gap başlık
izgi-otel-yeniii-2

logo

İNSANLARIN EN SEVİMLİ OYUNCAĞI: YALAN!


Mehmet Kızılkaya
mehmetkizilkaya@batmangapgazetesi.com

Düzenbazlık, yalan ve ihanet, dürüst olacak kadar zekâsı olmayan ahmakların işidir.

Yalan, insan kişiliğinin canavarıdır!

Ne yazıktır ki, insanlar onu kendilerine en güzel ve en sevimli oyuncakları olarak seçmiş bulunmaktadır. Bilmezler ki, Yalan; Kendilerinde var olan tüm güzellikleri, ahlakı, edebi ve onlarla beraber olan her ne varsa hepsini onlardan alıp götürdüğünü. Yerini ahlakın, edebin, güzelliklerinin kalmadığı yoksul bir beden ve satılmış bir ruh alır.

Hakikatle bağı gevşeyen her insanın yalanlar içerisinde yüzmeyi kendilerince başarılı bulurlar. Bilmezler ki, yalanla yol alanın yaşamı doğrulukla sonlanmayacağını. Yalan, bedende ruhta ve damarların içinde dönmekte olan kanın içerisine akıtılmış zehrin tam da kendisidir.

Yalan konuşan insanın konuşmalarında kendilerince yalan konuştuklarının içerisinde az bir noktada da olsa hakikatın var olduğu düşüncesi yatmakta olduğunu görebilmekteyiz. Lakin bunun tamamen bir aptallıktan ibaret olduğu hem bilinmekte hem de görülebilmektedir.

Yalanın mumuyla hiç kimse aydınlığa kavuşmamıştır.

Yalan konuşan insanlar kendi dünyalarının içinde birer öfke patlaması yaşadıkları gözlemlenmiştir. Bu öfke patlamasıyla karşısındaki insanlara hücum edip büyük bir zafer kazandıklarının anlamını çıkarmakla beraber o yalanın onlara kalkan olduğunu ve onları daima mutlu ettiği düşüncesi görülmektedir.

Yalan konuşan insanlar yalan konuşmaya asla doymazlar. Yalan bazı insanlar için yaşamın bir parçası haline gelmiş. Yalan konuşan her kişi yalana her zaman açtır. Yedikçe daha çok yemek ister. Bununla birlikte kendisini daha güçlü hisseder ve o yalanla bütünleşerek kendi dünyasında ve herkesin gözünde daha da yükseldiği hissi oluşur. Eksiltmeye çalışanlara karşıda büyük bir savaş ve mücadele verir. Yalan konuşan kişiler hakikatlerin ışığından asla faydalanmak istemeyen kişilerdir. Onlar, yalanla bütünleşmiş ruhsal bozukluğu yaşamakta olan kişilerdir. Yalan söyleme alışkanlıkları karater bozukluğu olduğu kadar bir kişilerarası iletişim sapkınlığıdır da.

Yalan, kalbin ve yaşamın manevî hastalığıdır. Bu hastalığa yakalanan her insan yaşamının hiçbir noktasında güzel günlerle beraber olmayacaktır. Yarınları, içerisinde bulunduğu zamanları ve geçmişi asla güzelliklerle donatılmamıştır donatılmayacaktır. Çünkü yalanla yol alanın kalbi ve beyni çürüyerek yaşamına son vermektedir. Kalbi ve beyni çürüyenin yaşamı sonlanmıştır.

Yalanın hükmü, İslâm dini olarak yalanı haram kılmış ve şiddetle yasaklamıştır. Dinimizde yalan bütün kötülüklerin anası olarak kabul edilmiş ve insanların kesinlikle sakınması gereken manevî hastalıklardan biri olarak nitelendirilmiştir.

Bir insan belki hasta olabilir, belki korkak olabilir, belki cimri ya da kötü de olabilir, belki zengin, belki fakir de olabilir ama asla ve asla yalancı olmamalıdır.

Kutsal Kitabımız Kur’an-ı Kerimde yalanın kötülüğünü belirten ve yalandan sakınmayı tavsiye eden bir çok ayet bulunmaktadır.

Cenab’ı Allah: “Ey Müminler! Allah’a karşı gelmekten sakının, doğru söz söyleyin.”,” … yalan sözden kaçınınız.”,”… Allah, yalancı ve nankör olan kimseyi doğru yola iletmez.” buyurmaktadır.

Unutulmamalıdır ki,

Kur’an-ı Kerim’den de anlaşıldığına göre, yalan, kafir ve münafık sıfatıdır.

Yalan, küfrün en önemli esaslarından, nifakın en bariz olan alametlerinden, Allah’ın bildiğine muhalif iddiada bulunmanın kendi adıdır.

Yalan, günümüzde çok yaygın olarak işlenen en büyük günahlardan birisidir. Yalanı meşru göstermeye çalışmakta ahmaklığın tam da kendisidir.

İnsan kendisini bu manevi hastalıktan koruması gerekir. Çocuklar daha küçük yaşlarından itibaren doğru sözlülüğe alıştırılmalı, yalanın zararlarını kendilerine anlatılmalı ve onlarla konuşulmalıdır.

Küfrün en önemli esası, nifakın en bariz alameti, Yüce Allah’ın bildiğine muhalif iddiada bulunmanın adı olan yalandan kaçanlardan olmanız ve öyle temiz nesiller yetiştirmeniz duası ve dileğiyle…

Hepinize hakikatin bol olduğu yaşamlar diliyorum.

Share
421 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • NERDEN BAŞLASAK?

    10 Aralık 2019 Yazar Makaleleri

    Üniversite mezunu kardeşim iş bulamazken, asgari ücretli kardeşim kira derdindeyken, emekli vatandaş masraf olmasın diye alışveriş merkezlerinden uzak dururken, seçtikleri vekiller devlet hazinesini diledikleri gibi kullanmaktadırlar. 2020 lira olan asgari ücrete yapılacak zam tartışılırken, vatandaşın ‘Vekil’ seçtiğinin maaşına en az bir asgari ücretli maaşı kadar zam yapılmaktadır. Asgari ücrete, çalışana, emekliye verilecek 3-5 kuruşluk zammın ekonomiyi olumsuz etkileyeceği söylenirken, hiçbir vekil kendilerine tanınan ayrıcalıklara ve ha...
  • HAYATIN ŞİFRELERİ, UZLAŞAMAMAK…

    09 Aralık 2019 Yazar Makaleleri

    Uzlaşmak veya uzlaşamamak. Aslında gerçekten uzlaşmayı istiyor muyuz? Uzlaşmak Bugünlerde politikacıların en fazla kullandığı sözcüklerden biri de uzlaşma oldu galiba. Kime sorarsanız sorun uzlaşmanın iyi ve yararlı bir şey olduğunu, hatta kendisinin de uzlaşmacı birisi olduğunu savunacaktır. Ama aslında ne kadar uzlaşabiliyoruz? Uzlaşmayı gerçekten biliyor muyuz? Bu soruların yanıtlarını dürüstçe vermeye kalkarsak, sanırım pek azımız olumlu yanıtlar verebilecektir. Öncelikle uzlaşma dediğimiz şeyin ne olduğunu anlamaya çalışalım...
  • İSTANBUL’DA BATMAN TANITIM GÜNLERİ…

    08 Aralık 2019 Yazar Makaleleri

    5-8 Aralık tarihlerinde yenikapı etkinlik alanında gerçekleştirilen tanıtım günleriyle ilimizin kültürü ve yöresel ürünleri Istanbul'da görücüye çıkarıldı. Batman'ın tüm yönleriyle tanıtılmaya çalışıldığı etkinlik'te amaçlanan faydaya ulaşabilmek belki de uzun bir vadede kendini hissettirecektir. Ancak katkısının uzun vadeye yayılmasına bakılmaksızın yapılan bu tanıtımın sadece ilimize değil bölgemize de olumlu katkıları olacaktır. İstanbul'lulara ilimizin sadece kültürünün ve yöresel ürünlerinin değil aynı zamanda misafirperverliğinin...
  • BATMAN BÜROKRASİSİNDE EGEMEN OLMAYA ÇALIŞAN BAZI VAKIFLARA DİKKAT…

    03 Aralık 2019 Yazar Makaleleri

    15 Temmuz 2016 yılında FETÖ tarafından sahnelenen hain darbe girişiminden sonra ortaya çıkan tabloyu kendi lehine değerlendirmek isteyen farklı vakıf, sendika ve cemaatlerin, bürokrasiyi ve siyaseti ele geçirme isteği toplum tarafından hassasiyetle takip edilmektedir. Paralel yapılanmanın ortaya çıkarılmasıyla birlikte hükümetin bu yapılanmaya karşı başlattığı operasyonlar sonrasında ortaya çıkan boşluklara kendi yakınlarını yerleştirmeye gayret eden farklı vakıf ve cemaatlerin, hükümete ve devlete karşı yeni bir yapılanmanın içine girme ola...