logo

Bu Oyun Ve Saldırılar Hiç Durmadı – 3


İhsan Pınar
ihsan@batmangapgazetesi.com

Allah yoktur ve Muhammed filozoftur diyen milletvekilinden, Hıristiyanlık İslam’a göre daha iyidir diyene; din afyondur ve ilkel kavimler için gereklidir diyenden, insanlık bir gün Allah’ı yenecektir diyene; asıl Allah değil, ben olmasaydım Allah olmazdı diyenden, ezan ve ibadetler Türkçe olmalı diyene; modern insan asla Âdem ve Havva yalanına inanmamalıdır diyenden, insan maymundan türemiştir diyene kadar pek çok zihniyette bakan, başbakan, milletvekili, siyasetçi, sanatçı, filozof cinsinden zavallı gördü bu Millet ve bu topraklar…

Özgürlük ve kurtuluşumuz için yola çıktıklarını ve siyaset yaptıklarını iddia edenlerden, “ Ben Allah’ı yendim; Keşke bu halk Hıristiyan olsaydı; Din – İslam bizi geri bırakmıştır, bu dini terk etmedikçe bu halk özgürleşemez; Devletsiz, patronsuz, karısız ve kocasız, özgür eş yaşamlı bir toplum zamanı gelmiştir…” diyenlere kadar…

Batı insanı sanayi, teknoloji ve iletişimde çalışmalarını sürdürürken; bizim ilerici ve çağdaşlarımız, İslam’a, geçmişlerine ve değerlerimize saldırı ve hakaretleri bir marifet sanarak,  bunu kendilerine vazife edindiler. Hatta İslam’a karşı haddini aşanlar her türlü desteği görüp, makam ve şöhretle taltif edilirken; dinini yaşamaya gayret eden Müslümanlar ağır baskı ve tecritlerle sindirilmeye çalışıldı. İslam’a ve Müslümanlara hakaret ve saldırılar, ‘ Özgürlük ve çağdaşlık’ gibi gösterilerek, ilerlemenin basamakları olarak kabul edildi.

Batı, kendi aralarında barışıp, ortak yaşam projeleri geliştirirken; bizim aramıza soktukları ırkçılık, ulusçuluk, partizanlık, mezhep kışkırtmaları… Gibi virüslerle, bizleri olabildiğince parçalara bölüp çatıştırmaya çalışmaktadırlar.

Dünyada ve özellikle İslam âleminde olan bütün çatışma ve fitnelerde, batılı emperyalistlerin parmakları vardır. Müslümanların başına bela edilen bütün diktatör, Kral ve örgütlenmeler, batının işbirlikçileridirler. Bütün askeri darbeler, batının bilgisi ve desteğiyle yapılmaktadır. Ve batının desteğiyle iktidara gelen diktatör ve krallar, İslam’ın ve kendi halklarının aleyhine iktidarlarını borçlu oldukları emperyalistlerin çıkar ve emirlerine hizmet etmektedirler.

Toprakları işgal edilen ve her gün katledilen Müslüman Filistinlilere karşı; Mısır, Suudi, Kuveyt ve ABE yöneticileri işgalci, katil İsrail’i desteklemektedirler. Fakir ve aç insanlara, dünyadaki mazlum Müslümanlara, kendi ülkesindeki fakirlere 1 milyar yardımdan kaçınan Suudi kralı,  daha önce 750 milyar dolarlarına el koyan ve şimdilerde borç krizine giren Amerika’ya ‘ Silah alımı’ kılıfı altında 360 milyar dolar bağışta bulunmaktadır. Amerika Başkanının isteği üzerine Mısır, Suudi, Kuveyt ve ABE… Batının kirli emellerine hizmet etmek istemeyen komşuları, ırkdaşları ve dindaşları! Katar’a karşı ortak cephe alarak ellerinden gelse boğacaklar…

Dünya imtihan yeridir ve Allah Adaletle hükmeder. Batıda yetişen ve yaradılış özünü kaybetmeyen temiz yüreklerin İman etmesi gibi; Allah’ın rızasına ve cennetine layık olmayan bizim artıkların da bize ve inancımıza bu şekilde saygısızca, şiddet ve iftiralarla saldırmaları, herkesin layık olduğu tercihte bulunmasının sonucudur.

Dünya var oldukça Hak ve batıl mücadelesi de olacaktır. Bu mücadelede herkes layık olduğu safta yerini alacaktır. Kimi dünyadaki bütün esaret zincirlerini kırarak Allah’a kul olacak ve iyilik yolunda ilerleyecektir. Allah’a itaat ve ibadeti kibirlerine yedirmeyen bazı nasipsizler de; batılı ağababalarına,  paraya, makama, şehvete ve şöhrete, güç ve korkuya, parti ve ideolojilere, lider dediği kendisi gibi kullara kul olacaktır.

Bütün bunların farkında olarak Hak ve Adalet yolunda, Allah’a itaat ederek, insanlığa hizmet eden temiz kalplilere SELAM olsun…

İhsan PINAR

Share
932 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • “Uydurulan Din” Uydurukçularına Reddiye – 2

    18 Şubat 2018 Yazar Makaleleri

    Toplumumuzda anlatılan meşhur bir hikâye var: Adam, uzun süre görmediği askerlik arkadaşını ziyarete gider. Günün güzel yemeklerinden nohut yenildikten sonra sohbete başlarlar. Bir ara ev sahibi gayri ihtiyari gaz kaçırır. Batı toplumlarında ve Tıpça da bir rahatlama olarak normal görülen gaz çıkarma, her nedense bizde hoş karşılanmaz ve ayıplanır. Ev sahibi bu mahcubiyetle küçük oğluna bir tokat atarak “Ayıptır oğlum, bir daha yapma!” diyerek çocuğu azarlar. O günün çocukları bugünün çocukları gibi yetiştirilmediklerinden “ Ne vuruyor...
  • Yaşanılan Çağın En Etkili Hastalığı “EGO”

    16 Şubat 2018 Yazar Makaleleri

    Yaşadığımız çağın en büyük ve en etkili hastalığı EGO’dur. Freud’un sözüyle, “EGO, şahlanmış bir at üzerindeki şovalye gibidir.” EGO, bencilliğin anasıdır. Kişinin kendi çıkarını ve yaşamını göz önünde bulundurması durumudur. Kişi ve kişilerin rahatlığa ve doyuma ulaşması için her yolu mubah görmekte olanların durumudur. EGO sahibi insanlar, kendi hayatlarının her noktasında gereğinden fazla acılar ve omuzlarına gereğinden fazla yük bindirenlerdir. EGO, insan yaşamının her noktasında yıkıcı bir durum teşkil etmektedir. EGO, yaşanılan çağı...
  • Batman’da AK Parti ve Seçmenlerle İletişim…

    12 Şubat 2018 Yazar Makaleleri

    Siyasi görüşleri paylaşan kişilerin bir ülkenin yönetiminde söz sahibi olmak üzere kurdukları örgütlere Siyasi Parti denir. Tüm şehirlerde teşkilatlanarak örgütlenmelerini tamamlayan siyasi partiler ülke yönetiminde neden söz sahibi olmaları gerektiğiyle ilgili propagandalar yaparak bütün seçmenleri bilgilendirmek zorundadırlar. Kılcal damarlara kan taşıyan kalbin vücuttaki organları beslemesi  gibi siyasi partiler de sistematik olarak seçmene ulaştıklarında başarıya ulaşma şanslarını göreceli olarak artırmaya başlarlar. Hepimiz çok iy...
  • Bir Kazanın Ardından…

    11 Şubat 2018 Yazar Makaleleri

    Zamanla yaşanan tecrübeler insana çok şey öğretir. Halkını ve insanlığı düşünüp bu tecrübelerden ders alanlar; eksikliklerini tespit edip bu doğrultuda kanun ve yasalarını güncelleştiren halklar, ülkeler kalkınırlar. Ama maalesef toplum olarak da, devlet olarak da yaşananlardan dersler çıkarmıyor, canımız yanmadan ses çıkarmıyoruz. Her şeyin düzeltilmesini ve mükemmelliği devletten ve idarecilerden bekliyoruz. Ama devleti yöneten idarecilerin aramızdan çıktığını hep göz ardı ediyoruz. Evet, esas sorumluluk devleti idare edenlere aittir am...