgütleri, sivil toplum kuruluşlarını halka göndermeliyiz. Bu halkla selamlaşmak düzeyinde olmamalıdır, esnaf ziyaretleri gibi geçici karşılaşmalar örgütlenme olarak kabul edilemez. Kalıcı örgütlenmelere, yönelmeli, gittiğimiz yerlerde sivil toplumun sosyal haritasını çıkararak işbirliği yapacağımız kişi ve toplulukları bu kampanyaya ortak etmeliyiz.

Sandığa gitmezler ve referandumda evet verirler ise ne kaybedeceklerini millete çok anlaşılır bir dille anlatmamız, olumlu sonuç üzerine hayal kurmamamız gerekir. Siyasetin görevi gelişen her yeni durumu ele alan ana başlık ve alt başlıklarda strateji üretmektir. Bu sonsuz sayıda strateji anlamına gelse bile. Biz sadece bi yıllık değil onlarca yıllık planlarımızı çalışmaya dökecek stratejiler üretmeli, bu stratejileri uygulayacak kadrolar oluşturmalı, örgütlenmeliyiz.

Kaybetmekten korkmamalıyız, onca seçim kaybettik, bu bizim ya da düşüncelerimizin yanlış olduğunu göstermez. Gerekirse bir de referandum kaybederiz ama referandumdan evet çıkması halinde asıl halkın kaybeden olacağını çok iyi dille anlatmalıyız. Bugünü düşünen politikalar üreten siyasetçiler olmak bize yakışmaz. Bütün örgütler, sivil toplum referanduma kadar parti ya da grup hesabı gibi değil milletin hesabı gibi çalışmalı, her kötü ihtimal, sonuç göz önüne alınmalıdır. Bir sonraki, daha sonraki seçimi, ya da geleceği düşünecek şekilde temel örgütlenme modelleri geliştirip, iç demokrasimizi geliştirmeliyiz.

“YAPAMAZLAR”, “GEÇEMEZLER”, “SATTIRMAYIZ” gibi iddialı sloganlar yerine, yaparlarsa neler olacağını tatlı bir dille millete anlatmalıyız. Şunu hatırlayalım, bir seçim öncesi Turgut Özal ve Necdet Calp köprüyü sattırmam tartışmasına girmişlerdi. Köprünün satıldığı gibi sonrasındaki Ak Parti iktidarında çok daha pervasız biçimde değerlerimiz satıldı. Yaptırmam, sattırmam modeli muhalefet bize hep kaybettirdi, bunun yerine geçebilecek bir anlatım modeli, bu eylemlerden halkın neler kaybettiğini, çok iyi örneklerle anlatmaktır.

Yaptılar, geçtiler, sattılar. O zaman büyük iddialarla konuşmak, boş sloganlar üretmek yerine alternatif modellerde politikalarla halk yararına olacak politika yapmayı tercih edip halka yakın olmalıyız. Onun bir meseleden en rasyonel fayda sağlamasının veya kaybetmesinin nasıl olduğunu çok iyi düşünmeli, hesaplamalıyız.

Bu referandumda yapmamız gereken tam da budur. Meclisten geçirmeyiz, sandıkta yaptırmayız gibi çıkışlar yerine daha açık şekilde sonuçlara odaklanıp çalışmalarımızı koordine etmeliyiz. Bugün de referandumdan “EVET” çıkabilir gerçeğiyle daha şimdiden yüzleşerek, bunun ve geleceğin gereklerini iyi ele alan bir referandum stratejisini hayata geçirmeliyiz. Sandıkları açıldığında kötü sonuçla yüzleşip şaşırmak yerine bugün yüzleşip, şaşırıp, üstelik korkarak çalışmalıyız.

Moraller zaten bozuk, toplumun duygusu en dipte. Milletle gerçekleri en açık şekliyle konuşarak yüzleşmek zorundayız. Bizim derdimiz millet. Onun korkusunu artıracak yollara başvurmak bize referandum kazandırmaz. 30’larda sol ideoloji ve grupların devletin yaptığı kötülükleri sıralayarak halkı yanına çekme teorileri çoktan iflas etti. Halk bizden geleceği ile ilgili daha gerçekçi sözler, samimiyet ve projeler bekliyor. Bunları yapmadan daha çok seçimler ve referandumlar kaybeder, üstelik de halkı suçlarız bu sonuçlardan dolayı.

Topluma “HAYIR” çıkacak diyerek umut tacirliği yapmak bize hiç kazandırmaz. “EVET” çıkınca hayat nasıl kararacak bunu anlatmalıyız. Karar yetki milletin, buna samimiyetle inanmalıyız, küçük oyunları ve entrikaları toplum çok çabuk fark ediyor. Bütün bunların üstüne karşımızda devasa bir kara propaganda ağı var, bu ağ anında olanları ülkenin her yanına yaymaktadır.

Umut halkta bizde olduğundan çok daha fazla şekilde var, “EVET” çıkarsa ne olurun gerçekleri onları uyandıran etkide olacaktır. Biz millete gider onları olacaklar konusunda uyarırsak vicdanen rahat oluruz, millet uyanır, buna da bütün kalbimizle inanıyoruz. Parti ve başka ayrımlara takılmamalıyız. Referandumda tek sonuç var. Bunu unutmamalıyız, %49,9 bile kaybettiğimiz anlamına gelir.. Topyekün “HAYIR” demeli, inancımızı %50 ve üzerine odaklamalıyız. Bunu da akıl ve zihnimizin bize sağladığı yaratıcılığı kullanarak başarmalıyız.

Ülkenin en yaratıcı ekibini toplayıp onların hazırlayacağı sıcacık bir kampanya ile halka gitmeli, ülke içinde ve dışında sanatçıları olacaklara karşı harekete geçirmeliyiz. Gençlerin bu kampanyada yanımıza çekmek hayati önemdedir. Gezi ruhunu kampanyanın içine taşırsak onların yaratıcılığı bize değer katacaktır.

Seçsis ve seçimlerde hile meselesine çok odaklanmamalıyız. Bunlarla arka planda partinin hukuki birimleri gerekenleri yapacaktır. Biz yeneceksek hileyi de yenmeliyiz, hileleri yaygınlaştırarak motivasyon kaybına uğrarız. Sandığa gömecek oranda “HAYIR” hedeflemeliyiz.. Futbol diliyle hakem karşı takımı tutuyorsa biz gerekirse ceza sahası dışında çakarak golümüzü atmalıyız.

Yapacak şey çok açıktır, fark yaratmak, samimi olmak, halka güvenmek ve bıkmadan, sabırla çalışmak. Hem de 7/24 özenle ve tüm toplumu harekete geçirerek .Bu parti seçimi değil, ülkemizin geleceğinin seçimi. Işıklarınızı söndürmeden çalışmalıyız. Sivil toplumla birlikte barışçıl, güler yüzlü “HAYIR” eylemleri planlamalıyız. Karanlığın arttığı yerlerde karanlığa bir ışık yakmalı, bir ıslık çalmalıyız.

Özlem AĞIRMAN

Share
2057 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bölge Hastanemiz Ne Kadar Sağlıklı…

    06 Ağustos 2017 Yazar Makaleleri

    Bulunduğu konum ve yüklendiği görev itibariye sağlık sektörünün lokomotifi konumunda bulunan Batman Bölge Hastanemizin işleyişiyle ilgili olası tıbbi hataların önüne geçmek ve hasta memnuniyetini kabul edilebilen standartlara taşıyabilmek için insan faktörlü sistemsel sorunların düzeltilmeye ihtiyacı bulunduğu aşikârdır. Sağlık hizmeti sunan kurumlarda görev alan yöneticilerin ve personellerin görevlerini ifa ederken kendilerinden beklenen en temel husus, üstlendikleri bu görevlerini en mükemmel şekilde icra etmeleridir. Sağlık sektörü ol...
  • Biraz Mola Zamanı…

    05 Ağustos 2017 Yazar Makaleleri

    Zaman zaman yaşadığınız yerden uzaklaşmak, yeni yerler görmek, yeni insanlarla, doğayla tanışmak,  kısacası değişik bir atmosfere girmek insana iyi geliyor… Fırsat buldukça bunu yapmaya çalışıyorum. Çünkü gerçekten iyi geliyor. Hem beyninizi, hem ruhunuzu, hem de fiziki özelliklerinizi dinlendirerek deyim yerindeyse kendinizi bir bilgisayar gibi resetliyorsunuz… Böyle bir durumu yaşamak sağlık açısından da çok önemli… Ben buna tatil demiyorum, sadece ‘dinlenme’ veya ‘mola zamanı’ diye değerlendiriyorum. Şimdi bende biraz dinlenme...
  • Kadim Şehirlerin Yuvası “Kudüs”

    31 Temmuz 2017 Yazar Makaleleri

    Kadim şehirlerin yuvası Kudüs! Ortadoğu da bulunan dünyanın en eski kutsal şehirlerinden birisidir. Bu kutsal şehrin adı olmaktan çok birçok anlamı kendi içinde barındırır. “Kudüs” kadim ve kutsal şehirlerinden arasında en güzelidir. Bu kadim ve kutsal şehrin güzellikleri her hali ile kendisini belli eder. İşte bu kutsal, bu özel, bu sıcak bir o kadar da kadim olan şehir Kudüs’tür. “Kudüs” duaların göğe yükseldiği, insanlığın, medeniyetin ve umutların filizlenip bütün coğrafyayı kapladığı kutsal adıdır. Umutların canlandığı, insanların...
  • Vali Beyin Terör Vurgusu…

    30 Temmuz 2017 Yazar Makaleleri

    Geçtiğimiz Cuma günü valimiz Sayın Ahmet Deniz’i makamında ziyaret ederek Batman kamuoyunu yakından ilgilendiren birçok konu hakkında fikir alış verişinde bulunduk. Sayın valimiz her zamanki gibi samimi, içten ve doğal kişiliğiyle, sorduğum birçok soruya çok net ve açık cevaplar verdi. Sayın Ahmet Deniz’le yaptığım görüşmenin ana gündem maddesi ve en çok üstünde durduğu ve basa basa vurguladığı konuların başında, terör konusu geliyordu. Sayın Ahmet Deniz, ülkemizin ve özellikle bölgemizin en can alıcı sorunu olan terör örgütlerini yok ...