gap başlık
izgi-otel-yeniii-2

logo

30 Temmuz 2019

CUMHURBAŞKANI SAYIN ERDOĞAN’A AÇIK MEKTUP…


Mansur Obut
mansurobut@mynet.com

Yazdığım bu mektup size ulaşır mı, okurmusunuz bilemiyorum ama ben bir umutla okuyacakmışsınız gibi size bu mektubu yazmak istedim.

Keşke imkanınız ve zamanınız olsa da, sizinle yüz yüze şöyle hem eleştirilerimi, hem önerilerimi hem de beklentilerimi bire bir anlatma şansım olsaydı…

Bu mektubumda size herkesin anlattığı ekonomideki sorunlar, işsizliği, dış politikayı, eğitimdeki başarısızlığı vs. anlatmayacağım.

Sayın Cumhurbaşkanım;

Öncelikle bir birey olarak, bir aydın olarak, bir vatandaş olarak, bir gazeteci olarak, bir baba olarak, hem bizzat yaşadığım olayları size aktarmak, hem de halkın istek ve talepleri doğrultusunda bize ulaşan şikâyetleri şahsınıza iletmek istiyorum.

Bunları yazarken de elimi vicdanıma koyarak kimseye de haksızlık etmemek için vicdanımın sesine kulak vererek yazdığıma da emin olabilirsiniz…

Sizden ilk ricam, yapacağınız her toplantıda siyasilere, bakanlara, milletvekillerine, belediye başkanlarına, il teşkilatlarına, üst düzey kamu kurum yöneticilerine şunu tembihleyin; ‘Hiçbiriniz Recep Tayyip Erdoğan değilsiniz, siz bizlerin eksik kalan yönlerini tamamlamakla görevlisiniz.

Vatandaşlarımıza devletin babacan şefkatiyle, sevgi dolu, mütevazı, kibirden uzak, vatandaşın sofrasında oturan,  mezarlık ziyaretleri yapan, halkı dinleyen, esnaf ve pazar ziyaretleri yapan, kadınlara ve gençlere değer veren yani kısacası halktan biri olduğum yönlerimi örnek alın’ demenizi bekliyorum.

Çünkü maalesef öyle bir ortamdayız ki, sizin görevlendirdiğiniz birçok etkili ve yetkili olan her partili, kendini sizin yerinize koyuyor ve hem de sizin en kötü yönlerinizi örnek alarak caka satıyor. Olmaz, olmamalı…

İsmini vermeyeceğim ama bizzat yaşadığım bir olayda da iş yaptığımız Ak Partili bir belediye başkanına 1.500 Kilometre yol kat ederek, derdimizi anlatmayı ve çözüm bulmayı umut ederek gittiğim görüşmede; Allah şahidim olsun ki, sanki babasının malını yemişiz gibi öyle asık suratlı bakışları, ‘ne hoş geldiniz, ne ne içersiniz’ demeden 2 dakikada bizi dinlemeden, kendi görüşlerini söyleyerek hemen başından saldı ve bizi yardımcısına yönlendirdi.

O yardımcı da maalesef ne telefonlara çıkıyor, nede randevu veriyor…

Başka bir örnek daha vereyim; toplumun sorunlarını paylaşmak üzere 3 ay önce valilik makamından randevu talep etmemize rağmen özel kalem müdürlüğü tarafından; “Sizinle beraber randevu talep eden başka gazeteciler de var, eğer size uygunsa hep birlikte sizleri alacağız, size ancak öyle randevu verebiliriz…” diye bir cevaba muhatap kalıyoruz.

Sayın valimizin bilgisi dışında verildiğine inandığım bu cevapla aslında beşeri sistemdeki aksaklıklar ile yönetim anlayışında ki eksiklilerin ivedilikle değiştirilmesinin önemi güncelliğini koruyor, gerektiğini anlatıyor bizlere…

Takdir edersiniz ki sayın valiyle diyalog kurmak, sorunları paylaşmak, devletin hizmetlerini öğrenip kamuoyunu bilgilendirmek gazeteciler olarak en önemli görevimizdir.

Aranması gereken cevap ise bir gazeteci ilgili makamlarla görüşme sağlayamıyorsa toplum devletle nasıl iletişime geçecek? ‘İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın’ anlayışının hâkim olması için başta devlet büyüklerimizin sonra da bizlerin daha fazla çaba sarf etmesi gerekiyor.

Sayın Cumhurbaşkanım;

Bir başka konu yine başıma geldiği için söylüyorum; büyük oğlum adalet bakanlığının Diyarbakır ilinde açmış olduğu kâtiplik sınavını, yüksek derece yaparak kazandı. 38 kişi alınacaktı, 36 kişi yüksek dereceyle başarılı oldu ve oğlumu maalesef mülakatta elediler.

Devlet kayıtlarında kim olduğumuz, neci olduğumuz belliyken bu çocuğun geleceğiyle, hayatıyla oynayanlara ne diyeceğiz? Nasıl af edeceğiz?

Bunları neden yazdım; başta da belirttiğim gibi benim başıma bunlar geliyorsa, kim bilir sesini duyuramayan, yazamayan, korkan yada çekinen nice insanlar olduğunu ifade etmeye çalışıyorum.

İşte bu gibi etkili ve yetkili isimler, bizi Ak Partiden uzaklaştırıyor, soğutuyor, kalbimizi ve gönlümüzü kırıyor. Bu tip yöneticiler ve siyasiler yüzünden Ak Parti oy kaybı yaşıyor…

Sayın Cumhurbaşkanım;

İçim o kadar dolu ki, hatta bazı isimlere karşı o kadar öfkeliyim ki, Allah’tan dileğim bir an önce başka insanlar mağdur edilmesinler diye onları görevden almanızdır.

Kendini sizin yerine koyan, yani deyim yerindeyse sokak jargonuyla; ‘buranın Recep Tayyip Erdoğan’ı benim, heyyt varmı lannn bana yan bakan’ diyenleri bu partiden, bu bürokrasiden uzaklaştırmadığınız sürece hem şahsınız, hem partiniz kan kaybetmeye devam edecektir.

Eğer böyle bir takdir kullanacaksanız, onların yerine de, gerçekten hak’kı hukuku, adaleti, işinin hakkını veren, halkın menfaat ve çıkarlarını düşünen, iş yapan, sorun çözen, halkın gönlüne giren, mütevazi, samimi ve liyakat sahibi yeni isimleri lütfen görevlendirin.

Bunu lütfen yapın, çocuklarımızın, gençlerimizin ve ülkemizin geleceği için bu söylediklerimi lütfen dikkate alın.

Sayın Cumhurbaşkanım;

Elbette ilimiz, bölgemiz ve ülkemizin diğer sorunları ve konular hakkında çok sayıda yazabileceğim görüş ve önerilerim. Ama inşallah bir gün karşılaşırsak yada görüşebilirsek ve duymak istediklerinizi değil, size gerçekleri, doğruları cesurca anlatacak birine ihtiyaç duyarsanız, ben buradayım.

Selam ve saygılarımla…

 

Share
2142 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • BATMAN BÜROKRASİSİNDE EGEMEN OLMAYA ÇALIŞAN BAZI VAKIFLARA DİKKAT…

    03 Aralık 2019 Yazar Makaleleri

    15 Temmuz 2016 yılında FETÖ tarafından sahnelenen hain darbe girişiminden sonra ortaya çıkan tabloyu kendi lehine değerlendirmek isteyen farklı vakıf, sendika ve cemaatlerin, bürokrasiyi ve siyaseti ele geçirme isteği toplum tarafından hassasiyetle takip edilmektedir. Paralel yapılanmanın ortaya çıkarılmasıyla birlikte hükümetin bu yapılanmaya karşı başlattığı operasyonlar sonrasında ortaya çıkan boşluklara kendi yakınlarını yerleştirmeye gayret eden farklı vakıf ve cemaatlerin, hükümete ve devlete karşı yeni bir yapılanmanın içine girme ola...
  • İNSANLARIN EN SEVİMLİ OYUNCAĞI: YALAN!

    01 Aralık 2019 Yazar Makaleleri

    Düzenbazlık, yalan ve ihanet, dürüst olacak kadar zekâsı olmayan ahmakların işidir. Yalan, insan kişiliğinin canavarıdır! Ne yazıktır ki, insanlar onu kendilerine en güzel ve en sevimli oyuncakları olarak seçmiş bulunmaktadır. Bilmezler ki, Yalan; Kendilerinde var olan tüm güzellikleri, ahlakı, edebi ve onlarla beraber olan her ne varsa hepsini onlardan alıp götürdüğünü. Yerini ahlakın, edebin, güzelliklerinin kalmadığı yoksul bir beden ve satılmış bir ruh alır. Hakikatle bağı gevşeyen her insanın yalanlar içerisinde yüzmeyi kendilerin...
  • BATMAN ÜNİVERSİTESİ VE VALİ HULUSİ ŞAHİN’DEN BEKLENTİLER…

    12 Kasım 2019 Yazar Makaleleri

    Her hafta ilimizin güncel ve siyasi sorunlarına değinerek yaşadığımız şehrin eğitimsel, toplumsal, kültürel ve diğer gerçeklerini hakkaniyet ölçüsünde ortaya koyarak hemşerilerimizin ve devlet büyüklerimizin yerel konulara odaklanmasına özen gösteriyoruz. Özellikle genç, dinamik, ufku geniş ve katılımcılığı önemseyen bir valiye sahip olmamız, başarıya susamış bir şehrin ve büyük hedefleri olan gençlerimizin yarınları için büyük bir şans olarak kabul edilmelidir. Malumunuz olmak üzere üniversiteler bulundukları şehirlerde adeta bacasız bir...
  • GENÇELERİMİZE AÇIK MEKTUP…

    10 Kasım 2019 Yazar Makaleleri

    Zaman zaman gazete arşivime bakar ne zaman neler yazdığımı, nasıl haberler yaptığımızı gözden geçiririm… yaklaşık 2 yıl önce yazdığım bir yazı gözüme ilişti ve bu makalemi tekrar yayınlama gereği duydum…   Sevgili Gençler… Tarih sayfalarına baktığımızda genelde bir babanın oğluna; eşlerin birbirilerine, bir annenin evladına,   bir çocuğun babasına, bir kanaat önderinin kendi camiasına, bir alimin kendi ümmetine yada bir bilgenin insanlığa bıraktığı müthiş anlamlı nasihatlerini, mesajlarını görürsünüz ve okursunuz… Bende sizl...